Sarp'ın sorusu havada asılı kaldı: "Bir şans daha verir misin?" Cevap vermek için acele etmedim. Çünkü bu soru, hayatımın en önemli sorusuydu. Cevabım, sadece bugünü değil, yarını da belirleyecekti. Sokağın ortasında, Toronto'nun soğuk rüzgarında, karşımda duran adama baktım. Onu seviyordum, evet. Ama sevmek yetmezdi. Sevmek, bir ilişkiyi yürütmek için tek başına yeterli değildi. Güven gerekiyordu, saygı gerekiyordu, özgürlük gerekiyordu. Ve Sarp bunların hiçbirini verememişti. "Sarp," dedim, sesim sakindi. "Sizi seviyorum. Ama bu yeterli değil. Siz beni sevdiğinizi söylüyorsunuz, ama sevginiz beni boğuyor. Beni kontrol ediyorsunuz, beni şekillendiriyorsunuz, beni kendi eseriniz haline getiriyorsunuz. Ve ben, sizin eseriniz olmak istemiyorum. Kendi eserim olmak istiyorum." "Asena..." "

