O gece daireye döndüğümde kapının önünde bir kutu daha vardı. Bu kez kutu daha büyüktü, dikdörtgen, ahşap kaplı. Eğildim, aldım. İçeri götürdüm, sehpanın üzerinde açtım. İçinde siyah bir at figürü vardı; satranç taşı. Mat vernikli, soğuk, ağır. Not yoktu. Sadece at. Atı avcumun içinde çevirdim. Satrançta at diğer taşlardan farklıdır; L şeklinde hareket eder, diğer taşların üzerinden atlayabilir. Beklenmedik hamleler yapabilir. Neden at? Ne mesaj vermek istiyordu? Tam o sırada gözüm sehpaya takıldı. Sehpanın üzerinde bir satranç tahtası duruyordu. Daha önce fark etmemiştim. Daireye geldiğim ilk gün orada mıydı, emin değildim. Ama şimdi oradaydı işte, cam bir vitrinin içinde, ışıklandırılmış. Tahtanın üzerinde beyaz taşlar diziliydi; şah, vezir, iki kale, iki fil, iki at, sekiz piyon. Hep

