Yunus'tan Onca ormanı yürüdüm, onca yağmuru üzerime yedim de şu iki dakikada yaşadığım beyin yorgunluğum olmamıştı. Kardeşim elinde büyük bir sopa Aziz'in arabasını parçaladı. Yetmedi Aziz'i bile bir hamleyle param parça etti. Kardeşim o kadar üzgündü ki nereden yada ne zaman geldiğini bilmediğim yüzüğün hesabını bile soramıyordum. Su'yun ağlamaktan şişmiş gözlerini gördüğüm an Aziz'in ağzını burnunu kırmam gerekiyordu. Ancak benim küçük kardeşimin kimseye ihtiyacı yoktu çok şükür. " Su'yun arkasından bende eve doğru hızla yönelirken aklıma gelenle hızla durduğu yerde donup kalan Aziz'e geri döndüm. Öylece elindeki zincir takılmış yüzüğü izliyordu. " Geleceğim Aziz, az sonra senin yanına geleceğim." Bu defa da olaylara fıransız edesıyla şaşıp kalan ebe kadına döndüm. Yaa işte ebe

