GÜNEŞLİ TUTKU...

448 Words
Sabahın erken saatlerinde bankamatiğe geldim. Büyük makinenin önünde durduğum da gözlerimle etrafı taradım. Tanıdık biriyle hazırlıksız yakalanmak istemiyordum. Üşüyen ellerimle cebimde ki telefonu çıkardım ve bana yolladığı iban numarasını ekrana yazdım. İban:129337....... Normal şartlarda hiç birine para yollama gibi bir durumum olmadığı için, TC sini yollamış olabilir miydi? Çünkü çok fazla rakam vardı bu yüzden rakamları tek tek saydım. 16 tane rakam vardı, galiba doğru sayıları göndermişti çünkü TC numarası 11 rakamlıydı. Ah, fazla cahil kalmışım, onu fark ettim. Aaa: Mesajlarıma bakıp neden cevap vermiyorsun?? Aaa: Delirmeme az kaldı. İbanını bana yolladığı mesajlar arasında bulup yazmam gerektiği için, sanki inatla görüldü atıyormuşum gibi olmuştu. Yukarı da yazıyor... Yazısını gördüğüm anda uygulamadan çıktım. Bankamatiğin soluk ekranından yansımama baktım, dudaklarım biraz daha yukarı kıvrılsa gülüyormuşum gibiydi. İki güne kadar telefonumu koyduğum yeri bile hatırlamazken şuansa telefonum sayesinde gülüyordum. Gerçi telefonumun içindeki sayesinde demek daha doğru olurdu. Makinede ki parayı koymam gereken kısım tuhaf bir ses çıkartarak açıldı. Montumun cebinde ki parayı çıkarmadan önce etrafıma tekrar göz attım. Etraf sakindi ve tanıdığım kimseler yoktu. Parayı çıkardım ve açılan kısma koyarken elim durdu. Düşündüm. Bu para bende kalsa beni ne zengin ederdi ne de fakir. Ama ya bir insan kazanacaktım ya da kaybedeceğimi, bu para bana öğretecekti. Bu düşüncem sayesinde içimde ki en küçük tereddüt de buhar olup dudaklarımdan sızdı. Derin bir nefes aldım. Bu sefer tereddüt etmedim parayı yerleştirdim ve yolla tuşuna bastım. İşim bitirince eve doğru yürümeye başladım. Telefonu çıkarıp mesaj bölümüne girdim ve diğer yazdığı mesajları es geçip dalga geçerek, Eylül: Kanki naber? Aaa: Kanki? Naber? Aaa: LAN! Sen varya delirtirsin adamı neden saatlerdir cevap vermiyorsun. Aaa: Tamam hadi bakalım bu seferde ben sana cevap vermiyorum. O kadar hızlı hızlı yazıyordu ki ben daha bir cümle yazamadan bana hesap sordu, sonra kızdı ve daha sonra hiç çekinmeden trip atmaya başladı. Eylül: Yazarsın, yazarsın kıyamazsın sen bana. Cevap yoktu. Eylül: Yavrum baban nereli nereden bu tribin temeli. Görüldü... Bakkalın önünden geçerken iki tane ekmek ve bir çikolata alıp yola öyle devam ettim. Eylül: Bir şarkı buldum çok güzel yolluyayım mı? Seninle mesajlaşamadığımız her an dinledim bunu. Eylül: YOLLUYORUM BAK! İnatla görüldü atıyordu. Ama bu beni sinir etmek yerine neredeyse kahkaha artıracaktı. Aslında aklımda bir şarkı yoktu sadece dalga geçiyordum. Elimde ki ekmeğe baktım ve ses kaydına basılı tutarak. Eylül: İki ekmek aldım eve gidiyorum biri büyük biri küçük iki ekmek aldım. Son kısımda kendi kendime güldüm. Sesim cidden çok kötüydü. Bunu asla aksini iddia edemem ama burada amaç komiklik olduğu için hiç çekinmemiştim. Aaa: Bu ses senin mi? Eylül: Sana cevap verdirecek kadar kötü müydü sesim? Eylül: Çevrimiçisin cevap versenee. Eylül: Cevaap istiyorum. Eylül: CEVAP!!!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD