Unutulmuş bir şarkı, hiç çalınmamış bir piyanonun tuşlarına saklanmıştı. Onu duyabiliyorum. Umut verici bir melodiydi ama karamsar sözleri vardı. Onu görebiliyorum. Hafifçe titreyen parmaklarının ucunda iki kağıt parçası uzatıyordu. Birlikte sinemaya gidelim mi? Yan yana oturup saatler sürecek o büyük ekranı sıkılmadan benimle izleyebilir misin?.. Dünden razı olduğumu hemen belli etmemek için nasıl davranmalıydım? Parmaklarım kağıdın dokusunu hissederken, "Sürprizin bu muydu?" diye sordum, biletleri elinden almıştım. "Süt sayesinde sinema bileti aldım. Bundan daha iyi bir sürpriz olamaz diye düşündüm." dedi, kendiyle dalga geçer gibi bir alay vardı sesinde. Şimdi anlamaya başlamıştım. Demek ki o kadar çok süt almasının sebebi buydu ve bu yüzden her sütü almıyor özenle seçiyordu.

