MERCAN Konağa döndüğümüzde sadece birkaç saat uyumak ve ardından üzerimi değişitirip Hilal'in yanına gitmem için geldiğimin herkes farkındaydı. Müzeyyen Hanım, sabaha kadar uyumamış olmanın verdiği gerginlikle ve yorgunlukla birlikte hepimize birden köpürdü. Üzerindeki ceketini çıkarırken, yerinden oynayan ve saçının yarısını örten tülbenti çekiştiriyordu ama en sonunda ondan da sıkılarak tamamen çıkarıp eline aldı, "Şimdi ne olacak? Hilal'i alıp buraya getirmeyeceksiniz değil mi? İzin vermeyeceğimi söyledim!" "Sakin ol Allah aşkına Müzeyyen, zaten başım çatlıyor." Kemal Ağa, karısına sızlanarak konuştu ve ardından salona doğru ilerleyince biz de istemeden onun arkasından ilerledik. Herkes kendini birer koltuğa attı. Müzeyyen Hanım ise hala ayaktaydı. Ellerini beline koyarak Kemal Ağa'

