Sabahın erken saatlerinde aşağıdan gelen seslerle uyandık. Karan, kendine gelmeye çalışırken somurtuyordu. Sinirli şekilde birbirimize bakınca ayağa kalktı ve hafif sendeledikten sonra üzerine bir tişört geçirdi. Normalde ne o ne de ben pijamalarla odadan çıkmazdık ama aşağıdan gelen gürültü azımsanacak şekilde değildi. Bir yandan da Müzeyyen Hanım'ın sesi yükseliyordu. "Ana! Ana!" diye söylenerek tişörtünü üzerinde düzelttikten sonra ben de üzerime sabahlığımı giyerek arkasından gittim. Merdivenlerden aşağıya uykulu gözlerle inerken yolun yarısında bir sürü nakliyecinin içeriye envai çeşit koltuklar, yatak başlığı, birkaç tane daha ev eşyası taşıdıklarını gördük. Dev ekran bir televizyon bile vardı aralarında! "Ana! Sabahın daha ucunda bile değilken hayrolsun! Bu telaş nedir?! Bu eşya

