Her sabah aynı. Gözlerimi açtığım anda göğsümde bir ağırlık hissediyordum, sanki uyanmak yerine derin bir kuyunun dibine düşüyorum. Nefes almak bile zor geliyordu. Bu oda, bu duvarlar, beni yutmak için üzerime çullanan bir karanlık gibiydi… Burası benim evim değildi. Tunahan’ın eviydi. İçinde nefes alabildiğim, ama yaşamadığım bir evdi. Güya güvenli bir yer, değil mi? Güya bu odada, bu yatakta kendimi güvende hissetmeliyim ama etrafımdaki sessizlik… o içimi kemiren sessizlik... Bu sessizlik bana huzur vermiyor. Sadece duvarları daha da yükseltiyor, beni hapsediyor içine. Evde başka kimse yokken bile kulağımda yankılanan o uğursuz sesleri susturamıyorum. Amcalarımın sesleri… Ferhat’ın sesi… kendi içimde yankılanan o suçlayıcı fısıltılar. ‘Yaptığını gizleyemezsin Esma,’ diyen iç sesim. Gün

