Gecenin sessizliği, bahçedeki düğünün seslerini yankılarını yavaş yavaş yutarken, villanın üst katındaki yatak odası sadece ay ışığının ve birkaç mumun titrek aleviyle aydınlanıyordu. Cihan, kapıyı ardalarından kapattığında, dış dünyayla olan tüm bağlarını da kilitlediği o kapı birlikte koparmıştı. İçeride, sadece ikisinin nefes alışları vardı. Ayşe, odanın ortasında durmuş, sırtı Cihan’a dönük bir halde camdan dışarıdaki göle bakıyordu. Üzerindeki o beyaz, kuğu gibi asil elbise, ay ışığı altında bir parıltı yayıyordu. Cihan, uzun zamandır bu kadına dokunmuş, onunla aynı yastığa baş koymuş, en mahrem anlarını paylaşmıştı. Ancak bu gece, sanki odaya giren kişi o eski Cihan değildi. Kalbinin göğüs kafesine vuran ritmi, ilk gençlik yıllarındaki o dizginlenemez heyecanı andırıyordu. Cihan

