Fırtınanın dindiği o gecenin sabahında, villa ilk kez bir hapishane gibi değil, ağır bir uykudan uyanmış sessiz bir sığınak gibiydi. Ayşe aynadaki aksine baktığında, gözlerindeki o hırçın denizin durulduğunu ama renginin koyulaştığını gördü. Cihan’ın "celladı" olmayı kabul ettiği o andan itibaren, eski Ayşe’nin külleri üzerine yeni, daha karanlık ama bir o kadar da tutkulu bir kadın inşa edilmişti. Cihan, kapının eşiğinde belirdi. Üzerinde lacivert, kusursuz bir takım elbise vardı; ancak bakışları her zamankinden daha yumuşaktı. "Bugün," dedi Cihan, "ne geçmiş var ne de gelecek. Sadece bugün ve sadece biz. Hazırlan, seni İstanbul’un ruhuna götüreceğim." Siyah lüks araç, Boğaz’ın kıvrımlı yollarından süzülerek Eminönü’ne ulaştı. Cihan, Ayşe’nin elini ilk kez dışarıda, herkesin içinde tut

