Mağazadan çıkmış elimde elbise poşetiyle sokaklarda amaçsızca yürürken Yusuf aradı. Daha ilk çalışta açtım. “İş tamam,” dedi. “Örnekleri teslim etmek için şu an tıp merkezine götürüyorum.” Derin bir nefes alıp başımı gökyüzüne kaldırdım. Bulutların arasından sızan ışık gözlerimi kamaştırdı ama içimdeki kasvet dağılmadı. “Tamam,” dedim yalnızca. “Haber verirsin. Hızlı olması için ne gerekiyorsa yap. Ben hesabına para atacağım.” Ardından telefonu kapattım. Artık sadece beklemek kalmıştı. Beklemek… Ve bu işi nasıl çözeceğimi görmek. Elimdeki poşeti sıkıca kavrayıp arabaya yönelirken yol üzerindeki bir kuyumcunun önünden geçtim. Vitrinde altın gibi parlayan takıların arasında gözüm bir çift zarif alyansa takıldı. Adımlarım yavaşladı. Vitrinin önünde birkaç saniye durdum. Sonra hiçbir p

