Gülbin’den Araba büyük bir hızla ıssız dağ başına doğru giderken üzerimizdeki gerginlik, yola çıktığımız zamandan beri etrafa neşe saçan miniğim de huzurunu kaçırmış olacak ki kucağımda huysuzca kımıldandı. Zilli bocukları olan oyuncağını önüne doğru tutup sallayarak gürültü yaparken tekrar Elif’e baktım. Gözleri ile bana yanlış yolda olduğumuzu işaret ediyordu. Başımı hafifçe sallayıp farkında olduğumu belli ettim. Kızım kısa bir an oyuncakla oynayıp tekrar mızmızlandığında ellerini uzatıp sakin tutmaya çalıştığı sesiyle konuştu. “Sen yoruldun, ver biraz da ben tutayım.” Gözleri ile bu defa koltuğun üzerindeki telefonumu işaret ettiğinde başımla onayladım. “Gittikçe daha büyüyor miniğim teyzesi, yakında minik de denmez buna artık.” Telefonla yardım isteyene kadar İsmet abini

