Gülbin’den, Odanın L tarafına geçip, beşiğin arkasında kalan kuytu köşeye seccademi serdikten sonra namaza durdum. İçinde bulunduğum ortamdan kaçmak namazı kullanmış oldum mu diye iç hesaplaşmalarımla mücadele ede ede rekatları tamamlarken, zaten sofradan kalktığımda kılacaktım diye kendimi teselli etmeye çalışıyordum. Namaz bittiğinde yerimden kalkmak istemeyip duayı uzun tuttum. İçeriden Berfe'nin yemek yemek için çıkardığı sabırsızlık sesleri geldikçe ufalıp ufalıp görünmez olmak istiyordum aslında. Zavallı bebeği aç bırakmıştım. Mihri’nin üvey annesi gibi ben de bana emanet edilen meleğe hiç güzel bakamamıştım. Arhat ağa, kızını bana emanet derken hiç tek başıma çocuk bakmadım deseydim keşke. Berfe öyle tatlı, babası öyle rahat olunca üstesinden gelebilirim gibi gelmişti. Şimdi

