O an, zaman ve mekan algım tamamen kayboldu. Sadece kasıklarımda büyüyen o devasa basınç ve Azad’ın ellerinin kalçalarımdaki sahiplenici tutuşu vardı. Dilinin ritmi hızlandıkça, içimdeki o gergin yay kopma noktasına gelmişti. Gömleği dişlerimin arasında parçalayacak gibi ısırıyor, başımı yastığa bastırarak o patlamayı geciktirmeye çalışıyordum. Ama Azad, benim bu çaresiz çırpınışlarımdan besleniyordu sanki. Başını biraz daha kaldırıp, o en hassas noktama daha sert, daha baskılı bir darbe indirdiğinde, boğazımdan gömleğe rağmen tiz bir çığlık kaçtı. Vücudum kaskatı kesildi, kalçalarım ellerinin arasında titreyerek havalandı ve o beklenen, yakıcı dalga tüm bedenime yayıldı. Zevkin doruğunda sarsılırken, Azad durmadı. O dalgalanmalar bitene kadar, içimdeki yangını kendi ıslaklığ

