bc

Uçurumun Kıyısında

book_age16+
7
FOLLOW
1K
READ
dark
love-triangle
family
HE
opposites attract
neighbor
mafia
heir/heiress
sweet
kicking
campus
childhood crush
surrender
like
intro-logo
Blurb

Bıkmışlardı...

Bu okula her sabah gelmekten, hergün aynı şeyleri yaşamaktan ama yine de geliyorlardı.

Yine aynı kişiler, yine hergünün tekrarı olan olaylar...

Okula yeni giriş yapmış lise ikinci sınıf iki ezik öğrenciyi gören lise üçüncü sınıf öğrencileri olan Pars ve Selda ikilisi hemen onların yanına gittiler.

Pars ve Selda'nın geldiğini gören Ateş ve Abay Mehir'in içini korku ve endişe kapladı. İkisi de okulun en zekileri olduğu için ve ikisi de okulun ezikleri oldukları için beraber takılıyorlardı yani onlar öyle düşünüyordu.

Ateş; yüzünde sivilceler bulunan, gözlüklü, hafif kilolu bir çocuktu.

Abay Mehir de; yüzünde sivilceler bulunan, gözlüklü, sıska, diş telli bir kızdı.

Tabi, Pars ve Selda gibi kişilerin isteklerini beraber halletmeleri takılmak sayılıyorsa.

Pars ve Selda Abay Mehir'in ve Ateş'in yanına gelince Abay Mehir'e hitaben ilk Pars konuştu.

"Külkedisi, nasılsın?" Diyerek alayla ve küçümseyici bir şekilde sordu.

Abay Mehir'in cevabını beklemeden

"Tabi ki iyisin. O yüzden kantinden bana yiyecek birşeyler al gel. Ateş beyciğim senin de birazcık beynini yoracağız ama yapılması gereken matematik ödevleri var." Dedi küçümseyici bir şekilde.

Selda da elindeki kitapları Ateş'e verip Pars'ın koluna girdi.

Ateş elindeki test kitapları ile okulun en köşesindeki banka geçip oturdu. Çantasından kalemini çıkartıp hızla kitaptaki işaretli yerleri yapmaya başladı.

Ateş, kendi sınıfının iki katı ağır sorular çözebiliyordu. Çünkü küçüklükten beri sayılara merak salmış biriydi.

Abay Mehir, kantin sırasına girip sırasının gelmesini beklemeye başladı. Sırası gelince ceketinin cebinden para çıkartıp

"Sucuklu, kaşarlı birde karışık tost. Hepsinden ikişer tane olsun yanına da ayran ve çay olsun onlarda ikişer tane. " dedi alçak ama bir o kadar da kibar bir şekilde.

Çünkü okul her ne kadar abisine ait olsa da kendine öz güveni olmadığı için kendisine verilen emirleri yapan biriydi.

Tostlar ve içecekler hazır olunca tepsinin üzerine koyup dışarı çıktı.

Çardaklarda oturan Pars ve Selda'nın yanına ikisi de aynı anda gelip biri tepsiyi koyarken diğeri test kitaplarını koydu.

Selda tepsideki çayı alıp bir yudum içti. Ardından Abay Mehir'e bakarak dudak büzdü.

"Bu çay çok soğuk. " diyip Abay Mehir'in üzerine döktü.

Abay Mehir'in canı çok acıyordu ve gözleri yaşarmaya başlamıştı.

Bıkmıştı artık.

Herşey bir yere kadardı.

chap-preview
Free preview
Bölüm 1|Herşeyin Başı
Bıkmışlardı... Bu okula her sabah gelmekten, hergün aynı şeyleri yaşamaktan ama yine de geliyorlardı. Yine aynı kişiler, yine hergünün tekrarı olan olaylar... Okula yeni giriş yapmış lise ikinci sınıf iki ezik öğrenciyi gören lise üçüncü sınıf öğrencileri olan Pars ve Selda ikilisi hemen onların yanına gittiler. Pars ve Selda'nın geldiğini gören Ateş ve Abay Mehir'in içini korku ve endişe kapladı. İkisi de okulun en zekileri olduğu için ve ikisi de okulun ezikleri oldukları için beraber takılıyorlardı yani onlar öyle düşünüyordu. Ateş; yüzünde sivilceler bulunan, gözlüklü, hafif kilolu bir çocuktu. Abay Mehir de; yüzünde sivilceler bulunan, gözlüklü, sıska, diş telli bir kızdı. Tabi, Pars ve Selda gibi kişilerin isteklerini beraber halletmeleri takılmak sayılıyorsa. Pars ve Selda Abay Mehir'in ve Ateş'in yanına gelince Abay Mehir'e hitaben ilk Pars konuştu. "Külkedisi, nasılsın?" Diyerek alayla ve küçümseyici bir şekilde sordu. Abay Mehir'in cevabını beklemeden "Tabi ki iyisin. O yüzden kantinden bana yiyecek birşeyler al gel. Ateş beyciğim senin de birazcık beynini yoracağız ama yapılması gereken matematik ödevleri var." Dedi küçümseyici bir şekilde. Selda da elindeki kitapları Ateş'e verip Pars'ın koluna girdi. Ateş elindeki test kitapları ile okulun en köşesindeki banka geçip oturdu. Çantasından kalemini çıkartıp hızla kitaptaki işaretli yerleri yapmaya başladı. Ateş, kendi sınıfının iki katı ağır sorular çözebiliyordu. Çünkü küçüklükten beri sayılara merak salmış biriydi. Abay Mehir, kantin sırasına girip sırasının gelmesini beklemeye başladı. Sırası gelince ceketinin cebinden para çıkartıp "Sucuklu, kaşarlı birde karışık tost. Hepsinden ikişer tane olsun yanına da ayran ve çay olsun onlarda ikişer tane. " dedi alçak ama bir o kadar da kibar bir şekilde. Çünkü okul her ne kadar abisine ait olsa da kendine öz güveni olmadığı için kendisine verilen emirleri yapan biriydi. Tostlar ve içecekler hazır olunca tepsinin üzerine koyup dışarı çıktı. Çardaklarda oturan Pars ve Selda'nın yanına ikisi de aynı anda gelip biri tepsiyi koyarken diğeri test kitaplarını koydu. Selda tepsideki çayı alıp bir yudum içti. Ardından Abay Mehir'e bakarak dudak büzdü. "Bu çay çok soğuk. " diyip Abay Mehir'in üzerine döktü. Abay Mehir'in canı çok acıyordu ve gözleri yaşarmaya başlamıştı. Bıkmıştı artık. Herşey bir yere kadardı. Gözyaşlarının akmaması için kendini tutmaya çalıştı. Ateş, Abay Mehir'in gözlerinin dolduğunu görünce canı yanmıştı. Pars da ayranı çalkalayıp açtı. Birkaç yudum alıp geri kalanını Ateş'in yüzüne attı ve kahkaha atarak "Tadı bozulmuş bunun ya." Diyip ayranın boş paketini de Ateş'in suratına atıp ayağı kalktı. Yan tarafındaki test kitaplarını alıp Seda'ya seslendi. "Hadi Selda, daha fazla eziklerin yanında kalmayalım." Diyip Selda'nın kolundan tutup ayağı kaldırdı. Selda da ayağı kalkınca, Pars kolunu omuzuna atıp Abay Mehir ve Ateş'in yanından geçip gittiler. Ateş ve Abay Mehir çantalarını alıp ikisi de aynı anda okulun çıkışına ilerlemeye başladılar. Okuldaki herkes onların ikisine bakıp dalga geçiyorlardı. İkisinin de canları yanıyordu artık. Okuldan çıkınca ikisi de hep gittikleri eski binanın çatı katına çıktılar. Çatı katını ikisi düzenlemişti beraber vakit geçirmek için. Ateş, çatının sol tarafında kalan minderin üzerine oturup çantasından çıkardığı ıslak mendille yuzunu ve okul gömleğinin üzerini geçirebildiği kadar geçirdi. Abay Mehir, çatının sağ tarafındaki lavaboya girip üzerindeki okul gömleğini çıkarıp lavabo dolabının üzerine attı. Göğsünün yanan yerlerine soğuk suyla ıslatıp biraz bekledikten sonra çantasına beden eğitimi dersi için getirdiği bol kapşonlu mor sade sweeti üzerine geçirdi. Ardından lavabodan çıkıp Ateş'in yanına oturdu ve kafasını Ateş'in göğüsüne koydu. Ateş'in kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. Elini kaldırıp Abay Mehir'in saçlarını okşamaya başladı. "Ateş ben artık değişmek istiyorum. " dedi kısık ve acı dolu bir ses tonu ile. "Ben de değişmek istiyorum ve hepsinin bize yaptıklarını ödetmek istiyorum." Dedi Ateş sinirle. "Tamam o zaman. Ablamın Londra da bir değişim merkezi var. Oraya gidelim mi ikimizde?" Diyerek heyecanla sordu Abay Mehir. Ateş, Abay Mehir'in gözlerinin içindeki ışıltıları görünce hemen kabul etti. "Tamam o zaman. Ben annem ve kız kardeşimle konuşacağım. Sende baban ve annenle konuş. Hemen gidelim. " dedi Ateş. "Tamam hadi o zaman ilk kimi arıyoruz?" Diyerek sordu Abay Mehir. "Ben annemi arıyorum. Sende bu sırada Londra uçak biletlerine bak." Dedi Ateş. Ikisi de telefonunu çıkarıp Ateş annesini ararken Abay Mehir de uçak biletlerine bakamaya başladı. "Alo annem?" Diyerek cevap verdi Gülnaz hanım. "Anne, sana birşey söyleyeceğim ama telaşlanma tamam mı?" "Tamam oğlum. Söyle hadi." "Anne ben Abay Mehir ile değişmek için Londra'ya Eflin ablanın yanına gideceğiz. " dedi kısık bir sesle. Gülnaz hanım, duyduğunun doğruluğunu bir süre düşünüp "Tamam oğlum ama bana haber vereceksiniz sürekli tamam mı?" Diyerek sordu titrek bir ses tonu ile. "Tamam annecim." Diyip telefonu kapattı Ateş. "Ateş, en erken uçak bileti öğleden sonra saat bir buçukta." Dedi heyecanla. "Tamam Abay Mehir. Sen de annen ve babanı ara ardından Eflin ablayı arayıp haber verelim." Dedi Ateş. "Tamam hemen arıyorum." Diyip annesi Hale hanım kızının aradığını görünce hemen telefonunu açıp Abay Mehir'in konuşmasını bekledi. "Anne sana birşey söyleyeceğim. " dedi heyecanlı bir şekilde. Kızının ne söyleyeceğini merak eden Hale hanım "Ne söyleyeceksin kızım?" Dedi kibarlığından ödün vermeyecek şekilde. "Anne ben değişmeye karar verdim. Ateş ile birlikte ablamın yanına gideceğiz." Dedi kısık bir sesle. "Senin kararın güzel kızım." Dedi Hale hanım. Hale hanım, Gülnaz hanımın yanında olduğu için Ateş ile konuşmalarını o da duymuş ve mutlu olmuştu. Sonuçta Hale hanımda kızının mutlu olmasını istiyordu. Hergün akşam odasının kapısından hıçkırık seslerinden sonra kızıyla konuşmak istese de kızı konuşmuyordu onu neyin böyle ağlattığını bile öğrenememişti zamanında. Ama artık biliyordu. "Tamam anne. Şimdi ablamı arayıp haber vermem gerek." Diyip telefonu annesinin yüzüne kapattı. Ablası Eflin'i hemen arayarak "Abla nasılsın?" Diyerek sordu. Eflin ise kız kardeşinin onu aramasına şaşırmıştı çünkü genelde akşamları görüntülü konuşurlardı. "Ablam birşey mi oldu?" Diyerek sordu uykulu ama ciddi bir şekilde. "Abla sana sürprizim var." Dedi heyecanla. "Nedir peki sürprizin?" Diyerek sordu heyecanla Eflin'de. "Hazırlan bugün Ateş ile birlikte yanına geliyoruz." Deyip telefonu ablasının cevap vermesini beklemeden kapattı.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Unscentable

read
1.9M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
750.4K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.8M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
983.4K
bc

A Warrior's Second Chance

read
362.1K
bc

Not just, the Beta

read
349.4K
bc

The Broken Wolf

read
1.1M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook