Bölüm 8: İhanet ve Şok

1136 Words
Sözümü kesen, kapının tekrar tıklanması oldu. Alaz kapının önünden çekildi ve içeri asistanı Gizem girdi. "Alaz Bey, Mustafa Bey'in formu yok." "Nasıl yok?Emin misin, doğru yere baktığına?" "Hepsine baktım,ama yok." "Tamam,ben bakayım." Alaz bana döndü. "Sonra konuşsak?" "Olur,"diye mırıldandım, içimde bir huzursuzlukla. Birlikte üst kata, ofisine çıktık. Alaz çekmeceleri kontrol etti ve yüzü aniden değişti. Kilit mekanizmasını incelerken, "Burası tel toka ile zorlanmış," dedi, sesi tehlikeli bir ciddiyetle. "Ne?" "Evet."Demir telli kalemliği aldı ve içine baktı. Ben hemen elimi saçıma götürdüm, tek tokamı kontrol ettim. Hâlâ oradaydı. "Şey...Oradaki tel tokayı ben takmıştım. Hâlâ kafamda." "Ne zaman taktın?" "Sen toplantıya gidince." Dikkatle bana baktı. Gözlerinde şüphe mi vardı? "Benim aldığımı düşünmüyorsun herhalde?" diye çıkıştım, kollarımı göğsümde bağlayarak. "Hanımefendi, bu odaya girmek yasak. Sadece Alaz Bey girebiliyor," diye atıldı Gizem, sesi yapay bir nezaketle. "Gizem," dedi Alaz, keskin bir tonla. "Toplantıdan sonra ben koydum dosyayı. Ondan sonra hep birlikteydik zaten. O almış olamaz." "İyi ama—" "Kamera kayıtlarına baktır,"diye emretti Alaz. Gizem odadan çıktığında, Alaz bana döndü. "Derin, ben yapmadım," diye fısıldadım, sesim titreyerek. "Biliyorum.Sakin ol." "O kızın beni suçlamasını da es geçmeyeceksin, değil mi?" "Derin,biraz sakin ol. Sen bana ne söyleyecektin?" Yüz ifadesi gergindi. Benden şüphelendiğini hissediyordum. "Alaz, sen ne demeye çalışıyorsun? Bana şu an nasıl baktığının farkında mısın?" diye isyan ettim. Tam o sırada kapı aniden açıldı ve öfkeden kıpkırmızı olmuş bir adam içeri daldı. "Alaz!" "Mustafa,ne oluyor?" "Sizin şirkete kart bilgilerimi veriyorum ve hesabımdan milyonlar çalınıyor!Bu ne demek şimdi?" "Bak,bilgilerinin olduğu dosya şu an kayıp, ama halledeceğiz." "Ne demek halledeceğiz?Hâlâ hesabımdan paralar çıkıyor!" "Kimin hesabına gidiyor bu paralar?" "Ne bileyim ben!Bir kızın ismi işte!" "Ver telefonunu."Alaz, adamın telefonunu aldı ve ekrana uzun uzun baktı. Sonra yavaşça bana döndü. Yüzünde anlam veremediğim bir ifade vardı. "Para geçişi... Derin Koray." Kalbin yerinden fırlayacak gibi attı. "Ne? Anlamadım?" "Para senin hesabına gitmiş,Derin." "Nasıl?"Telefonumu titreyen ellerimle çıkardım ve banka uygulamasını açtım. Ekranı gördüğümde nefesim kesildi. Hesabıma milyonlarca lira aktarılmıştı. "Alaz,ben hiçbir şey yapmadım! Yemin ederim!" "Sen misin bu kız?"diye sordu Mustafa Bey. "Evet,ama ben yapmadım!" O anda Gizem içeri girdi, elinde bir USB bellek. "Alaz Bey, kamera görüntüleri." Alaz bilgisayarını açıp USB'yi taktı.Birkaç görüntü açıp hızla ileri sardı. Yanına gidip izlemeye başladım. Görüntülerde, çekmeceleri karıştırırken elimde hiçbir dosya yoktu. Alaz içeri girdikten sonra dosyayı çekmeceye koyuyordu. Sonrasında, ben odeyken kamera kayıtları kesiliyor ve ben telefonumu alıp çıkarken tekrar başlıyordu. "Alaz Bey, kamera kaydı burada bitiyor. Hanımefendinin odaya baktığı sırada elinde bir şey yok ve kayıt duruyor. Elinde bir şeyle kapıdan çıkarken kayıt başlıyor. O gittikten sonra hiç kayıt yok. Hatta tüm şirketin kayıtları silinmiş," diye açıkladı Gizem, sesinde hafif bir triumf vardı. "Derin o sırada sadece telefonunu alıp çıktı! Bir şey olmadı yani!" diye bağırdım. "Buna emin olamayız.Kamera kayıtları öyle söylemiyor," diye ısrar etti Gizem. "Gizem, saçmalama!" dedi Alaz. "Ben yapmadım!Hep Alaz'ın yanındaydım!" diye haykırdım, çaresizce. Alaz yanıma geldi ve bana sarıldı. "Beni suçlamadığımı biliyorsun," diye fısıldadı kulağıma. "Ama Alaz Bey, tüm her şey onu gösteriyor—" "Gizem,kes sesini!" diye gürledi Alaz. "Kamera odasının güvenliğini çağırın bana!" "Alaz Bey,kendisi saati değiştiği için çıktı zaten." "Geri gelsin o zaman,Gizem!" Bu kız nasıl asistan olmuştu? Her hareketi şüphe uyandırıyordu. "Bakın!" diye bağırdı Mustafa Bey. "Eğer siz yaptıysanız ya da yapmadıysanız, ben bilemem! Ama benim hesabımdan hâlâ para çıkıyor!" O haklıydı. Telefonumu tekrar kontrol ettim. "Para akışı durdu!" dedim, şaşkınlıkla. "Yaklaşık beş dakikadır hiç para gelmiyor. Her kim yapıyorsa, durdurmuş." Tam o sırada, güvenlik üniformalı bir adam içeri girdi. "Hasan? Sen gitmemiş miydin?" diye sordu Gizem, arkasını dönerek adama anlamlı bakışlar attı. "Alaz Bey," dedi Hasan, başı önde. "Sizinle bir şey konuşmam gerekiyor. Çok özür diliyorum. Biliyorsunuz, kızım lösemi hastası... Gizem Hanım, siz toplantıdayken, bu hanım odadan çıktıktan sonra odaya girdi. Çekmeceleri tel toka ile açtı ve bir dosya aldı. Aradan beş dakika geçince yanıma geldi. Eğer kamera kayıtlarını silersem ve bu hanımı suçlayacak bir görüntü yaratırsam, bana kızımın tedavi parasını vereceğini söyledi. 'Paraları Derin'in hesabına atarız, sonra kendi hesabımıza aktarırız' dedi. Ben... biraz düşündüm. Çocuğumun kurtulmasını istedim. Kabul ettim. Birkaç kere para gönderdiğimde çok pişman oldum. İnanın, benim suçum yok. İşte kamera kayıtları." "Hayır, yalan söylüyor!" diye çığlık attı Gizem. "Ver şu kayıtları, Hasan," dedi Alaz, gözlerini Gizem'e dikerek. Hasan cebinden bir USB çıkarıp Alaz'a verdi. Alaz hemen bilgisayara taktı ve hepimiz izlemeye koyulduk. Görüntüler her şeyi açıkça gösteriyordu. Ben üzerimi giyinirken, Gizem'in tel toka ile çekmeceyi açıp dosyayı alışı... Ben kapıdan çıkarken elimde sadece telefonumun oluşu... Ve sonra Gizem'in dosyayla ofisten ayrılışı... Her şey ortadaydı. "Görüyorsun," dedi Alaz, buz gibi bir sesle. "Gizem, ya Mustafa Bey'e tüm çaldığın parayı geri verirsin, ya da polisi arıyorum." "Alaz Bey,gerçekten çok ihtiyacım vardı!" "Peki,sen bilirsin." Alaz telefonunu çıkardı. "İyi ama paralar hâlâ onun hesabında!Geri gönderelim!" "O paraları tabii ki geri göndereceğiz.Ama sen yine de çalınan toplam tutarı Mustafa Bey'e ödeyeceksin." "Ama yapamam ki!" O anda öfkem kontrolden çıktı. Gizem'in üzerine atladım ve ikimiz yere yığıldık. Üstüne çöktüm. "Bir daha," diye hışırdadım, yüzüne iyice yaklaşarak, "bu şirkete adımını bile atmayacaksın!" Avucumun içi yüzünde yankılanan sert bir tokatla havayı yardı. Alaz beni nazikçe çekip ayırttı. "Derin, telefonunu ver. Gelen paraları geri gönderelim." Telefonumu verdim ve Alaz hızla işlemi gerçekleştirdi. Sonra Mustafa Bey'e döndü. "Mustafa Bey, lütfen aşağıdaki kafeye geçin. Ben size orada yetişeceğim ve bu utancı telafi etmek için ekstra bir anlaşma önereceğim." Mustafa Bey sakinleşmiş bir şekilde onayladı ve odadan ayrıldı. "Sıra sana geldi, Gizem. Kovuldun. Ayrıca, Derin'den özür diliyorsun." "Derin Hanım,özür dilerim... İhtiyacım v—" "Sen paraya ihtiyacın olduğunda hırsızlık mı yapıyorsun?"diye kestirip attım. Eğer durumunu Alaz'a açsaydı, ona istediği kadar yardım edeceğinden emindim. "Özür dilerim..." "Çık dışarı.Bir daha da karşıma çıkma." "Peki,Alaz Bey..." diyerek, başı önde odadan sürünerek çıktı. Alaz sonra Hasan'a döndü. "Sana para verdi mi hiç?" "Hayır,efendim. İşi hallettikten sonra vereceğini söyledi." "Kızının tedavisi için ne kadar gerekiyor?" "Beş yüz bin lira..." Alaz anahtarlarını aldı, kilitli bir çekmeceyi açtı ve içinden kalın bir para destesi çıkardı. "Bir daha böyle bir işe bulaşmayacaksın. Eğer biri sana böyle bir teklifle gelirse, ilk işin bana haber vermek olsun. Ayrıca, bu odadaki gizli kamerayı çıkarın. Odamda kamera istemiyorum." "Size söz veriyorum,Alaz Bey. İşimi en iyi şekilde yapacağım." Hasan, gözleri dolu dolu teşekkür edip odadan ayrıldı. Sonunda baş başa kalmıştık. Odada sadece ağır nefeslerimizin sesi vardı. "İyi misin?"diye sordu Alaz, sesi yumuşak. "Eve gideceğim ben," dedim, titreyen bir sesle. Odadan çıkmak için döndüm. Alaz peşimden geldi, elimden tuttu ve beni nazikçe içeri çekti. "Derin, ne oluyor? Seni suçlamadığımı biliyorsun." "Alaz,bugün fazla şey yaşamadım mı? Gerçekten gitmem, dinlenmem gerekiyor." "Tamam.Sen burada dur, birlikte gideriz. Mustafa işten vazgeçebilir. Arsayı satan adam oydu, onunla konuşmam gerek." "Peki,tamam. Ama burada beklemek istemiyorum." "Anlaşıldı.Dışarı çık, biraz gez, dolaş." Çantamı ve telefonumu alıp odadan çıktım. Koridorda, Gizem'in asansöre binerken diğer çalışanlar tarafından azarlandığını gördüm. Diğer asansörü çağırdım. Giriş katından geliyordu. Dördüncü katta durdu ve bir süre bekledikten sonra hareket etmeye devam etti. Asansör kapıları açıldığında, içerideki yüzü gördüğümde, donup kaldım. Nefesim kesilmişti. O muydu? Nasıl olurdu? O...ölmedi mi?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD