4.BÖLÜM

1507 Words
Kapının bir kaç kişi tarafından yumruklanmasıyla açtım gözümü. "Ne oluyor ya" homurdanarak yataktan kalktım. Kapıya giderken aynadaki yansımama kaydı bakışlarım. Üzerimde askılı, pembe tavşanlı şortlu pijamalarım vardı. Saçlarım birbirine girmiş, kimisi elektrik çarpmış gibi havalanmıştı. Uyku sersemi ne olduğunu anlamadan kapıyı açtım, karşımda çılgın motorcuları görmeyi beklemiyordum tabi. Onlar bu halime kahkaha atarken ben çığlık atmıştım. Giray "bam, elektrik mi çarptı seni ne bu halin" dediğinde boynuma sarıldım. İki gündür onları bekliyordum ve halim hiç umurumda değildi. "Yaa, çok özledim, nerdesiniz siz." Giray'dan sonra, Aslı'ya ve Alican' a da sarıldım. Kapıda onlarla hasret giderirken karşı odadan Ceyda çıktı, hemen yan odadan sa babam. "Ne oluyor bu saatte." Giray'lar benden uzaklaşıp babamla el sıkıştılar. Onlar aşağıya inerken bende odama girip, şaftımı düzetlmek adına banyoya girdim. Hızla duşumu alıp, beyaz kot şortumla, bol tşörtlerimden birini giydim. Saçlarımı kurutma gereği duymamıştım. Hava yeterince sıcaktı, o nedenle tarayıp kendi haline bıraktım. Odada ki hazırlığım bittiğinde, gözlüklerimi takıp, telefonumu elime aldım. Vakit kaybetmeden odadan çıktım. Koşar adım kahvaltı salonuna indiğimde, çocuklar bir masada oturmuş, bir konu hakkında konuşuyorlardı. Giray'ın yüz ifadesi sertti, anlaşılan tatsız bir konuydu. Yanlarına gidip Giray'ın yanına oturdum. "Neden geç geldiniz?" dedim, gergin havayı dağıtmak adına. Aslı"baban aradı, bugün gelmemizi söyledi, o yüzden" diyerek konuya açıklık getirdi. Anlaşılan babam, ben buraya gelirken onlarıda çağırdığımı anlamış, Ceyda ile tanışmamızı sağlama almak adına onları aramıştı. Olsun, ziyanı yoktu. Babamla Ceyda'da geldiğinde kahvaltılarımızı yaptık. Bir kaç gün kalıp döneceklermiş o nedenle biz vakit kaybetmeden plan yapmaya başlamıştık. Eğlenecektik. Burada kaldığım günlerde ise bol bol ders çalışacaktım. Okulların açılmasına az kalmıştı. İspanyolca öğrendiğim kurs hocam benden sayfalarca çeviri istemişti. Onlar için bol bol vaktim vardı ne de olsa. Odama çıktm, üzerime beyaz bikinimi giyip, üzerine renkli pareomu geçirdim. Bu sırada çocuklar odalarına yerleşecekti. Ben odamda deniz çantamı hazırlarken annem aramıştı. Onunla kısa görüşmelerimizden birini yaptığımızda aklıma Burcu gelmişti. Salak kız, yine vicdanımı sızlatmıştı ama bu defa istediğini yapmayacaktım. Çantama son olarak yeni bir kitap ve kulaklığımı da koyduğumda hazırdım. Tatile çıkarken, her sene bir sürü kitap alıyordum ve onları tatil bitimine kadar bitirip, başka kitaplar alıyordum. Aklıma bu kitaplardan birini çevirmek gelmişti, sonra neden kendim bir hikaye yazmayayım dedim. Böylece işim kolay olurdu. Direk İspanyolca olarak dökerdim kağıda, bu fikir kafama yatmıştı. Bir kaç gün gözlem yapardım, başıma gelen olay olursa onları yazardım. Hoş olmasa da ben yazacak olay bulurdum, nasılsa. Bir saat sonra otelin lobisinde toplandık. Babam "serserilik yok, çıranızı yakarım" diyerek işini baştan sağlama almıştı. Biliyordu ki;bu çocuklar uslu durmazdı. Neşeli bir şekilde sahile indik. Boş şezlonglara yerleşip, Aslı'yla önce birbirimize güneş kremlerimizi sürdük. Giray "bam, bana da sürer misin" dediğinde, ellerimin terlediğini hissettim. Onun fazlasıyla göze çarpan kaslı vücuduna dokunmak, beni tedirgin etmişti. Önüme oturduğunda elime kremi alıp omuzlarından başladım. Erkeksi teni elimin altından yağ gibi kayarken nefesimi tutmuştum. Ne oluyordu bana. İlk defa çıplak tenine dokunuyordum. Midemin kasıldığını hissettim. "Hadi Nil" dediğinde farkettim durduğumu. Kafamdaki saçma düşünceleri savurup hızlı bir şekilde kremi sürdüm. "Tamam." Giray önümden kalkıp denize doğru yürümeye başladı. Ona bakmayı kesmek adına, çantamdan kitabımı çıkardım. İlk kapağını açtığımda Aslı"sen yüzmeyecek misin?" diye sordu. Başımı olumsuz yönde salladım. Aslı siyah bikinisiyle sallana sallana denize yürümeye başladı. Onu motor kullanırken görmesem, kesinlikle şaşırmazdım. Dikkatimi tekrar kitabıma verdiğimde bu seferde telefonum çalmaya başlamıştı. Yanımda duran telefonu elime aldım. Ekranda Cemil'in ismini görmemle yerimle doğrularak açtım. "Cemil?" "Nerdesin, seni görmem lazım. " "Sahildeyim, gel." Beni onayladığında kapattık. Tekrar kitabıma dönecektim ki;Giray'ın ıslığı kulağıma doldu. Olmayacaktı galiba, bugün bu kitaba başlayamadım. Pes edip kitabı çantama attım. Cemil'i beklerken, Giray beni denize çağırıyordu. Ona elimle 'hayır' işareti yapsam da ısrarla çağırıyordu. Bu sırada Cemil gelmişti. "Naber" dedi, sesi iyi gibiydi. "Ben iyiyim, sen nasılsın, naptın." Bıkkınca soludu. "Domuz gibi, hiç bir şeyi yok." Anladığımı belli eden bir şekilde başımı salladım. "Ya ben gidiyorum Nil" dedi, gözlerim büyürken sözlerine devam etti. "Dönüyorum, okulların açılmasına az kaldı. Ders çalışmam lazım." Yüzüm düşerken sarıldı. "Seni tanıdığıma çok sevindim, telefonlarımız var birbirimizde. Görüşürüz hep, merak etme." Kollarımı sırtına koydum. "Unutmayalım birbirimizi olur mu, seni çok sevdim." Güldüğünü duyduğumda, ayrıldık."Dönüyorum ama abim burda, bakarsın başını belaya sokar yine gelirim" dedi. Başımı salladım. "Hoşçakal." "Hoşçakal." Cemil yürümeye başladığında arkasından onu izliyordum, arkasını dönüp el salladı. Bende el salladığımda yoluna devam etti. Öylece dikilirken bacaklarımın arasında hissettiğim hareketlilikle havalanmıştım. Anın şaşkınlığıyla çığlık çığlığa kalmıştım. Giray beni usta bir hareketle omuzlarına çıkarmış denize doğru koşuyordu. "Giray, bırak beni, suya girmek istemiyorum." "Eğlenmeye geldik kızım buraya, ne inek gibi oturup duruyorsun." Söylediğine değilde bacaklarımdan çok gıdıklanıyordum, katıla katıla gülmeye başlamış, konuşamamıştım. Üzerimde pareom, gözümde gözlüğümle, kendimi deve güreşi yaparken bulmuştum. & "Gelmiş mi?" diye sordu genç adam arkadaşına. "Gelmiş" duyduğu kelimeyle yerinden kalktı. Düşünüyordu, motorunu parçalaması işe yaramamış gibiydi. O zaman yapması gereken şey basitti, onu kışkırtacak ve yarışa getirecekti. Aralarındaki rakabet bitecek gibi değildi. Bir kaç ay önce aynı şekilde motorunu parçalanmıştı, kimin yaptığını biliyordu, adı gibi emindi ve oda aynısını yaparak rövanşını almıştı. "Cemil gitti mi?" diye sordu bu kez. "Evet, şu sıralarda yolda olması lazım." Bu iyiydi, kardeşinin ayağına bağ olmasını istemiyordu. Dün gece geçirdiği küçük kaza sonrası Cemil, diline geleni söylemiş, artık onunla uğraşamayacağını belirtmişti. Zaten onun bakıcıya ihtiyacı yoktu ama ailesi ona güvenmiyordu, bu nedenle de Cemil'i sürekli peşine takıyordu. Gece yapılacak olan yarış için telefonunu kavradı, kısa mesaj çekip oturdukları banktan kalktı. Bu gece, yapabileceği en büyük pisliği yapacaktı, işe önce sarhoş olmakla başlayacaktı... & "Hayır, gidemessin, izin vermiyorum ya." "Karışma Nil, o pislik bu gece dersini alacak." Elimi sertçe saçlarımdan geçirdim. Saatlerdir denizdeydik ve nihayet çıkıp otele geçtiğimizde Giray aldığı bir mesajla küplere binmişti. Şimdide yarışa gideceğini söylüyordu. "Tatilimi mahvedeceksin, seni bu yüzden çağırmadım buraya." Giray sert yüz ifadesiyle gözümün içine baktı, korktup bir an için geri çekilmek gelmişti içimden. Sinirli hali korkutucuydu. "Bir şey olmayacak bana, geri geleceğiz." Başımı hızla iki yana salladım. Gitmelerini istemiyordum. Aylardır bir belayla uğraştığını biliyordum da, bu kadar gözünün döndüğü aklıma gelmemişti. "Bende geliyorum." Giray bu defa üstüme yürüdü. "Hayır" dedi sert sesiyle. "Eğer gidersen, bir daha yüzüne bakmam." Bunu gayet sakin ve hırslı bir şekilde söylemiştim. Bu Giray'ın kaşlarının seyirmesine neden olsa da kararından dönmedi. Hızla yanımdan ayrıldıklarında, gözümden bir damla yaş sızdı. Kahretsin ki;ona bir şey olmasını istemiyordum. Sert adımlarla odama çıktım. Yanlarına gitmek istiyordum ama Giray'ın öfkesinden korkuyordum. Burada böyle beklemek istemiyordum, her an babam gelebilir ve bana onları sorabilirdi. Yalan söylesem anlar, doğru söylesem onları buradan odunla kovardı. Yüzüne bakmam dediğim halde yine de gitmişti. İçimi içimi kemirirken üzerimi değiştirdim, gizli gizli giderdim kimse görmezdi ne de olsa. Koyu lacivert, dar kot pantolonumu giydim. Üstüne yine dar tşört geçirdim. Saçlarımı at kuyruğu yapıp, kapüşonumu üzerime aldım. Yanıma bir tek telefonumu aldım. Babam ortalarda yoktu, ondan cesaret alarak hızla otelden çıktım. Benim yokluğumu farkettiğinde, yarışa gittiğimi anlamazdı. Yinede emin olmak için arayabilirdi. Vosvosuma binip yarış yapılan yere doğru sürmeye başladım. Uzun arayışlarımın sonunda yarış yapılan yere gelmiştim. Arabamı onlardan uzak bir yere bıraktım. Yarış için toplanan gençlere doğru yürümeye başladım. Kapüşonumu kaşlarıma kadar çekip kendimi gizledim. Deli gibi bağıranların arasından geçiyordum. Henüz Giray'ları görmemiştim. Kulaklarım motorların çıkardığı egzoz sesini işittiğinde hızlandım. Biraz sonra yarış pisti olduğunu belli eden şeritleri farketmiştim. Gözlerimle etrafımı tararken, kalabalığın başında dikildiği iki motorluyu farkettim. İkisininde kafasında kask vardı. Önlerinde başlamaları için komut verecek biri, ve bir motorun yanında duran Aslı ve Alican'ı da görmüştüm. Önlerinde duran çocuk ellerini kaldırdı, geri sayım yaptıktan sonra motorlar kalkmak üzereydi ki polis siren sesleri gelmeye başladı. Panik içinde dağılan kalabalığın arasında kala kalmıştım. Hangi yöne gideceğimi bilmiyordum, sürekli etrafımda koşuşturan insanların bana çarpmasıyla adım dahi atamıyordum. Kalabalık azalmaya başlamış motor sesleri yükselmişti. Etrafımda dönüp hangi yöne gitmem gerektiğine bakarken, sırtımda hissettiğim acıyla dizlerimin üzerinde yere düşmüştüm. Ellerime taşlar batmıştı. Can havliyle yerimden kalmaya çalıştım ama yapamamıştım. Kafamı kaldırıp baktığımda az önceki kalabalıktan eser yoktu. Polislerin yaklaştığını belirten siren sesleri, korkmama neden olmuştu. Ben şaşkınca etrafma bakarken, motoruna atlayan gidiyordu. Bir an önce buradan gitmeliydim. Yerimden kalkmaya çabaladığımda, önümde bir motor durdu. Kafamı tekrar kaldırdım ve kaskını kolunun altına sıkıştırmış, diğer elini kalkmam için bana uzatmıştı. Yüzüne baktığımda, gece karası bakışlar, bir o kadar kara kaşlar ve hepsiyle uyum bulan siyah saçları olan biriydi. İçimi bir ürperti tuttu. Bir süre bakışlarım eliyle yüzü arasında gidip gelirken "hadisene" dedi dişlerini sıkarak. Ne kadar tereddüt etsem de elimi kaldırdım tam tutacaktım ki; polislerin sesini duymasıyla beni kolumdan yakalaması bir oldu. Benim de çabamla arkasına oturmuştum. "Sıkı tutun" diye emrettiğinde dediğini yapıp beline sarıldım. Umarım bu gece sorunsuz biterdi, yoksa babamın öfkesi Giray'ları ve onlarla olan arkadaşlığımı yakardı. Motoruna bindiğim yabancıya sıkı sıkı sarılıyordum. Başımı sert sırtına dayadığımda, polisler peşimizdeydi. Motorun hızı beni korkutuyordu. Çok motora bindim ama bu kadar hızlı olana ilk kez biniyordum. Karanlık bodrum sokaklarını yararak ilerliyorduk. Avuç içlerimin ve dizlerimin acısı artmıştı. Motorun yavaşladığını anladığımda kafamı sırtından çektim. "in" dediğinde etrafımıza baktım. Başımı hızla iki yana salladım, zifiri karanlığın orta yerinde, nerde olduğumu bilmediğim bir sokakta bana in diyordu. "İn dedim" diye yineledi. Ama ben inmemekte ısrarcıydım. "Polisleri atlatıp geleceğim, in şimdi." "Korkarım çok karanlık, hem sana neden güveneyim. Geri geleceğin ne malum." Sesli bir şekilde soludu. "Başka seçeneğin yok, in ve saklan." Tekrar başımı salladım. Bu kez kolumdan tutup beni indirdi. Öfkeli bakışlar eşliğinde karanlığa karıştı. Ne yapacağımı bilemez halde orada öylece kalmıştım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD