Yine hep birlikte yemeklerimizi yedik. Firuze teyze, Elif ablaya 'şundan da ye, şundan ye' diye diye kadını şişirmişti. Enes can çok çekingen bir çocuktu. Kalabalığa gözleri alışmamış olacak ki hala bakışlarını hepimizde gezdirip duruyordu. Bana baktığında ona gülümsedim. Aynı şekilde güldü ama bakışlarını kaçırdı. Yemekleri yemiştik ve masadan kalkmadan çaylarımızı içmeye koyulduk. Kağan karşımda oturuyordu. Cemil yanımda oturuyordu, zaten hiç yanımdan ayrılmak istemeyen yanı beni değerli hissettiriyordu. Çayları tazeleyen Menekşe'ye "Menekşe gitarımı getirir misin" diye sordu Cemil ve ekledi "ama kendi kendine çalıp oynama sakın, Nil burda" dediğinde anlayanlar kahkaha attı. Cemil'e cimcik attım. Ciddi ciddi gülüyorlardı. Yine utandım. Elimle yüzümü saklamaya çalışırken babamın 'ne old

