Zaman su gibi akıp gitti. Bize değmedi ama kim bilir kimlerin canını yaktı da bu kadar hızlı geçti. Aklım sürekli o küçük kızın gördüklerinde, kurtaramadığı o kızda. Ben ise sürekli kendimi o kızı düşünürken buluyorum, dahası elimden bir şey gelmiyor. Bunu yedi yıl sonra hatırlamış olmam o kızı kurtarabilir miydi ki? Birde o kurtarılmak istiyor muydu? Kafamda deli sorular. "Alo" diye kükreyen Cemil'e, başımı kaldırıp kafasına vurdum. Teneffüste sınıfta oturmaya karar verip başımı masaya yatırdım. Cemil gelene kadar dinlenmeye çalışıyordum. "Sen de bir şey var" dediğinde kendimi toparlamaya çalıştım. On gündür kimseye tek kelime etmemiştik. "Kağan da bir tuhaf" diye ekledi. "Bir şey yok" diyerek konuyu kapatmayı umdum. "On gündür böyle söylüyor sunuz zaten. Yemedim canım, anlat, dök

