Kağan'la el ele yürüyüşe çıktığımızdan beri sessizdi. Benim aklım ise hala Cemil'in son söylediğindeydi. Kendine zarar veriyor olması içimi bir hayli sıkıyordu. O benim canımdı. Ben ona bakmaya kıyamazken o kendine zarar veriyordu. Koluna sarılıp elini biraz daha sıktım. Onun canının yanıyor olma ihtimali kanımın çekilmesine sebep olmuştu. "Kağan." "Ne soracağını biliyorum, o yüzden şimdi bunu konuşmak istemiyorum. Sana bir hediyem var." Bu anda hatırlamıştım hala doğum günüm olduğunu. Yüzüne baktım. "Nedir?" Önüme geçip cebinden bir kağıt çıkardı. "Şimdi açma" dedi. Sanki bu anı daha önce yaşamıştım. Tabiki de yaşadım. Ona yazdığım şiiri ona verirken bende böyle demiştim. İçinde şiir olamazdı değil mi? Merak ediyordum ama. Nasıl severim bilir misin? Diye girdi gözümün içine bakar

