7

2741 Words
Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Bugün attığım ikinci bölüm.       Bölüm başkarakterin ağzından.    ☣    "Durgun bir karakterin var."   Geldiğimiz barın dans pisti kısmında geziniyordu bakışlarım. Oradaki insanların sallanmalarını izliyordum. Bazıları profesyonel gibi dans etmeye çalışırken; bazıları ise sadece içlerinden geldiği gibi dans ediyordu. Bazıları da vardı, arkadaş zoruyla kalkıp dans ediyorlardı. Onlar en kötü durumda olanlardı. Emrivakiye maruz kaldıkları yetmezmiş gibi bir de arkadaşları kısa sürede başkalarıyla dans etmeye başladığı için yalnız kalıyorlardı.   "İki senede anladığım en net şey durgun bir karakterin olduğu. Hiçbir şeye abartılı bir tepki vermiyorsun. Sen şaşırmıyorsun Hüma."   Bora, bir kez daha kendi kendine konuşmaya başlayınca dans edenlerin figürlerinden çok kıyafetlerine bakmaya başladım. Dikkatimi, beraber locada oturduğum arkadaşıma vermemeye gayret göstererek sadece etrafı inceliyordum.   Saatler önce birlikte geldiğimiz bu barda garip giden bir şeyler vardı. Ve ben o garip giden şeyleri düşünmekten Bora'ya odaklanamıyordum. Sanki odaklansam, onunla sohbete dalsam hayatımın en büyük olayı cereyan edecekmiş gibi hissediyordum.   Öyle de olacaktı büyük ihtimalle.   Askılı kısa elbiseli kadının, dans ederken arkasından sarılan adamla bir an için gerildiğini gördüm. Sonra kafasını ona doğru çevirip, kim olduğunu teyit ettikten sonra adamın elinin karnına sarılmasına izin vermişti.   "Neden hep böylesin diye çok sordum kendime Hüma. Ama sonra düşündüm de-"   Bora'nın bacağına elimi koyup susması için sıktım. Sözleri yarım kaldığı için bir anlık afallama yaşadığını anlasam da, sorgulamamıştı. Ona bakmıyordum ama buna rağmen şu an bakışlarının, baktığım yere değdiğine emindim.   Karşımdaki görüntüden emin olmak adına buraya geldiğim ilk andan beri defalarca kez olan şeyi tekrar izlemeye başladım. Kadının su yeşili olan elbisesinin etek kısmı boldu. Acaba az önceki kadına yaptıkları gibi mi yapacaklardı teslimatı?   "Çiftler ve dans ediyorlar Hüma?"   Bora'nın konuşması dikkatimi birkaç saniyeliğine dağıtırken bir kez daha bacağını sıktım. Bu sadece odaklanmasını istediğim içindi. Bora bunu anlayıp tekrar sessizliğe büründüğünde karşımızdaki çiftte bir kıpırdama oldu. Adam elini elbisenin bittiği yere sürükleyip kadının bacağını sardığında bir el tarafından gözlerim kapanmıştı.   "Ayıp ayıp."   Elin sahibi olan arkadaşıma açıklama yapmadan elini yavaşça aşağıya indirip karşımdaki alışverişi izlemeye devam ettim. Her şey iyi hoştu da adam parasını nasıl alacaktı?   Bir elimle Bora'nın gözlerime sardığı elini tutarken diğer elim hâlâ bacağının üstündeydi. Bizi de dışardan gören biri sevgili sanardı. Kolunu omzuma atmıştı. Benimse bu durumda her sevgili gibi temas etmekten hoşlandığım için elini sardığımı düşünürlerdi. Ama bu gerçek değildi. Bunu birlikte olduğumuz için yapmıyorduk. Tıpkı karşımızdaki çiftin amacının elleşmek olmaması gibi.   Adam kadının elbisesinin eteğinin içine kaydırdı yavaşça elini. Etraftaki çoğu çift yiyiştiği için, bu durumları herkese normal geliyor olmalıydı. Ben hâlâ azgın biri gibi onları izlerken adamın işini bitirip elini çekmek için hazırlandığını fark ettim.    Onların bu hâli kaşlarımın kısa süreliğine hayretle çatılmasına neden olurken adam bir anda dönüp buraya baktı. Bakışlarım onunla eş zamanlı olarak yüzünü bulurken çenesinin kasıldığını gördüm. Kendini saniyeler içinde toparlayıp kadının eteğinden içeriye daha çok soktu elini. Sırf çift olduklarını düşünmem için yaptığı bu hareket soğuk bir şekilde gülmeme neden olmuştu.    "Kadın bacağına bir ip sarmış Bora. O ipin bir kısmına ise küçük bir cüzdan yerleştirmiş. Adamsa elinde tuttuğu uyuşturucuyu o cüzdanın içine yerleştirdi."    "Nasıl?"   Dumura uğramış sesine karşın ona dönüp baktığımda bana anlamadığını belirten bir ifadeyle baktığını gördüm.   "Halbuki sen anla diye basit bir şekilde anlatmıştım..."   ⏱⏱   "Belki de çok ön yargılıyız ha?"    Bardan çıkıp arabaya binerek oradan uzaklaştığımızdan beri aklında bir şüphe vardı. Birlikte sahile gelip balık ekmek yemiş, çay içmiştik; ama o hâlâ o andaydı. Son yarım saattir arabayı sahilde bırakmış, yüksek binaların yanında yürüyorduk ama onun aklı hâlâ saatler öncesindeydi.   Bora'ya boş gözlerle bakmaya başladığımda gözlerimin içine beklentiyle baktığını gördüm. Sanki o bara geri döneceğimize dair hâlâ bir inancı vardı. Sırf arkadaşlarını oraya davet ettiği için geri dönmek istiyordu. Belki de kutlamadan çok, arkadaşlarıyla beni aynı ortama sokmak istediğindendir bu ısrarı, bilemiyorum.   "Ön yargılı biri değilimdir. Bunu en iyi sen biliyorsun."   Bugüne kadar kimsenin arkasından kötü konuşmadığımı; herkesi anlamaya çalıştığımı, biliyordu. Bana göre her şeyin bir mantığı vardır ve ben bu yüzden hiçbir şeye ön yargılı yaklaşmam. Ön yargı kolaya kaçmaktır. Karşımızdaki kişilerle ilgili düşüncelerimiz bittiğinde doğar, sonrada içimizi küle çevirir.   Bakışlarındaki beklenti yavaş yavaş solarken yerini buruk bir tebessüme bırakmıştı. Ne ara durduğumuzu bilmesem de onun omuz silkip yürümeye devam etmesiyle, bir süre az önce durduğu yere bakmaya devam ettim.   Uzun süredir birlikteydik. Onun arkadaşlarıyla tanışmak istememem, buna gerek duymamam, onu kırıyor mudur? Defalarca bunu teklif etmişti, bense defalarca reddetmiştim. Acaba içten içe bunu çok dert etmiş midir?   Görüş açımda olan taş zeminden çektim bakışlarımı. Onun yerine Bora'nın peşinden bakmak için başımı o yöne çevirmişken, bakışlarım hemen yanımdaki yoldan geçen arabaya takıldı. Camları filmli araba bu tarafa doğru gelip yavaşça yanımdan geçmeye başladığında kilitlenmiş gibi sadece oraya bakıyordum.      "Peki nasıl anladın? Yani alışverişi nasıl anladın?"   Ne ara yanıma geldiğini bilmediğim Bora'ya bakmadan arkamı döndüm. Arabanın izlediği yola bakarken bakışlarım plakaya düşmüştü. İçimdeki tuhaf hissin cevabı plaka olurken yutkundum.   Bazen geçmiş dediğimiz şeylerin aslında hiç geçmediğini;  hayatımızın bir köşesine gizlenip, oraya saklamayı tercih ettiğini görürüz. Bu durumda olmak istemediğim için aklımdan tek bir şey geçirdim; ve kendimi o düşünceye inandırmayı tercih ettim.   Umarım yalnızca tesadüftür.     ━━━━━━ Uyuşturucu teslimatı?    Sizce başkarakter hanım bunu nasıl anladı?    Bora?    Başkarakter?    Yanlarından geçen araba?    Kim var o arabada?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz   .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Bugün attığım üçüncü bölüm.       Bölüm başkarakterin ağzından.   ☣    A.G.Sahibi: Düşündüm de.   A.G.Sahibi: Arkadaşlarınla tanışmak istiyorum.   Bora Ataberk: Dün akşamdan bu yana ne değişti?   A.G.Sahibi: Sadece...   A.G.Sahibi: Bunun senin için önemli olduğunu fark ettim.   Bora Ataberk | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Sorgulamasan?   Bora Ataberk | Çevrim içi   Bora Ataberk | Yazıyor...   Bora Ataberk: Dün akşam ne oldu Hüma?   Bora Ataberk: O arabanın arkasından niye öyle baktın?   Bora Ataberk: Neden o arabayı gördükten sonra sessizleştin?   A.G.Sahibi: Önemsiz bir konu.   A.G.Sahibi: Sadece şunu bil,    A.G.Sahibi: Saçma sapan şeylerde takılı kaldığımda bunu önemsemene gerek yok.   Bora Ataberk: Bir şey mi hatırladın?   A.G.Sahibi: Bunun da bir önemi yok.   Bora Ataberk: Senin için seninle ilgili hiçbir şeyin bir önemi yok.   Bora Ataberk: Ama bence önemli, o yüzden lütfen gereksiz diye geçiştirdiğin şeye bir de benim açımdan bak.   A.G.Sahibi | Yazıyor...   Bora Ataberk: Şimdi ise derse odaklan.   Bora Ataberk: Bense ikinci toplantıma. | Görüldü.   A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Kolay gelsin.   Bora Ataberk: Sabır versin.   A.G.Sahibi: Aslında bakarsan edebiyatla ilgili her şey güzel, o yüzden sabırlık bir durum yok ortada.   Bora Ataberk: Girdiğin sınavdan full çekmişken niye edebiyatla ilgili bir şey seçtin hâlâ anlamış değilim.   Bora Ataberk: Ama eğer sayısalın bu kadar iyiyken edebiyata yönelmişsen bu gerçekten de edebiyatı sevdiğin anlamına gelir.   A.G.Sahibi: Ben senin gibi sırf havalı gözüküyor diye bölüm seçemezdim.   Bora Ataberk: Hep şu konudan vurmaya çalışma beni.   Bora Ataberk: Babam yüzünden oldu diyorum.   Bora Ataberk: Çok yakışıklı geliyordu gözüme.   Bora Ataberk: Herkes adama hayrandı. Annem desen aşırı güzel ve ikisi birbirini öyle bir tamamlıyorlar ki...   A.G.Sahibi: Ne dedin kendi kendine?   A.G.Sahibi: "Mimarlık okursam annem gibi biriyle birlikte olurum, herkes bana hayran kalır ve yıkılmaz olurum." mu?   Bora Ataberk | Yazıyor...   Bora Ataberk | Çevrim içi   Bora Ataberk | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Anladım, öyle demişsin.    A.G.Sahibi: Neyse ben seni daha fazla bölmeyeyim.   A.G.Sahibi: Fotoğraf     A.G.Sahibi: Asaf amca attı. Toplantıdakilerin dikkatini çekiyor olmalısın.    A.G.Sahibi: Hoşça kal.   A.G.Sahibi | Çevrim dışı   Bora Ataberk: Babamla olan önceki mesajlarına gözüm kaydı da.   Bora Ataberk: Sen babama benim medeni halimi mi anlatıyorsun?   Bora Ataberk: Siz bayağı dedikodu yapmışsınız Hüma?   ⏱⏱   0551*** | Yazıyor...   0551*** | Çevrim içi   0551*** | Yazıyor...   0551***: Kimsin? ●İletilmedi.   0551***: Bu girişi sevmedim. ●İletilmedi.   0551*** | Yazıyor...   0551*** | Çevrim içi   0551*** | Yazıyor...   0551***: Nesin?  ●İletilmedi.   0551***: Bu girişi de sevmedim. ●İletilmedi.   0551*** | Yazıyor...   0551*** | Çevrim içi   0551*** | Yazıyor...   0551***: Necisin? ●İletilmedi.   0551*** | Yazıyor...   0551*** | Çevrim içi   0551*** | Yazıyor...   0551***: Ben iyisi bir giriş bulup geleyim. ●İletilmedi.   0551***: Hoşça kal ismini bilmediğim ama çok yakında öğreneceğimi düşündüğüm şahıs.   0551***: Hass...     ━━━━━━ Hüma'nın edebiyat seçmiş olması?    Birden Bora'nın arkadaşlarıyla tanışmak istemesi?    Bora?    Hüma?    Sondaki beyimiz?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Doğum günüme sayılı günler kaldı, kendime hediye sipariş ettim ama hâlâ kimliğim elimde değil...        Bölüm texting.    ☣    Anlamlandıramadığım: Yazıp yazıp silmek?    0551***: Efendim?    0551***: Ayrıca "Anlamlandıramadığım" da ne?    Anlamlandıramadığım: Asıl sana, efendim?    Anlamlandıramadığım: Fotoğraf   Anlamlandıramadığım: Ne yazmıştın?   0551*** | Yazıyor...   0551*** | Çevrim içi   0551*** | Yazıyor...   0551***: Numara benim mi diye kontrol ettim de, benimmiş.   Anlamlandıramadığım: Yani sen yazmadın? Bu tepkinden bunu mu anlamalıyım?   0551***: Evet, ben yazmadım.    Anlamlandıramadığım: İçimden bir ses yazan yakınlarından biri diyor.  ●İletilmedi.   Anlamlandıramadığım: Pekâlâ, sorun yok.   Anlamlandıramadığım: İyi günler.   Anlamlandıramadığım | Çevrim dışı   0551***: Anlayışın için sağ ol. Uzatabilirdin de.   0551*** | Çevrim dışı   0551*** | Çevrim içi   0551***: Bu arada sana da iyi günler.   0551***: Her ne kadar telefona kayıt şeklin garibime gitse de, çevremdeki gerzekleri tanıdığım için sorgulamayacağım.  ●İletilmedi.   ⏱⏱   0551*** | Yazıyor...    0551*** | Çevrim içi   0551*** | Yazıyor...   0551***: Acaba ismin ne? ●İletilmedi.   0551***: Gereksiz bir merak var içimde. ●İletilmedi.   0551*** | Yazıyor...   0551*** | Çevrim içi   0551*** | Yazıyor...   0551***: Belki de bunun sebebi uzun süredir dışarı çıkmamam. ●İletilmedi.   0551***: Bu konuya kafa patlatayım derken beynim alev aldı. ●İletilmedi.   0551***: Bu arada rica ediyorum şu numaranın sahibine yazma. ●İletilmedi.   0551***: Hatta şöyle düşün; o bir deli. ●İletilmedi.   0551***: Ona yazarsan seni öldürebilir. ●İletilmedi.   0551***: Kendini böyle motive et. ●İletilmedi.   0551***: Edemediğin yerde beni çağır ben sana o manyağın yaptıklarını anlatır, ondan korkmanı sağlarım. ●İletilmedi.   0551*** | Yazıyor...   0551*** | Çevrim içi   0551*** | Yazıyor...   0551***: Şaka maka kimsin lan sen?! ●İletilmedi.   0551***: Ne diye seni takip ediyorlar? ●İletilmedi.   0551***: Hayır ediyorlar madem bana da söylesinler sebebini.  ●İletilmedi.   0551***: Merak ediyorum.  ●İletilmedi.   0551***: Acaba sende kötü kadınlardan mısın?    0551***: Gerçi daha kadın olduğun bile belli değil ki.  ●İletilmedi.   0551***: Sonuçta devamlı iki kişi geziyorsunuz, takip ettikleri kişi yanındaki erkek arkadaşında olabilir.  ●İletilmedi.   0551***: Bu arada Can ben. Bir gün karşılaşırsak Ares'e niye beni ispiklediğini soracağım.  ●İletilmedi.   0551***: Hayır anlamıyorum yazdım sildim diye niye bir daha bu numaraya yazarsın?  ●İletilmedi.   0551***: Mantıklı mı bu?    Anlamlandıramadığım: Kötü kadın?    0551*** | Yazıyor...   0551*** | Çevrim içi   0551*** | Yazıyor...   0551***: İkinci kez hass... ●İletilmedi.   Anlamlandıramadığım: Bilmem farkında mısın ama yazdıklarının bazılarını gönderiyorsun.   Anlamlandıramadığım: Sence de dikkatsiz biriysen bu işe kalkışmaman gerekmiyor mu?   0551*** | Çevrim dışı   Anlamlandıramadığım: Şaka gibisin.   Anlamlandıramadığım: Eğer okuldan biriysen şunu söylemek isterim ki; benden uzak dur.   Anlamlandıramadığım: Eğer çok bulaşmak istiyorsan da kendi numarandan yaz.   Anlamlandıramadığım: Başkalarını alet etme.     ━━━━━━ Can ne iş?    Takipten bahsettiğin göre kurgudaki yeri nedir?    Ares?    Başkarakter hanım?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz   .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Bugün attığım ikinci bölüm.       Bölüm texting.   ☣    0551*** | Yazıyor...   0551*** | Çevrim içi   0551*** | Yazıyor...   Anlamlandıramadığım: Hadi söyle, içinde kalmasın.    Anlamlandıramadığım: Şu çocuksu mesajlarını atmaya devam et.   Anlamlandıramadığım: Et ki yarın polise gittiğimde elimde bir kanıt olsun.   Anlamlandıramadığım | Yazıyor...   0551***: Aslında bakarsan ben o değilim.   0551***: Yani sana yazan kişi değilim.   0551***: Mesajları her ne kadar silse de, sonradan itiraf etti sana yine yazdığını.   0551***: Bunu niye yapıyor bilmiyorum.   0551***: Aklımdaki tek ihtimal senden hoşlandığı ihtimali.   0551***: Evlenirseniz her şey düzelir gibi.   Anlamlandıramadığım | Çevrim içi    Anlamlandıramadığım | Yazıyor...   Anlamlandıramadığım: Daha önce arkadaşın için fazla kız ayarlamışsın gibi.   Anlamlandıramadığım: Ama şunu söylemeliyim ki, bence benimle derdi başka.   Anlamlandıramadığım: Seviyorsa bile aklında başka konumlandırıyor.   0551***: Başkadan kastın?   Anlamlandıramadığım: "Kötü kadın." olarak.   0551***: Para karşılığında ilişkiye mi giriyorsun?   0551***: Sırf can sıkıntısından dolayı?   Anlamlandıramadığım: Arkadaşının kötü kadın anlayışını yanlış anlamamışım, ama yine de böyle söyleyince bir garip oldu.   0551***: Bu işi meslek edinmek bana göre sorun değil; ama Can bir insanın bedenini zorundalıktan değilde sırf kolaya kaçmak için başkalarına sunduğuna şahit olunca sinirleniyor.   Anlamlandıramadığım: Anladım.   0551***: Sevindim.   Anlamlandıramadığım: Anladım anlamasına da, bir sorunumuz var.   0551***: Bu "kötü kadın" tanımına uymuyorsun?   Anlamlandıramadığım: Aynen.   0551***: O zaman hayvan mı öldürdün?   Anlamlandıramadığım: Buna da mı "kötü kadın" diyor?   0551***: Yok, ona daha ağır küfürleri var.   0551***: Ama başlangıç olarak "kötü kadını" kullanmış olabilir.   0551***: Gerçi hayvan öldürseydin sana mesaj atmaktan çekinmezdi.   0551***: Yani şöyle, attığı mesajları silmezdi.   Anlamlandıramadığım: Kötü kadın adı altında başka hangi suçları işlemiş olabilirim?   0551***: Hmmm.... Düşünüyorum.   0551***: Buldum!   0551***: Zor durumda olan birine zorbalık mı yaptın?   Anlamlandıramadığım | Yazıyor...   Anlamlandıramadığım | Çevrim içi   Anlamlandıramadığım | Yazıyor...   0551***: Sanırım bu yüzden sana "kötü kadın" dedi.   Anlamlandıramadığım: Yapmadım.   Anlamlandıramadığım: Birini kırdıysam da bunu bilmeyerek yapmışımdır.   0551***: O zaman katilsin?   Anlamlandıramadığım: Efendim?   0551***: Ya birini öldürdüğün için "kötü kadın" dedi, ya da kendine zarar veriyorsun diye. Ki bu da onun lügatında cinayete giriyor.   Anlamlandıramadığım: Aslında bakarsan bana sadece sondan bir önceki uyuyor.   Anlamlandıramadığım: Diğerlerinin olma olasılığı oldukça düşük.   0551***: Birini kırdın yani?   Anlamlandıramadığım: Başka kategori kalmadığına göre öyle yaptım.   0551***: Anladım.   0551***: Ne diyeyim, umarım Can'ın gazabına uğramazsın.   Anlamlandıramadığım: Umarım.   0551*** | Yazıyor...   0551*** | Çevrim içi   0551*** | Yazıyor...   0551***: O zaman iyi günler.   Anlamlandıramadığım: İyi günler.     ━━━━━━ Can?    Ares?    Adı neydi...    Başkarakter?    Hangi ismini yazsam diye şaşırdım duskjsksj   Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Bugün attığım üçüncü bölüm.    Kitaba devam bölüm yazıyorum, çünkü ilk defa bir kurgumu bu kadar merak ediyorum...      Bölüm başkarakterin ağzından.    ☣    "Günlerden pazar ve biz evdeyiz."   Yıllardır ilk defa olan bu durumu sesli bir şekilde dile getirdiğim de, omuz silkmişti Bora. Onun için normal bir şey yapıyorduk sanki. Hiç yadırgamıyordu. Her pazar gecesi yıldızları izlemeye bahçeye ya da balkona çıkardık, şu an bunu yapmıyorduk ve o da bunu yadırgamıyordu.   Onun yerine önündeki tezgaha yan yana gelecek şekilde dizdiği bardaklara bakıyordu. Onları düzgün bir şekilde ayarlamayı amaçlamış olacak ki, devamlı yamuk mu duruyorlar diye endişe içindeydi. Birkaç gündür üstünde bulunan hüzün; endişeyi çok tatlı taşımıştı yanında.   Bir şeye kafasını taktığı belliyken, o şey yüzünden üzülürken bardaklardan dolayı endişe duyması; tebessüm etmemi sağladı.   "Sence ben işe yaramaz biri miyim?"   Mutfaktağın tam ortasındaki mermer masanın etrafındaki yüksek taburelerden birine, tam onun karşısına denk gelen tabureye oturmuştum. O ise oturmaktan ziyade on dakikadır önündeki bardaklarla ilgileniyordu. Bir yerlere dalmış gibiydi. Daldığı yerlerde, hayatı sorgularken bana yönlendirdiği soruyla yanağıma yaslandığım elimi, çenemin altına getirdim. Bakışlarımı önündeki bardaklardan çekip ona baktığımda onun hâlâ o bardaklarla ilgilendiğini görmüştüm.   "Değilsin."   Elini votka şişesine uzatmışken verdiğim cevapla bir an duraksadı. Sonra ise hiçbir şey olmamış gibi votka şişesini elleriyle kavrayıp, ağzını açacakla açtı. Masaya işine yarayacak her çeşit aleti yerleştirmişti ve ben hâlâ bardak sayısını düşünüyordum. Neden beş tane bardak vardı?   "Sormayacak mısın böyle bir şeyi neden sorduğumu?"   Sağ elinde tuttuğu şişenin içindeki sıvıyı, solda bulunan en baştaki bardaktan en sonda bulunan bardağa kadar boşaltmaya başladı. Votka ara ara masaya dökülse de, Bora bunu önemsememişti. Bardaklar küçük olduğu için normal hızda yaptığı boşaltma işlemi kısa sürede tamamlandı. Sonraki hamlesi ne olacak diye beklerken dikkatle ellerini takip ediyordum.   "Yoksa yine tahmin mi ettin?"   Devamlı dalıp gittiği o yerden çıkmak için bana soru yönlendiriyordu. Belki de amacı oradan çıkıp beni de alarak tekrar o yere dönmekti. Sıkıntı ettiği konuyu dert etmemi sağlamaktı. Bilemiyorum.   Elindeki votka şişesini mermer masaya sert bir şekilde çarptığında kolum masaya yaslı olduğu için irkilip ona bakmıştım. O ise bunu zaten benim kendisine cevap vermemi istediği için yaptığından direkt bana bakıyordu. Gözlerimin içine bakıyordu.   Ben bir şey söylemesini beklerken o yine önüne dönmüştü. Bulunduğu taraftaki taburelerden birini kendine doğru çekip oturdu. Kafaya taktığı şeyden kurtulmak istese de, çoktan bütün zihni o düşüncelerle dolmuşa benziyordu. Ara ara benimle tartışmaya çalışıp konuyu kısa süreliğine ertelemeye çalışsa da, ben ona karşı bir tepki vermeyince bu planı işe yaramıyordu.   İki senede insanlarla ilgili bir şey anladıysam o da bazen susmam gerektiğiydi. Konuyu anlamış olsam bile susmalıydım. O kişinin kendisini açmasını beklemeliydim. Eğer ortaya atlayıp durum tespiti yaparsam şu an, bu sadece samimiyetsiz gösterirdi beni. O saatten sonra vereceğim bütün tepkiler ve nasihatler "Çok bilmiş." olarak adlandırılmamı sağlardı. Bu da şu an için en son istediğim şeydi. O yüzden sustum. Yalnızca susup onu izledim. Önündeki bardaklardan birini bana doğru ittirmesini izledim. Sert bir şekilde yaptığı bu hamle sonucu önüme kadar gelen bardağa baktım.   "Babam şirketin başında birkaç yıl daha kalacağını söyledi. Gördüğüm o kadar staja rağmen otuzuma kadar beklememin benim için daha iyi olacağını anlattı."   "Belki de sadece hayatını yaşaman için bir öneri de bulunmuştur?"   Soru sorar tarzda bitirdiğim cümleyle ikimizde önümüzdeki bardaklara bakmayı kesip birbirimize bakmıştık. Bora tek kaşını kaldırmış ne demek istediğimi sorgular tarzda bana bakarken devam ettim.   "İki yıldır tanıyorum seni Bora. Her ne kadar bana kitaplarla çok haşır neşirim diye devamlı laf atsanda, senin de benden pek farkın yoktu. Devamlı okul, şirket ve ev arasında mekik dokudun. Fazla sert gittin. Hobilerini, neleri sevdiğini öğrenmeden babanın kopyası olmaya çalıştın. Sence de artık mola vermen gerekmiyor mu? Kendini öğrenmen gerekmiyor mu?"   Bu konuşmamda "Çok bilmişlik" kategorisine girerdi belki. Ama en azından baştan antipati kazanmamıştım, bu iyi bir şeydi. Gözlerindeki ifadeye baktığımda bunun beni ciddiye almasını sağladığını görmüştüm. İletişim konusunda gün geçtikçe iyileşiyordum...   İnstagram: amistadream   ━━━━━━ Bora?    Başkarakter?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz                  
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD