6

2519 Words
Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.       Bölüm başkarakterin ağzından.     ☣   "Ya seni "Hiçbir şey hatırlamıyorum." diyerek kandırıyorsam?"   "Ayıp etmiş olursun o zaman."   Adının Bora olduğunu bir gün önce öğrendiğim kişi konuştuğunda, ona ciddi mi değil mi diye bakmaya başladım. Bu konu da hiç tereddütünün olmaması komikti. Sonuçta teması dolandırıcılık olan bir grubun üyesi de olabilirdim; ama o, bu ihtimali görmezden geliyordu.   Görmezden geldiği yetmezmiş gibi benim yapmam gereken işleri yapıyor; evi düzenliyordu. Sanki yapmak zorundaydı. Bu kadar iyilik az gelmiş gibi düşünüyordu.    O, yerdeki yastıkları da toplayıp koltuğun üstüne yerleştirirken ben onu izlemeye devam ettim.   "Beni geç de, sen neden korkmuyorsun? Sonuçta bir sapık olabilirim."   "Sapık olsaydın iki ay gözetlemekten ziyade gelip direkt işini yapardın."   Elindeki yastığa yumuşatmak için vurmayı bırakıp bana baktı. Bakışlarındaki "Bunu gerçekten düşündün mü?" ifadesine karşın yüz ifademi değiştirmeden ona baktım. Benim ciddiyetim onun istemsizce gülmesine neden olduğunda başımı iki yana sallayıp kendime gelmeye çalışmıştım.   Buradaydım; onun yaşadığı yerde. Korkmam gerekiyordu. Tamam, bana bir şey yapmayacağını düşünsem de... Yine de korkmalıydım. Tespitim beni olması gereken duygudan uzak tutsa da; korkmalıydım.   Belki o kötü değildi. Ama başkası da olabilirdi onun yerinde. O kişi katilde olabilirdi; sapıkta olabilirdi; teröristte olabilirdi. Ve benim o kişiden nasıl çekinmem gerekiyorsa Bora'dan da öyle çekinmem gerekiyordu. Kırk yıldır tanışıyormuşuz gibi davranmamalıydım.   "Gerçekten de umursamazsın."   "Sadece..." diye başladım söze. Ardından kelimelerin beni gereksiz bir sohbete çekeceğini anlayınca "...Neyse." deyip geçiştirmiştim konuyu. Bu konu yerine başka bir konu açmam; ortamın havasını değiştirmem gerektiğini fark edince durmadım, konuştum.    "Birlikte yaşamak için fazla yetişkin değil miyiz?"   Bu konuyu açmasaydım iyiydi; ama nasıl olsa açılması gerekiyordu. O yüzden ağzımdan bir anda çıkan kelimeleri savuşturmak için uğraşmadım. Onun yerine karşımdaki kişiden bir cevap bekledim.   Bora elindeki yastığı koltuğun üstüne yerleştirip başka bir yastık alınca, kollarımı göğsümün altında birleştirip yanımdaki duvara daha çok yaslandım.   İçerisinde bulunduğum apartman dairesi biraz küçüktü. Arabasına bakan biri onun bu tarz yerlerden ziyade vilalarda yaşayacağını düşünürdü. Baba parası yiyen ve vila da sefasını süren bir kişi olduğunu varsayardı.    Yalan yok, hâlâ öyle sanıyordum. Şu an bulunduğum bu daire sadece ek bir eviymiş gibi geliyordu. Hatta kim bilir belki ailesinin bile haberi yoktur bu daireden.   Ben, içine girdiğimden beri gezme fırsatı bulamadığım odaların kapılarına bakışlarımı çevirmişken, Bora'nın sesini duydum.   "Burada sen yaşayacaksın, ben değil. İhtiyacın olan her şeyi buzdolabına koyacağım. Şimdilik, kıyafet olarak sadece kız arkadaşımın kıyafetleri var dolapta. Daha önce giyinilmemiş; etiketi üzerinde olan kıyafetler."   "Bana neden yardım ettiğini bilmiyorsun, değil mi?"   Görüş açımda olan kapıdan bakışlarımı çekip Bora'ya baktım. Konuşmasının ardından sorduğum soruyu kısa sürede algılayıp, başını belli belirsiz olumlu anlamda sallamıştı.   "Güzel. Ben de sana neden güvendiğimi bilmiyorum. Eşitiz yani."   Gözlerinin içine bakarak konuştuğumda bir süreden sonra bakışlarını ilk çeken o olmuştu. Bense bakışlarımı elindeki yastığa çevirip, oraya bakmaya başladım.    Aslında eşit değildik. Benim bu şartlar altında ona güvenmem gerekiyordu. Başka şansım yoktu. Onun ise bana yardım etme zorundalığı yoktu.    Ama yine de... Benim için o barınakta ölmenin de bir anlamı yoktu.      ━━━━━━ Bora'nın Hüma'ya iyilik yapması?    Hüma demek istemiyorum... Gerçek ismini daha çok seviyorum.   Bora?    A.G.Sahibi?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz   .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Bugün attığım ikinci bölüm.    Üzülerek ifade ediyorum ki, kurguda zaman akışı bir süre hızlı olacaktır. Çünkü konusu, şu an oldukları yılda devam edemez ‍♀️      Bölüm texting.    ☣    0547***: Seni ilk gördüğümde şoktaydın sanırım.   0547***: İki aylık bir şok zamanın vardı senin.   0547***: Hani, nerede o?   A.G.Sahibi: Ne saçmalıyorsun?   0547***: Beni kendi evimden kovdun Hüma.   A.G.Sahibi: Bu evi bana ayarladığını düşünüyordum. Yanlışsam, yanlışsın de.   0547*** | Yazıyor...   0547*** | Çevrim içi   0547*** | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Ben de öyle düşünmüştüm.   A.G.Sahibi: O yüzden sana son kez bu eve istediğin saatte giremeyeceğini söylemek istiyorum.   A.G.Sahibi: Beni gecenin bir saatinde bağırışmalarınla uyandıramayacağını; sarhoş halini çekmek zorunda olmadığımı beynine kazımak istiyorum.   A.G.Sahibi: Beni anlıyorsun değil mi Bora?   A.G.Sahibi: Eğer ayyaş olduğunu bilseydim iki ay önce evine taşınmam için ısrar ettiğinde bunu redderdim.   0547*** | Yazıyor...   0547*** | Çevrim içi   0547*** | Yazıyor...   0547***: Sen, ilk tanıştığımızda daha uysaldın...   0547***: İşin kötüsü hafıza kaybında kişinin kişiliği değişmezmiş. Yani bu senin orijinal halin. O zamansa sadece şoktaydın.    A.G.Sahibi | Yazıyor...   0547***: Ve söylemek isterim ki, çok sinir bozucusun bücür.   A.G.Sahibi | Çevrim içi   A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Bücür?   0547***: Evet, bücür.   A.G.Sahibi: Senden küçük olduğuma dair belirli bir kanıtın var mı?   0547***: Üniversiteye dair hiçbir bilgi yok aklında?   0547***: Ama lise...   0547***: Her şeyi ezbere biliyorsun, genel kültür desen arşa vurmuş.   0547***: Ben sana boşuna "inek" demedim.   0547***: Sana piyano çalmayı öğreteceğimi söyledim, biliyor çıktın.   0547***: Sonra başka neleri biliyorsun diye merak edip önüne her türden aleti koydum...   0547***: Tam bir hayal kırıklığısın.   0547***: Ben seni ilk konuşmamızda garson olarak bir yere sokmayı hayal ederken, sen...   A.G.Sahibi: Özgüvenimi okşadın.   A.G.Sahibi: O yüzden bu sefer ailene isimsiz bir kart gönderip içine de "Oğlunuz bir ayyaş" yazmayacağım.   A.G.Sahibi: Hadi yine iyisin.   0547*** | Yazıyor...   0547*** | Çevrim içi   0547*** | Yazıyor...   0547***: Onu sen mi gönderiyordun?   0547***: Şaka mısın kızım sen?   0547***: Kaç kere kredi kartım iptal olma riski yaşadı haberin var mı?   A.G.Sahibi | Çevrim dışı   0547***: Ayrıca ben ayyaş filan değilim!   0547***: Haftada bir arkadaşlarımla içiyorum, o zamanlarda ailemin yanına gidemem o kadar.   0547***: Ayyaş değilim ben (NOKTA).     ━━━━━━ Bora?    A.G.Sahibi?    İki ay?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Bugün attığım üçüncü bölüm.       Bölüm texting.    ☣    A.G.Sahibi: Senin sahte kimlik çıkaracak arkadaşların nereden var?    0547***: Tahmini beş aydır kimliksizdin, şu an teşekkür edeceğine dediğin şeye bak.    A.G.Sahibi: Arkadaşların yasa dışı işler mi yapıyor?   0547***: Ne önemi var?   A.G.Sahibi: Haklısın, ne önemi var.   A.G.Sahibi: Sonuçta ihtiyacım vardı, yaptılar.   0547***: Evet, böyle pozitif ol.   A.G.Sahibi: Umursamaz değil miydi o?   0547*** | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Ayrıca Bora,   A.G.Sahibi: Sence de isim kısmını yazdırırken nezaketen de olsa beni araman gerekmez miydi?   0547***: Gerekir miydi?   A.G.Sahibi: Ben sadece soruyorum, bu konuda fikrimi beyan edemem (!)   0547***: Adını üç ay önce Hüma diye koymadık mı, niye gereksin?   A.G.Sahibi: Diyorsun?   0547***: Diyorum.   A.G.Sahibi: Peki tamam. Üstünde fazla durmayacağım bu olayın.   0547***: Bence de durma. Onun yerine git yabancı dizi izlemeye ve mısır yemeye devam et.   A.G.Sahibi: Ben bunları ne zaman yaptım da, ilk önerin bu oluyor?   0547***: Yapmadığın için bunları öneriyorum Hüma.   0547***: Çünkü normal bir insan, evde boş boş otururken bunun verdiği rahatlıkla yayılır.   0547***: Senin gibi kalın kalın kitaplarda göz gezdirmez.   A.G.Sahibi | Yazıyor...   0547***: Hayır anlamıyorum da alt tarafı lise sonmuşsun.   0547***: 17'nin sonlarında ya da 18'in başlarındasın.   0547***: Ne gereği var o kitaplara?   A.G.Sahibi: Hobilerimi bulmaya çalışıyorum. Bu yolda yaptığım her hareket mantık içermek zorunda değil, gerçi amacım zaten olayı mantıklı hâle getiriyor ama...   0547***: Ben anlamamakta ısrar ediyorum?   A.G.Sahibi: Aynen öyle.   0547***: Birlikte gittiğimiz ilk restoran, bir İtalyan restoranı olmasaydı bu duruma düşmemiş olurdum.   A.G.Sahibi: Düşmek? Seninle ilgilenmektense kitaplarla buluştuğum için statü mü kaybettiğini söylüyorsun?   0547*** | Yazıyor...   0547*** | Çevrim içi   0547*** | Yazıyor...   0547***: Böyle söyleyince cümle içinde bir garip durdu bu durum.   A.G.Sahibi: Bu, bundan sonra beni yadırgamayacağın anlamına mı geliyor?   0547***: Sanırım evet.   A.G.Sahibi: Sevindim.   ⏱⏱⏱   A.G.Sahibi: Üniversite?   0547***: Sürpriz yapacaktım ama sen o sürprizin içine ettin!   A.G.Sahibi: Eve ben yokken kadın atmıştın Bora, ne yapmamı bekliyordun?    0547***: Yanımdakinin kadın olduğunun farkındasın madem, ne diye hakaret ediyorsun?   A.G.Sahibi: Sorun seni kovmamdan ziyade bu mu?   0547***: Evet?   A.G.Sahibi: Sen akıllanmazsın.   0547***: Beni zaten hep kovuyorsun Hüma. Yedi aydır düzenli olarak her hafta beni evden atıyorsun.   0547***: O yüzden ben o duruma "Allah'ın emri" deyip geçiyorum.   A.G.Sahibi: Eve sarhoş giremezsin, bunu sana defalarca kez anlattım.   A.G.Sahibi: Biri evin içinde garip garip mırıldanmalar çıkarırken uyuyamıyorum.   A.G.Sahibi: Bir de ara ara duvara vurmaların yok mu...   0547***: İlk başlarda koli bandını ağzıma yapıştırırdın, şimdi geldiğimiz nokta...   0547***: Hayır işin kötü tarafı, ben o daireden çıktığım saniye kapının önüne çöküp tekrar mırıldanmaya başlıyorum.   A.G.Sahibi: Bunu gören ben de sana arabana kadar eşlik ediyorum.    0547***: O hâlde araba süremeyeceğinin bilincinde olan bense bütün gece arabada uyuyorum.   A.G.Sahibi: Tabii bunun nedeni daha çok sen kaza yapma diye arabanın anahtarını almam ama neyse.   0547***: Oraları karıştırma.   0547***: İyi bir şeyler yapmış gibi gözükmeliyim.   A.G.Sahibi | Yazıyor...   0547***: Bu arada kazandığın üniversiteyi beğendin mi?   A.G.Sahibi | Çevrim içi   A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Ben üniversite sınavına girmedim ki?   A.G.Sahibi: Nasıl, kazandığıma dair bir kağıt olabilir?   0547***: Şşş sen o bölümü hak etmiştin Hüma.   0547***: O yüzden lütfen bir okulun ağzını yapma.   A.G.Sahibi | Yazıyor...   0547***: Tamam, gönül isterdi ki sabahtan akşama kadar numara yapayım ama vaktim olmadığı, ailem yemeye beklediği için kısa kesiyorum.   0547***: Her ne kadar fakülte seni kabul etmiş olsa da, yine de bir sınava gireceksin.   0547***: Ama bu sınav lisede çalıştığın bütün derslerden ziyade sadece matematik üzerine olacak bir sınav.   A.G.Sahibi: Yabancı öğrencilerin girdiği sınav?   0547***: Evet.   A.G.Sahibi: İyi de o mart nisan gibi olmuyor muydu? Ben mi yanlış hatırlıyorum?   0547***: Fakülte bu işlemi yasal bir şekilde yapmayacak Hüma. Doğru hatırlıyorsun.   A.G.Sahibi: Olay yasal değilse adam akıllı bildiğim bütün derslerden sınava girsem?   0547***: Ne bu, diğerleri boşa gitmesin olayı mı?   A.G.Sahibi | Yazıyor...   0547***: Öyleyse haklısın.    0547***: Sonuçta bu uğurda dört yıl bir mücadele vermişsin, bu çok aşikar.   0547***: Ama işte kader seni buraya kadar sürükledi.   A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi | Çevrim içi   A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Hani sen yemek yemeye gidecektin?   A.G.Sahibi: Olayı daha fazla dramatize etmeden gider misin?   0547*** | Yazıyor...   0547*** | Çevrim içi   0547*** | Yazıyor...   0547*** | Çevrim dışı     ━━━━━━ Zaman atlamaları sonraki bölüm son.    Hüma?    Bora?    Üniversite?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Bugün attığım dördüncü bölüm.       Bölüm başkarakterin ağzından.    ☣    "Buradan çok az yıldız gözüküyor."   "Sorunun, durduğumuz yerle alakası yok Bora. Sorun etrafta fazla ışık olması."    Yıldızları görmekte neden zorlandığımızı sesli bir şekilde dile getirdiğimde bana baktığını hissetmiştim. Gerisin geri yaslandığım şezlongun görüş açısında olan yerden bakışlarımı çekip ona, yani yan tarafımdaki bedene baktım.    Çoktan benden bakışlarını çekmişti. Ben yerine, gökyüzündeki yıldızlara daha fazla anlam yüklemeye çalışarak bakıyordu. Onun bu hâline gülümseyip oturduğu yerin az ilerisindeki eve baktım.   Bir sene önce oturduğum apartman dairesinden Bora yüzünden atılmıştım. O ve onun sarhoşken takıntığı tavır beni bugün buraya kadar sürüklemişti.    İlk başlarda evden atılmamızın hiçbir mantıklı nedeni olmadığına ikna etmeye çalışsam da ev sahibini, sonradan asıl sorunun evli olmayan iki kişinin aynı evde yaşamaları olduğunu söyleyip, dinlememişti bile beni. Ben de zaten Bora'nın saniyeler içinde sindirebildiğim hallerinin sadece bir bahane olarak bana sunulmasına sinirlendiğim için, üstün bir çaba harcamamış; yalvarmamıştım ev sahibine.   "Bu evde birinci yıl dönümümüz Hüma."   "Ev, ben ve sen. Bir başladığımız noktaya bak bir de geldiğimiz noktaya..."   Zihnim, karanlık raflardan, en olmayacak zaman dilimini içeren kitabı elime almamla bir uyarı gönderdi bana. Rafların daha da karanlık olan kısmı gözükmezken, elime aldığım bu gereksiz kitap irkilmeme neden olmuştu.   İki küsür senelik zihnimde parmak basmamaya özen gösterdiğim bir an vardı. Ne zaman Bora'yla geçmişe yolculuğa çıksam o an aklıma geliyordu. Beni gömmek isteyen o kişiden tut, onun başında bekleyen diğer iki kişide sanki zihnimde tutsaktı. Onlara orada müebbet vermiştim, bir kravatla indirime gidecek gibi değildim.   "İyi misin?"   Bora'nın sesiyle ikinci kez irkilip direkt ona baktım. Zihnimde canlanan hayal meyal görüntüler aklımdan bir anda dağılıp gitmişti. Onun yerine bıraktıkları etki biraz ağır olsa da, takmamaya çalıştım. Orada takılı kalmamak için harcadığı çaba, Bora'nın bana bakan meraklı ifadesinin değişmesiyle dumura uğradı. Ben onun neden surat ifadesi değişti bilmezken o dudaklarını aralayıp sanki hiç geçmişten konuşmaya başlamamışım gibi başka bir konudan es verdi.   "Acaba balkona mı çıksak, yıldızlara daha çok yaklaşırız?"   Soru sorar tarzda konuştuğunda yüzüme bir tebessüm oturtmaya çalıştım. Başarılı oldum mu bilmiyordum. O tebessüme sadık kalmak için başımı hafif olumlu anlamda salladığımda Bora'da tebessüm etmişti.   Önceki hayatımda ne kadar doğru, ne kadar yanlış bir insandım bilmiyorum. Doğrularım yanlışlarımı ezer miydi yoksa yanlışlarım çoğunlukta mıydı; bilmiyorum. Tek bildiğim, iki senelik belleğimde kayıtlı olan en doğru verim, Bora'ya güvendiğim anı konu alıyordu.   İyi ki vardı. İyi ki yanımdaydı.     ━━━━━━ İki sene son.    Yani daha fazla zaman akışına maruz kalmayacaksınız.   Hüma?    Bora?    Eski evden çıkarılmaları?    Hâlâ ayrılmamış olmaları?    Peki hâlâ arkadaş olmaları?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.      Bölüm başkarakterin ağzından.    ☣    Bora Ataberk: Okula mı geçtin?    A.G.Sahibi: Evet.    A.G.Sahibi: Dün gece geç yatmıştık, bugünse dersin geç başlıyordu. Sana ilişmek istemedim.    Bora Ataberk: Dersim mi geç başlıyordu?    Bora Ataberk: Bugün benim dersim mi var?    Bora Ataberk: Ben üniversiteden mezun olmadım mı?    Bora Ataberk: Yoksa kaldım mı?    Bora Ataberk: Hiçbir şey hatırlamıyorum...    A.G.Sahibi: Ben bir kere hafızamı kaybetim, sen her sabah kaybediyorsun...    A.G.Sahibi: Sence de bana yazmadan önce gidip elini yüzünü yıkasan güzel olmaz mı?    Bora Ataberk | Yazıyor...    A.G.Sahibi: O zaman sen elini yüzünü yıkaya dur, ben de dersime geçeyim.    A.G.Sahibi: Hoşça kal.    A.G.Sahibi | Çevrim dışı    Bora Ataberk: Ben üniversiteden mezun olduğuma eminim.   Bora Ataberk: Senden üç yaş büyüğüm ve üniversiteden geçen sene mezun oldum.   Bora Ataberk: Yemin ediyorum böyle oldu.   ━━   Bildirim panelimdeki mesajları okurken istemsizce sırıtırken buldum kendimi. Ders diye bahsettiğim şey toplantıydı. Babasının holdinginde toplantıya katılacaktı bugün. Hayatında ilk defa kendisinin sunacağı bir toplantıya; onun için oldukça önemli olan bir toplantıya katılacaktı.   Şu haftalarca heyecandan ne yapacağını bilmediği toplantı; ha işte ona katılacaktı. Ama görüyorum ki, şu an aklından silinmişti bu bilgi. Belki de sadece hayali mutlu etmiştir onu, gerçeklik o kadar heyecan verici değildir?   İçime derin bir nefes çekip ayağa kalktım. Şu an Bora'yı düşünmektense toparlanmalıydım. Ders biteli neredeyse on dakika olmuştu ama ben hâlâ amfideydim. Daha laboratuvara gidip dün yarım kalan işimi halletmeliydim.   "Baksana!" duyduğum sesle irkilip sesin geldiği yöne baktım.    Amfinin kapısında bir kız vardı. Buraya doğru, bana doğru bakan bir kız. Ona devam etmesi için bakıp, hiç konuşmadığımda, yanında bir yere bakmıştı. Baktığı yer görüş açımda olmadığı için nereye baktığını görememiştim. Ama yüksek ihtimalle ya onu ne zaman görsem yanında bulunan arkadaşına bakıyordur ya da belki de sadece bir arkadaşı benden hoşlanıyordur, o ise aracı olmaya çalışıyordur. Şu an baktığı kişi ise odur.   Bir yandan ona bakmaya devam edip diğer yandan masadaki kitabı yavaşça elime aldım. Okula sırt çantasıyla gelmek tercihim olmadığı için onu dışarıya kadar elimle taşıyacaktım. Sonra ise arabaya binince arka koltuğa yerleştirecektim.   Benimle aynı sınıfta okuduğunu bildiğim kişi, tekrar bana bakıp konuşmaya başladığında, ben de masadaki çantamı omzuma asıp merdivenleri inmeye başlamıştım.   "Eğer şu anda boşsan bize katılabilirsin."   Bunu iki senede dört kez daha sormuştu. Her defasında ise yüzünde, aynı şu an olduğu gibi beklenti dolu bir ifade vardı.   Merdivenleri bitirip aşağıya indiğimde ona doğru yürümeye başladım. Tam önüne gelince de durmuştum. Ela gözleri önünde durmamla biraz daha parlarken kafamı olumsuz anlamda salladım.   "İşim var."   Nasıl Bora için ilk toplantı hayali heyecan vericiyse, karşımdaki elaların sahibi içinde benimle bir kez yemek yeme hayali heyecan vericiydi. O, benim onunla arkadaş olabilme ihtimalimi seviyordu. Bununla mutlu oluyordu.   Ondan bu mutluluğu çalamazdım.   ﻬ Bora Ataberk: Toplantım harika geçti.   A.G.Sahibi: Çünkü toplantı heyecanını geç kalma telaşın bastırmıştı. Sonra ise toplantı salonuna girince kimsenin senin kadar heyecanlı olmadığını fark edip durgunlaştın.   A.G.Sahibi: Haftalardır gözünde büyüttüğün şey, birden hayal kırıklığı yaşamana neden oldu.   A.G.Sahibi: Başlangıç beklediğin gibi gitmeyince de akışına bıraktın.   A.G.Sahibi: Yani tebrik ederim, her şeye rağmen bugünün kazanını sensin.   Bora Ataberk: Oradan tebriğe nasıl bağladın?   A.G.Sahibi: Oraya neden girme ihtiyacı duyduğumu bile bilmiyorum ki. Alt tarafı tebrik etmeliydim. ●İletilmedi.   Bora Ataberk: Yazıp sildin?   Bora Ataberk: Pekâlâ sildiğin şeyin bugünü kutlamayı içeren bir mesaj olduğunu varsayıp akşam için hazırlanmanı söylüyorum.   A.G.Sahibi | Yazıyor...   Bora Ataberk: İtiraz kabul etmiyorum!   A.G.Sahibi | Çevrim içi   Bora Ataberk: Hadi şimdi git ve hazırlan.   A.G.Sahibi: Pekâlâ, gidiyorum.   A.G.Sahibi: Akşam görüşürüz.   Bora Ataberk: Görüşürüz.   İnstagram: amistadream   ━━━━━━ Toplantıyı unutmak?    Başkarakterin insanlara tavrı?    Bora?    Başkarakter?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz          
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD