5

2314 Words
Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Şunu demek isterim ki, kurgu bundan sonra diğer hikâyelerimle aynı uzunlukta devam ediyor.       Bölüm texting.    ☣    A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi | Çevrim içi   A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi | Çevrim içi   A.G.Sahibi | Yazıyor...   0547***: Dün gece yaşadığın yerin lambasını yakmadın.    0547***: Bu da demek oluyor ki, uyumadın.   0547***: Bütün gece düşündeysen de başın ağrımıştır. Yani içini filan okumadım, sadece tahmin yürüttüm. O kadar şaşırmana gerek yok o yüzden.   A.G.Sahibi: Teşekkür ederim.   0547***: Rica ederim.   0547***: Şimdi bana nasıl kaybolduğunu anlatır mısın? | Görüldü.    A.G.Sahibi | Yazıyor...    A.G.Sahibi: Bu soruyu böyle alınca tuhaf hissettim.   A.G.Sahibi: Kulağa bir yetişkinin kaybolması ne kadar da komik geliyor.   0547***: İlk başta insan mantığına oturtamıyor.   0547***: Kayıp biri polise gitmelidir ve bir yetişkin de bunu rahatlıkla yapabilecek kapasiteye sahiptir.   0547***: Senin durumunda aklıma gelecek en son şeydi bu.   0547***: Akla gelecek en son şeydi.   A.G.Sahibi: Bayağı bir ön yargılıydın, bir sürü hakaret ettin diye seni yadırgamak istiyorum.   0547***: Amacım hakaret etmek değildi. Elin ayağın vardı ve iş bulmuyordun. Bunun yerine gökten para inmesini bekliyordun.   0547***: Uyarılman ve gerçekliğe dönmen lazımdı.   0547***: Söylesene hangi aklı selim insan senin yaptığını yapar?   0547*** | Yazıyor...    A.G.Sahibi: Sanırım şu an yadırgıyorsun beni. | Görüldü.    0547*** | Yazıyor...   0547***: Amacım yadırgamak değil, senin dışardan nasıl göründüğünü anlatmak.   A.G.Sahibi: Nasıl görünüyormuşum?   0547***: Bir yerlerde takılı kalmışsın gibi,   0547***: Bir anın seni içine çekip yutmuş gibi,   0547***: Hapsolmuşsun gibi.    A.G.Sahibi | Yazıyor...    0547***: Tamam anlıyorum, hafızanı kaybetmişsin.   0547***: Geçmişinle ilgili hiçbir şey bilmiyorsun.    0547***: Ama sence de bu dünyaya dönmen gerekmez miydi?   0547***: Üstelik anladığım kadarıyla geride dönmek istemiyorsun.   A.G.Sahibi: Haklısın.   A.G.Sahibi: Ne yapmam gerekiyor bilmiyorum.   A.G.Sahibi: Sana neden bunu anlattım bilmiyorum.   0547*** | Yazıyor...    A.G.Sahibi: Belki de kaybedecek bir şeyim olmadığı içindir.   0547*** | Çevrim içi    A.G.Sahibi: Eski hayatımda ailem var mıydı, bilmiyorum. Ama bu hayatımda aileyi geç, bir hayalim bile yok.   A.G.Sahibi: Kaybedebileceğim hiçbir şey yok.   A.G.Sahibi | Çevrim dışı   0547***: Haklısın.    0547***: Doğru düzgün çalışan bir telefonun bile yok. (18.57)    0547*** | Çevrim dışı   0547*** | Çevrim içi   0547***: Yine mi sahile gidiyorsun? (22.43)   0547***: Kar yağmaya başladı, yerler saatler öncesinden ıslak.   0547***: Bu kararından emin misin?     ━━━━━━ Hafıza kaybı?    Bilinmeyen?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.       Bölüm yazarın ağzından.    ☣    İllerdeki sokak lambasını görünce durdu genç kız. Aynı evindeki ampül gibi, kesik kesik ve cızırtılı yanıyordu. Sokak, onun bu hâli yüzünden devamlı karanlığa bürünüyordu.    Issız ve dar sokağın bu hâli, genç kızın en sevdiği hâliydi. O, bu sokağın sessiz olmasını; kendisine kalmasını seviyordu. Bu duruma mutlulukla gülümsemese; neşe saçmasa da, içinin ısınmasından burada huzurlu olduğunu anlayabiliyordu.    Karşısındaki direğin ucundaki ışıktan çekti bakışlarını. Onun yerine direğin dibindeki çöp kutusuna baktı. Etrafı içki şişeleriyle dolu olan çöp kutusuna kaşlarını çatarak, iğrenircesine baktı.    İçki şişelerinden ortamda istemediği kişilerin bulunma ihtimali geldi aklına. Sonrada istemsizce yürümeye başladı. Vücudu buraya geldiği yöne dönerken, adımları da ona eşlik etti. Gecenin bir saatinde, sahilde oturmaya gitmek için yola çıkmıştı. Tam sahil için gireceği ara sokakta o içki şişelerini görmeseydi amacına ulaşabilirdi.    Ama ne var ki o şişeler aklında başka başka şeylerin canlanmasına vesile olmuştu. Tamam, belki şu şartlarda ölmekten korkmazdı. Ama yine de ölüm vardı, ölüm vardı...   Dakikalar önce yürüdüğü yolları ters istikamette bir daha yürümeye başladığında bir şey hissetti. Birinin varlığını. Aklına saniyeler içinde kendisine yazan kişi geldiğinde, buna eş zamanlı olarak da arkasından bir kıpırtı duymuştu.    Başını o tarafa çevirmek istedi. Bunun için hamle yaptı ama sonradan o kişinin gizliliğine saygı duymak adına bu hareketinden vazgeçti. Ne de olsa karşısına çıkardı, değil mi?   Omzunu silkip yürümeye devam etti. Ezberlediği asfaltın üzerinde basmaması gereken; çamurlu yerlere basmayarak yürümeye devam etti.    Yaklaşık yarım saat önce kar yağmaya başlamıştı. Onun öncesinde yağan yağmur yüzünden yerler hep ıslaktı. Asfaltın yeni olmamasından dolayı, insan güvenle ilerleyemiyordu yolda.    Eğer çamurlu bir yere basarsa bütün hafta onunla gezmek zorunda kalırdı. Bunu riske atamazdı. Buna rağmen kendine güvendiği için yere çok nadir bakıyordu. İçinde üstünün kirlenme korkusu yatsa da, yine de bir türlü yere bakmıyordu.   "Hanımefendi, ateşiniz var mı?"   Kulaklarına dolan sesle olduğu yerde durdu. Sesin arkasından bir yerden geldiğini beyni saliseler içinde doğrularken, beyninin bir diğer doğruladığı şey ise; sesin sahibinin yakınında olduğuydu.   Arkasına dönmesini beyni komut olarak verse de, o bir süre durup, ardından bir daha yürümeye başladı. Bu sefer az önceye göre yavaş adımlarla değilde seri adımlarla ilerliyordu. Yürümeye başladığından saniyeler sonra ayağının çamura girdiğini hissedince yine duraksamış; arkasından gelen sesler artınca ise yürümeyi bırakıp koşmaya başlamıştı.   İki ayda ezberlediği mahallenin çıkmaz sokaklarına girmemeye çalışarak koştu. Peşinden gelen cam kırılma seslerini duymasına rağmen sakin kalmaya çalışıp sadece koştu. Kulaklarına çalınan arsız cümlelerden sonra durup adamın yüzüne küfür etmek istese de, sadece koştu.   Ara ara botlarının battığını hissettiği çamura; bir süreden sonra açık bıraktığı saçlarından yüzüne yapışan tellere; nefes nefese kalmasına rağmen, koştu. Yapacak daha mantıklı bir hamlesi olmadığı için buraya geldiği yolun, buradan gittiği yol olmasına dikkat ederek ilerledi.   Buradan kurtulduğu gibi ilk işi o kadına tekrar gitmek, evinde tekrar banyo etmek istemekti. Yaşlı kadın her ne kadar buna zaten dünden razı olsa da, yalnızlığını bir nebzede olsun genç kızla konuşarak geçirse de; o (genç kız), bunun bir süreden sonra çıkar ilişkisi olduğunu düşünüp rahatsız olurdu. O yüzden çok gitmezdi o eve. Rahatsız hissetmemek; o kadını daha fazla kullanmamak için.    Girdiği son dar sokağın sonuna gelince yavaşladı. Arkasından gelen sesler kesilmişti. Buna güvenerek durup derin derin nefesler çekti içine. Bir yandan ciğerlerini rahatlatmak isterken diğer yandan da soğuk havanın dur durak bilmeden içine işlemesinden rahatsız oluyordu. Tekrar hasta olmak istemiyordu.   Ellerini yerleştirdiği dizlerinden çekip dik durdu. Ağzından değilde burnundan nefes almaya başladığında, kısa sürede ciğerlerinin rahatlamasına neden olmuştu. Hem o adamdan kurtulduğu için hem de nefesini düzene sokabildiğiden dolayı belli belirsiz bir tebessüm oluştu yüzünde.   Sonra ise aklına gelen şeyle gülümsemesi yüzünde dona kalmıştı.   Ona mesaj atan kişiye; ona bir şey olmuş mudur?   Düşündüğü şeyle refleksle arkasını döndü. Kaşları memnuniyetsizlikle çatılırken oraya gitmek için çoktan bir adım atmıştı. Ne ara verdiğini bilmediği kararı, o taraftan gelen ayyaş sesleriyle ortadan ikiye ayrıldı. Tereddüt etse de, en nihayetinde arkasını dönüp seri adımlarla yürümeye devam etmişti. Adımları, arkasındaki kişi ona durmasını söyleyip hakaret edince hızlandı. Tam ara sokaktan çıkıp tekrar koşmaya başlamışken kendisine doğru gelen arabayla aniden durdu.   O ne olduğunu anlamadan araba önünde durmuş, ışıklarını söndürmüştü. Genç kız gözlerine vuran ışıklar sönünce şoför koltuğunda oturan kişiye baktı. Camlar filmli olduğu için tam göremiyordu. Onu kendisine, arkasındaki gürültü getirdiğinde arabanın önünden çekilip yolcu koltuğuna doğru ilerlemeye başladı. Tam o yöne ulaşılmış kararsızlıkla arabaya bakarken kapı aralamıştı.   "Nereye güzelim?"   Bu ses arabadan değilde az önce durduğu yerden gelince bakışları o yöne döndü genç kızın. Otuzlarında olduğunu tahmin ettiği iki adam kendisine bakıyordu. İkisininde kaşında yarık, yüzlerinin belli yerlerinde morluklar vardı. Adamlardan biri kovaladıkları kişinin kendilerini incelediğini görünce sinirden gülmeye başladı. Genç kız bu gülme sesiyle girdiği transtan çıkıp elinin altındaki kapı kolunu kendine çekti ve hızla kendini arabaya attı.   "Senin yüzünden yaralandık kaltak!"    "Bize borçlusun!"    O arabaya bindiğinde, peşi sıra konuşan iki adamın sesi bulundukları yerde yankılanmıştı. Arabanın ön camından onları izlemeye devam ettiğinde, arabaya yaklaştıklarını gördü. Tam o sırada başını onlardan çekip, şoför koltuğunda oturan kişiye çevirmişti.    "Sana korkmamanı, yanında olduğumu söylemiştim Pasaklı."   Gözlerine bakan kişinin kurduğu cümleyle bütün kasları ilk başta daha çok gerilmiş, sonra ise beyni bu kişiyi mesajlaştığı kişiyle eşleştirince gevşemişti. O, karşısındaki adama teşekkür eder gibi bakmaya başladığında, cama vurulan yumrukla irkildi. İkiside birbirine bakmayı bırakıp önlerine döndüğünde gecenin sonu çoktan yazılmıştı bile.     ━━━━━━ Pasaklı?    Mesajları atan kişi?    Resmi olarak tanışma?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz   .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Bugün attığım ikinci bölüm.       Bölüm texting.    ☣    A.G.Sahibi: Teşekkür ederim.   0547***: Rica ederim.   A.G.Sahibi | Yazıyor...   0547***: Bence bu olaydan sıyrılıp konumuza dönelim.   A.G.Sahibi: Konumuz?    0547*** | Yazıyor...    A.G.Sahibi: Hiçbir şey hatırlamamam mı? | Görüldü.   0547*** | Yazıyor...    0547***: Evet.   0547***: Konumuz adını bile hatırlamaman.    A.G.Sahibi | Yazıyor...    0547***: Adın demişken, bence sana bir isim seçelim.    0547***: Hem böylelikle sana daha "Pasaklı" demem.    A.G.Sahibi: Hani adımı öğrensen bile lakabından vazgeçmeyecektin?    0547***: O zaman şartlar başkaydı.    0547***: Kasıtlı olarak bu hayatı yaşıyorsun sanıyordum.    0547***: Gerçi şu anda da öyle düşünüyorum ama bu farklı.   0547***: Nasıl desem...    0547***: Eğer doğduğun günden beri fakir olup, hiç akıllanmamış olsaydın; o çöplük gibi yerlerde hep yaşamış, hiç çalışmayı denememiş olsaydın, şu anki tavrım eskisi gibi olurdu.    A.G.Sahibi: Hatırlamıyorum, ama belki de böyleydim?    0547***: Bu şartlar altında ihtimallerle gidemem Hüma.   A.G.Sahibi: Hüma?   A.G.Sahibi: İsim mi, lakap mı?   A.G.Sahibi: Eğer isimse bil isterim ki, bunu seçmek ben varken sana düşmez gibi.   0547***: Sen varken annenle babana düşmüş ama.   0547***: Bana mı düşmeyecek?   A.G.Sahibi: Şu an tartışmamız gereken en son konuyu başa çektin.   0547*** | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Nerede uyandığımı sormayacak mısın?   A.G.Sahibi: Nasıl kaza geçirdiğimi?   A.G.Sahibi: Nerede gaspa uğradığımı? | Görüldü.   0547*** | Yazıyor...   0547***: Sormam gereken sorular bunlar, değil mi?   A.G.Sahibi: Evet. İsim işini sonra tartışırız, şimdilik bunları sorman, benimde anlatmamak için bahaneler üretmem gerek.   A.G.Sahibi: Başını ağrıtmak istemediğimi söyleyip sonra da bütün olayı anlatmalıyım.    0547*** | Yazıyor...    0547*** | Çevrim içi    0547*** | Yazıyor...    0547***: Haklısın, öyle yapalım.   A.G.Sahibi | Yazıyor...    0547***: Uyandığında yerde yatıyordun (kafanı bir yere çarpmadan hafıza kaybı geçiremezsin).    A.G.Sahibi | Çevrim içi    0547***: Yüksek ihtimalle ya merdivenlerden yuvarlanmışsındır ya da araba çarpmıştır. En kötü ihtimalle bir yerden düşmüşsündür.   0547***: Uyandığın gibi de gaspa uğramışsındır.   0547***: Yanlışsam düzelt.   A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi | Çevrim içi   A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Oldukça sinir bozucusun.   0547***: Bence asıl soru bunlardan birinin içinde değil.   0547***: Asıl soru; intihar mı, cinayet mi, yoksa sadece kaza mı?   A.G.Sahibi: Ne önemi var?   A.G.Sahibi: Eğer intiharsa, neden intihar ettiğimi hatırlamıyorum; cinayetse, kimin öldürdüğünü hatırlamıyorum; kazaysa zaten düşünmeye değmez. | Görüldü.    0547*** | Yazıyor...    0547*** | Çevrim içi    0547*** | Yazıyor...    0547***: Önlenebilir her ölüm cinayettir Hüma.   0547***: Her ihtimalde cinayete kurban gitmişsin gibi geliyor... | Görüldü.    A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi | Çevrim içi   A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi | Çevrim dışı   0547***: Acaba senin katilin kim?     ━━━━━━ Kaza?    İntihar?    Cinayet?    Bilinmeyen?    A.G.Sahibi?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Bugün attığım üçüncü bölüm.       Bölüm texting.    ☣    0547***: Katili mi düşünüyorsun, baktığın kafeye girmeyi mi? | Görüldü.    0547*** | Yazıyor...    A.G.Sahibi | Yazıyor...    A.G.Sahibi: Kazadır kaza.   A.G.Sahibi: Tamam biliyorum o da şekline göre önlenebilir olabilir ama yine de bu kadar takılmamak lazım.   0547***: Umursamazsın?   0547***: Yani bu özelliğin yalan değildi.   0547***: Gerçekten umursamıyorsun.   A.G.Sahibi: Umursasam ne olur ki?   A.G.Sahibi: İçimdeki ses bangır bangır "geriye dönme" diye bağırıyor.   A.G.Sahibi: Bu şartlar altında umursasam ne olur?   A.G.Sahibi: Belli ki biri arabayla çarpıp kaçtı. Bunu biliyorum. Bunu biliyorken ilerisi bana ne katabilir?   0547***: Ya kasıtlı çarptıysa?   A.G.Sahibi | Yazıyor...   0547***: Bu arada sana arabamı çarptı?   A.G.Sahibi | Çevrim içi   0547***: Tam olarak nerede çarpmıştı?   A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Çarptığı yerde gözlerimi açmadığım için bilmiyorum.   0547***: Çarptığı yerde gözlerini açmadın mı?   0547***: Peki nasıl bir yerde açtın gözlerini?   A.G.Sahibi: Açıkcası onu da tam hatırlamıyorum.   A.G.Sahibi: Karanlık bir yerdi.   A.G.Sahibi: Karanlık bir ormandı.   A.G.Sahibi: Çarpan kişi öldüğümü düşünmüş olmalı ki uyandığımda ilk gördüğüm şey toprağı kürekle kazan bir beden olmuştu.    A.G.Sahibi: O kişinin yanındaki şahıslardan biri almıştı cüzdanımı.   0547***: Öldün diye gömüyorlar mıydı?   0547***: Ülkede ne kadar da hayırsever var...   A.G.Sahibi: Geçen yine kefen parası ödemeden gömülüyorum... | Görüldü.    0547*** | Yazıyor...    0547***: Üzüldün mü buna?   0547***: Yüzün düştü.   0547***: Etrafına bakınma.   0547***: Baktığın yerlerde değilim.   0547***: Onun yerine dakikalardır baktığın kafenin içine bak.   0547***: Ha işte gördün beni.   A.G.Sahibi: Birbirimizi tanıdığımız hâlde bana yemek ısmarlamaman çok saçma.   0547***: Onu benim demem gerekmiyor muydu?   A.G.Sahibi: Ben dedim, ne fark eder ki?   0547***: Hiçbir şey fark etmez. Ama yine de ben bir daha sorayım.   A.G.Sahibi | Yazıyor...    0547***: Öhm öhm!   0547***: Gel de sağlıklı bir şeyler ye Hüma.    A.G.Sahibi | Çevrim içi   A.G.Sahibi | Yazıyor...   0547***: Eğer sana böyle seslenmeme izin verir; insanlara kendini böyle tanıtırsan, sana piyano çalmayı öğretirim!   A.G.Sahibi | Çevrim içi   A.G.Sahibi | Yazıyor...   A.G.Sahibi: Piyanoyu sevdiğimi nereden anladığın sorusunu es geçip cevabımı söylüyorum.   A.G.Sahibi: Teklifin kabul edildi.    A.G.Sahibi | Çevrim dışı   0547***: Teklifim kabul edildi de, keşke ismimi sorsaydın.   0547***: Ne zamandır konuşuyoruz bir isim soramadın...   0547***: Neyse sen ilgilenmiyorsun ama ben yine de söyleyeyim.   0547***: Adım Bora.   0547***: Bora Ataberk.     ━━━━━━ Hüma ismi?    Bora?    Şu gömme olayı?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz .   Selamünaleyküm mümin kardeşlerim.    Bugün attığım dördüncü bölüm.       Bölüm yazarın ağzından.    ☣    "Erkekler güçsüz kadınlardan hoşlanır; cümlesindeki güçsüz kadın benim sanırım."    Bora, genç kızın mırıldanmalarını duyunca başını kaldırıp ona baktı. Dakikalar önce geldiği bu mekanda, kendisinden yaşça küçük olduğuna emin olduğu kişinin eşyalarını toparlıyordu. Bir yandan eşyaları toparlarken diğer yandan da onu ikna etmeye çalışıyordu; yanına taşınması için.   "Hiçbir zaman anlamamışımdır. Hafıza kaybı yaşayanlar neden sadece insanları unutuyor?"   Bora'nın sorusu genç kızın kaşlarını çatmasına neden olurken, Bora bu yüz ifadesinin "Anlamadım?" anlamına geldiğini anlayınca devam etmişti.   "Neden öğrendiğiniz bilgileri unutmuyorsunuz?"   Bir süre karşısındaki adamın sorusunun, beyninde dolaşmasına izin verdi genç kız. Sonra ise sanki cevaba dünden çalışmış gibi dibindeki duvara kolunu yaslayıp konuşmaya başladı.   "Bilgiyi işleme kuramına göre insanların kalıcı hafızası 3 bölümden oluşmakta. Bunlar; Anlamsal Bellek, İşlemsel Bellek ve Anısal Bellektir. Anlamsal Bellek herhangi bir referansa veya kontekste bağlı olmayan saf gerçeklerden oluşur. Yani iki artı iki dört gibi. İşlemsel Bellek diğer adıyla prosedürel; hafızada yer alan bilgilere erişim, bilinçsiz ve örtük bir şekilde yani adeta kendiliğinden olur gibi gerçekleşir. Bisiklet sürmeyi buna örnek gösterebiliriz. Anısal bellek ise deneyimlerimiz sonucu oluşan anılarımızdan oluşur.-"   "Yani?"   Bora karşısındaki kızın konuşmasından sıkılınca ona durmasını işaret edip asıl sorusuna dönmesimi ima edince, bir anlık duraksama yaşayıp devam etti genç kız.   "Yanisi, bazı hafıza kayıplarında kişi üç tip belleğini de birden kaybetmeyebilir. Bunun nedeni ise..."   Bora'nın ayağa kalkıp ona susmasını işaret etmesiyle; boşluğuna geldiği için ikinci kez Bora'yı dinledi ve sustu. Bora elindeki taşınabilir şarj aletini kızın gözünün önünde sallayıp kapıyı işaret etti. Toparlanmanın bu kadar kısa sürdüğü bir yerde, bu kişinin karşısında daha fazla durmak istemeyen Hüma, kapıya yönelip yürümeye başlamıştı.   "Önceki hayatında kesinlikle inektin."    Arkasından peşi sıra ilerleyen ve kendisinden kaç yaş büyük olduğunu anlayamadığı kişinin sözleriyle, duraksamıştı. Sonra ineklikle kendini bir şekilde bağdaştıramadığı için yürümeye devam etti. O, eğer çalışkan biri olsaydı emniyetten çekinmezdi diye düşünüyordu.   Kim bilir, belki de yanlış düşünüyordu...   İnstagram: amistadream   ━━━━━━ Birlikte yaşamak?    Sizce bu ikisi kaç yaşındadır?    Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?    Seviliyorsunuz        
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD