bc

Çıkmaz Sokak

book_age16+
257
FOLLOW
2.8K
READ
dark
curse
kicking
vampire
mythology
like
intro-logo
Blurb

Hayat, sıradan bir doğum gününde bile baştan aşağı değişebilir. Ama ya o gün, karanlık bir sırrı ortaya çıkarmak zorunda kalırsanız? İnsanı içten içe saran bir gizem, peşinizdeki gölgelerle birleşerek hayatınızı yeniden şekillendirebilir.Bu hikaye, doğum gününün ardında gizlenmiş bir laneti keşfeden bir insanın öyküsüdür. Kendisini takip eden, göründüğünden çok daha tehlikeli bir varlığın olduğunu bilmeden, hayatına devam ederken, karanlık güçler yavaş yavaş yüzeye çıkmaktadır. İçgüdüleri, düşmanlarının farkına varmasında ona yardım etse de, bu savaşta yalnız olduğunu bilmektedir. Her gün, sıradan bir yaşam sürerken, geçmişten gelen bir miras gündeme gelir: vampir kanı. Bu sır, sadece onun değil, kaderinin peşinde olanların da hayatını değiştirecektir. Hayatında şimdiye dek yaşadığı her şey, bir av ve avcı oyunu haline dönüşürken, karanlığın cazibesi ve insani duygular arasında sıkışıp kalacaktır. Yalnız bir ruhun mücadelesi, sınırları zorlayacak, aşk ve ihanetle dolu bir geceyi doğuracaktır. Peki, karanlık bir geçmişle yüzleşmek zorunda kalan bu kahraman, kendi kimliğini koruyabilecek mi? Ya da sevdiklerinin yaşamları için bir bedel ödemesi gerekecek mi?**Bu, vampirlerin dünyasıyla tanıştığınız ve sırların iç içe geçtiği bir hikaye. Geceye hükmeden karanlıkla dolu bir serüvene hazır mısınız?**

chap-preview
Free preview
Bölüm 1
Bölüm 1 Gözlerimi açarken, odanın karanlığında kaybolmuş gibi hissettim. Göz kapaklarım ağır, adeta birer taş parçası gibi üzerimdeki yorgunluğu hissettiriyordu. Yorgunluk, bedenimin her noktasında kendini hissettirirken, içimdeki guruldama sesi beni uyandırmaya çalışıyordu; sanki karnımın derinliklerinden gelen bir çağrıydı bu. O an, yaşamın ne kadar kıymetli olduğunu düşündüm, ama bedenim hâlâ bitkin ve isteksizdi. Dün akşamın verdiği yorgunluk, dün gece geç saatlere kadar süren bir serüvenin ardından üzerime yapışmış bir örtü gibi duruyordu. Yemeğin, hayatımda ne kadar önemli bir yer tuttuğunu bilen biri olarak, yemek yemekten mahrum kalmanın ne denli acı bir durum olduğunu şimdi daha iyi anlıyordum. Yemek, sadece bir ihtiyaç değil, bir tutku, bir aşk gibiydi benim için. Fakat o an, karnımdaki açlık hissi bile, sanki bir veda şarkısı gibiydi; geç kalmış bir özlemle doluydu. Düşüncelerim karışık bir bulut gibi dağılırken, geçmişte yemek yemeği unuttuğum anları hatırladım. Günler geçip giderken, bazen bir yudum suya bile hasret kalmıştım. Boş tabaklarda, masanın üstünde yatan yemeklerin hatıralarını düşündüm. Zaman zaman yemeği unuttuğumda, kendimi bir kaybolmuş gibi hissediyordum; zamanın nasıl geçtiğini anlamadan, günlerin birbirine karıştığı o anlar aklıma geldi. Ellerim, yastığımın üzerinde uyuklarken, içimde bir şeylerin kıpırtısını hissettim. Bu kıpırtı, hayata dönme isteğiydi belki de. Ama bedenim hâlâ yorgun, hâlâ isteksizdi. Yemek yemeye olan düşkünlüğüm, bir anda kaybolmuş gibiydi; ruhumun derinliklerinde, mutfaktaki o sıcak, davetkâr kokulara özlem duydum. Yavaş yavaş, belki de bir gün, bunun yeniden hayatıma gireceği umuduyla, gözlerimi tekrar kapattım. Gözlerimi kapattığımda, zihnimdeki karmaşanın ardında bir hüzün saklıydı. Kitapların büyülü dünyası, gerçek yaşamın karmaşasından kaçışım olmuştu. Her sayfa, beni kendi içime çekerken, dış dünyayı unutuyor, zamanın akışını sorgulamaz hale geliyordum. Okudukça, sayfalardaki kelimeler adeta birer ip gibi sarmalayıp beni sarhoş ediyordu. Bu büyüleyici yolculuk, bir tür şifa kaynağıydı, ancak bunun yanı sıra, kendimi unutturduğunun da farkındaydım. Kitapların büyüsüne kapıldıkça, gerçek dünyadan uzaklaşıyor, günler geçiyor ama ben hâlâ sayfaların arasında kayboluyordum. Yemek yemek, su içmek gibi hayati ihtiyaçlarım arka planda kalıyor, karnımdaki guruldama sesleri, kitapların sayfalarını çevirirken bir melodi gibi yankılanıyordu. Bu sessiz çağrılar, bir yandan içimdeki boşluğu hatırlatıyor, diğer yandan da kitabın sunduğu mutluluk anlarını yaşatıyordu. Bir yudum su içmediğim, bir lokma ekmek yemediğim günler, hayal gücümün sınırsızlığında kaybolduğum anlarla doluydu. Her cümle, her diyalog beni başka bir dünyaya götürüyor, hayal gücümü serbest bırakıyordu. Okurken, derin bir nefes alıyor, hikâyelerin karakterleriyle birlikte yaşıyor, duygularını paylaşıyordum. En karanlık anlarımda bile, kelimeler aracılığıyla bir nebze mutluluk bulabiliyordum; hikâyelerin içinde kaybolmak, gerçekte hissettiğim duygulardan bir kaçış gibiydi. Ama bu huzur, aynı zamanda bir ikilem doğuruyordu. Kitapların sunduğu mutluluk, gerçek yaşamın ihtiyaçlarını göz ardı etmemi sağlıyordu. O an, bir yandan kitapların sayfalarında kaybolmuş olmanın huzurunu hissederken, diğer yandan bu kaybolmuşluğun bedelini ödediğimi de biliyordum. Kitapların sıcak ve samimi dünyası, bir teselli gibiydi ama dış dünyanın soğuk yüzüyle yüzleşmeyi unutturmuyordu. Sonuç itibarıyla, kitaplar benim için bir hayal dünyasının kapılarını aralarken, bir yandan da gerçekliğimi sorgulamama neden oluyordu. İçimdeki huzur arayışı, sayfalar arasında kaybolduğum her an biraz daha derinleşiyordu. Kitapların sunduğu mutluluk, belki de yaşamın zorluklarını aşmamda bir nebze yardımcı olurken, beni kendimden uzaklaştırıyordu. Ama yine de, o huzur dolu tebessüm, her sayfada gizliydi ve ben, onu bulmak için sayfaları çevirmeye devam ediyordum. Kitap okumanın derinliklerinde kaybolmuş bir ruh olarak, her bir sayfanın ardında saklı duyguların büyüsünü hissetmek, beni bambaşka bir dünyaya sürüklüyordu. Kitapların sayfalarını çevirdikçe, empati yeteneğimin genişlediğini, başka hayatların acılarını kendi içimde derin bir şekilde hissettiğimi fark ediyordum. Bir baş karakterin yaşadığı kayıplar, sevinçler ya da en derin korkuları, sanki benim hikâyem oluyordu. Onların gözünden dünyaya bakmak, kendi duygularımı sorgulamama neden oluyordu; ruhumun derinliklerinde yankılanan her bir acı, benim için bir ayna gibi duruyordu. Bir karakterin yaşadığı bir ayrılık sahnesinde, kalbimde bir sızı hissediyor, gözyaşlarım sayfaların üzerine damlarken, o anı içimde tekrar yaşıyordum. Duyguların yoğunluğu, bazen öyle bir noktaya geliyordu ki, sayfanın kenarına düşen damlalar, sadece kelimelerin değil, benim de yaşadıklarımın bir parçası oluyordu. Okuduğum her kelime, düşüncelerimi ve hislerimi yeniden şekillendiriyor, beni başka hayatların içsel yolculuklarına davet ediyordu. Her bir karakterin acısını, sevinçlerini, hayal kırıklıklarını hissederken, ruhum derin bir nefes alıyor; bu nefes, sanki evrensel bir anlayışın parçasıydı. Kitapların sunduğu o yoğun duygusal deneyim, beni hayata daha bağlı hissettiriyor, insanlarla olan ilişkilerimde daha derin bir anlayış kazanmama yardımcı oluyordu. Okumanın güzelliği, sadece kelimelerin ardındaki hikâyelerde değil, aynı zamanda bu hikâyelerin beni nasıl değiştirdiğinde saklıydı. Bir karakterin zorlukları karşısında yaşadığı çaresizlik, benim içimde bir empati duygusu uyandırıyor, kendi hayatımda yaşadığım zorlukları sorgulamama neden oluyordu. Kitap okumanın getirdiği bu derin deneyim, zihnimde yeni düşünce yolları açıyor, insanları daha iyi anlamamı sağlıyordu. Her sayfa çevrildiğinde, yeni bir bakış açısı, yeni bir deneyim kazanıyor, kendimi daha geniş bir perspektiften değerlendirmeye başlıyordum. O derin nefes, beni okumanın güzelliği ve ruhumda yarattığı huzurla dolduruyordu. Her kelime, her cümle, içimdeki duygusal derinliği açığa çıkarıyor, beni daha anlayışlı, daha duyarlı bir insan yapıyordu. O nefesi geri vermek istememek, bir tür kayıtsızlık haline dönüşüyordu; çünkü o an, okumanın sunduğu mutluluğun ve derinliğin tadını çıkarıyordum. Kitaplar, sadece hayal gücümü beslemekle kalmıyor, aynı zamanda ruhumu da zenginleştiriyordu. Ve ben, o büyülü dünyada kaybolmaya devam etmek istiyordum. Bazen öyle anlar gelir ki, hayatın ağırlığı omuzlarımı ezer, karamsarlığın derin çukurlarında kaybolmuş gibi hissederim. "Bitti, ben mutlu olamam," derim içimden; kalbimde bir soğukluk, ruhumda bir boşluk. Ancak, o anların karanlığında bir kitap belirdiğinde, sayfalarını çevirdikçe hayatın bana sunduğu umudun yeniden canlandığını fark ederim. Birkaç satır, bir cümle, belki de bir karakterin yaşadığı bir anı; hepsi içimdeki o derin yarayı bir nebze olsun hafifletir. Yalnız yaşayan ve yalnız büyüyen biri olarak, hayatım boyunca binlerce acı tatmıştım. Bu acılar, adeta ruhumun derinliklerine işleyen, her bir hücremde yankılanan bir melodi gibi olmuştu. Her kayıp, her hayal kırıklığı, kalbimin en karanlık köşelerinde yankılanıyordu. Hayatımın bu zor dönemlerinde, içimdeki boşluğu dolduracak hiçbir şey bulamıyor, her geçen gün biraz daha derinlere gömülüyordum. Ancak, o an, kitapların sayfalarında, başka bir dünyada kaybolduğumda, ruhumun karanlık köşelerinde bir ışık belirdi. Aklıma o anlar geldiğinde, içimde bir sıcaklık hissettim; o adam beni kurtarmıştı. O karakter, hikâyesinin içinde yaşadığı zorluklara rağmen dimdik durabiliyor, benim içimdeki cesareti yeniden uyandırıyordu. Onun acılarını, mücadelelerini okuduğumda, kendi hayatımın yükünü bir nebze olsun hafiflettiğini hissettim. O an, yalnızlığımın içinde kaybolmuşken, bir başkasının hikâyesinin beni nasıl sarıp sarmaladığını fark ettim. Kitapların sayfalarında dolaşırken, ruhum derin bir nefes alıyor, bir zamanlar kaybettiğim mutluluğun izlerini buluyordum. O adamın yaşadığı mücadele, bana kendi hatalarımı, kayıplarımı ve hayatta kalma arzumun ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyordu. Her cümle, bana yaşamımın ne kadar kıymetli olduğunu yeniden öğretiyor, içimdeki karanlığı aydınlatıyordu. O an, "Yaşamak istiyorum," dedim. O adamın hikâyesi, benim içimdeki umudu yeniden yeşertmişti. Acılarımla yüzleşmek, yalnızlığımı kabullenmek ve hayatıma anlam katmak için bir adım atma cesaretini bulmuştum. O kitap, içinde kaybolduğum her sayfasıyla beni yeniden hayata döndürmüş, ruhumdaki yaraların üzerine bir merhem gibi dokunmuştu. Artık biliyordum ki, mutluluk bazen sadece bir sayfa çevirmekte, başka bir hayatın hikâyesine dalmakta gizliydi. O anlar, hayatımın en karanlık köşelerine ışık tutmuş, beni içimdeki derin yaralarla yüzleşmeye ve yeniden hayata bağlanmaya davet etmişti. Ve ben, o adamın hikâyesinin içindeki o cesareti hissederek, tekrar hayata sarılmaya karar vermiştim.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

ALFABETA (+18)

read
29.3K
bc

evli kadın evli adama aşık oldu

read
10.3K
bc

Kan Kırmızı (Türkçe)

read
4.1K
bc

Tutku'nun Esiri

read
24.2K
bc

Ölüm Yıllıkları

read
1.2K
bc

ÇAPKIN +18 (365 Gün Serisi)

read
24.7K
bc

SENİ HİSSEDİYORUM ( 2 )

read
7.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook