5 Bölüm:Buzun Gözleri,Ateşin Direnişi

1019 Words
Kuzey kısa ve sert bir emir verdi: “Onu sorgu odasına götürün. 10 dakika içinde başlayacağız.” Baran bana göz kırptı. “Kolay gelsin hanımefendi… Buz Bey’in sorguları meşhurdur. Üşütmesin de dikkat et.” dişlerimi sıkarak yürüdüm. > Asıl ben onun kanını donduracağım… Sorgu odasının kapısı açıldığında içeriden gelen soğuk hava, yüzüme çarptı. Oda, gri metal duvarlarla çevriliydi; köşede tek bir sandalye, tam karşısında ise buz gibi bir bakışla beni izleyen Kuzey duruyordu ne ara gelmişti bu adam ya. Baran’ın göz kırpması hâlâ zihnindeydi. “Üşütmesin de dikkat et,” demişti. Bu adamlarda ya mizah anlayışı sıfır, ya da acımasızlıklarını şaka sanıyorlar. beni getiren asker gittiginde. içeri geçtim Kuzey, bir süre hiçbir şey söylemeden bana baktı. Sonra eliyle sandalyeyi işaret etti. “Geç otur.” dik başlıydım ama o anda karşımdaki adamın duruşunda farklı bir şey hissettim. Emir değildi bu, bir testti. benim direncimi ölçüyordu. Yavaşça ilerledim, gözümü ondan ayırmadan sandalyeye oturdum. Kuzey kollarını bağladı. “Adın Lara, doğru mu?” “Zekânı test etmeye mi çalışıyorsun?” dedim soğuk bir gülümsemeyle. işte şimdi düştün elime kuzey bu sorgu senin için hiç de kolay bir sorgu olmayacak, senin sorguların meşur olabilir, ama benim de inadım meşhurdu Kuzey’in dudakları kıpırdamadı ama gözlerinde belli belirsiz bir parıltı oldu. “Yerini bildiğin adamın adı neydi?” gözlerimi kaçırmadım. "hangi adam"diye, sordum kuzey bir kez daha sordu: “Yerini bildiğin adamın adı neydi?” yine gözlerimi ondan kaçırmadan bu sefer, “Kimsenin yerini bilmiyorum.” dedim Kuzey bir adım attı, ellerini masaya koydu. “Bak Lara, bu karargâh şaka yeri değil. Biz ne devletiz, ne mafya. Biz... ortadayız. Ve bu ortalıkta hayatta kalmak istiyorsan, doğru zamanda doğru kişiye doğru şeyi söylemen gerekir.” “Ve siz doğru kişi olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?” sesim iğneler gibiydiydi. Kuzey başını eğdi, sonra tekrar dikildi. “Sadece şunu soracağım: Seni o depoya kim götürdü?” sustum. Nefesini tuttu. kimse beni o depoya götürmemişti ki, ben kendim gitmiştim, bir haber umuduyla ama gelin görün ki ava giderken sanırım avlandım. Kuzey eğildi, gözlerini göz hizama indirdi. “Konuşmazsan, seni burada bırakacak kadar acımasız olabilirim. Ve burada kimseden yardım bekleme.” sanki yeterince acımasız değilmiş gibi biraz daha acımazız olabilirim diyordu. şöyle bir odaya baktım aslında dün gece kaldığım, odadan daha temiz ve güzledi beni burda bırakması umrumda olmazdı. sakin ve kararlı bir şekilde karşılık verdim: “Benim için tek yardım kaynağı zaman. Gerisi sizin işiniz.”dedim Kuzey bir süre bana baktı. Sonra kapıya yürüdü. “İki saat süren var. Sonra tekrar geleceğim.” Durdu, geri döndüp. “Ve o zaman seni konuşturmak için nazik davranmayacağım.” sanki şimdi çok nazikti de, ama eğer nazik halı buysa nazik olmayan halini düşünmek bile istemiyordum. Kapı kapandığında derin bir nefes aldım. Parmaklarım titriyordu ama bakışlarım hâlâ kapıdaydı. > Sorgu odasından kırık çıkarsam bile… bu Buz Bey’i çatlatacağım. dedim daha iki gün olmadı tanışalı ama bütün dengelerimi alt üst etme yeteneğine sahipti. 2 saat sonra Sorgu odasında kapısı tekrar açıldı, iki sandalye ve duvarın üst köşesinde titrek ışık yayan bir lamba vardı. ellerimi masaya koymuş, etrafa bakıyordu. İçeriye ağır adımlarla Kuzey girdi. Üzerindeki haki üniforma, yüzündeki donukluk, gözlerindeki sükûnet… Sanki yargıç gibi yürüyordu. onun geldiğini duymuş başımı kaldırmış sonra geri eğmiştim. Kuzey tam karşıma oturdu. Sessizlik bir süre ikimiz de sesiz kaldık. Kalemini masaya koydu. Hiç acele etmiyordu. başımı kaldırmadan konuştum: “Bak sen şu Buz Bey’e... Yürüyüşü bile askeri mahkeme gibi.” Kuzey kaşlarını hafifçe kaldırdı. “Bana ‘Buz Bey’ deme. Bu bir sorgu.” başımı kaldırdırdiğimda, göz göze geldik. Gözlerinde duygudan eser yoktu. “Baran diyorsa ben de derim. Ayrımcılık istemem yüz başı. Demokrasi her yerde geçerlidir, değil mi he komutan?” Kuzey ifadesini değiştirmedi. “İfadeni düzgün ver. Laf kalabalığına gerek yok.” dedi tersleyen bir sesle ama ben de laraysam o ifadeyi seni deli edene kadar düzgün vermiyecektim.sırıttım, sandalyeye yaslandım. “Ne istiyorsun? Bir gizli şifre mi? Askerî sır mı? Yoksa çocukluğuma inip ağlatayım mı seni?” Kuzey dosyayı açtı, tek bir kâğıt aldı. “Adın, soyadın, doğum tarihin.” gözlerimi devirerek konuştum: “Lara SoyadıVar, 7 Mayıs, Terazi burcuyum. Bu da dosyana yazılsın.” resme şu an onunla alay ediyordum, ama oh iyi yapıyordum bu daha ne ki, ben ona daha neler yapacam neler. Kuzey gözlerini kısarak bana baktı. İlk kez gözlerinde bir parıltı belirdi. Alay değil, merak da değil… Belki hafif bir hayret. “Ciddiye almazsan bu sorgu çok uzun sürer.” ah bir bilse benim de asıl istediğim buydu. uzaması ve onun sinirlenmesi. eğildim, gözlerimi onun gözlerine yaklaştırdı. “Uzun sürmesinden korkan ben değilim.” dedim. "asıl korkması gereken sensin kuzey". Kapı hafifçe aralandı. Baran başını uzattı. “Komutan, kahveniz getirdim. Şeker koymadım, zaten bu oda yeterince soğuk.” bu adam daha demin kuzeyin kahve sevmediğini, söylemedi mi şimdi de kahve mi getiriyordu. Kuzey gözlerini devirdi, ben ise kahkaha attım. “Senin lakabın ne biliyor musun?” dedimi Baran’a. “Moral Tim Lideri.” Baran gururla selam verdi. “Her timin bir maskotu olmalı.” dedi Kuzey sertçe, “Çık dışarı Baran,” dediğinde baran yine hazır ola geçip "emredersiniz komutanım". diyip eli deki kahveyle odadan çıktı.Kapı kapandı. ben ise hâlâ gülümsüyordum. Sonra gözlerim ciddileşti. Yavaşça ileriye eğildi. “Bana neden güvenmiyorsunuz?” diye sordum. çünkü eğer güvenmiş olsaydı, bu sorgu çoktan bitmiş olurdu. ama bir türlü güvenmiyordu işte. Kuzey kısa bir duraksamayla cevap verdi: “Çünkü hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Hele bu işin içinde bir de sen varsa…” fısıltıya yakın bir sesle sordum: “Ya ben gerçekten sadece yanlış zamanda yanlış yerde bulunan bir sivilsam?” Kuzey’in gözleri beni gözlerime takıldı. Bir anlık sessizlik daha oldu. “İşte bunu anlamam için buradayım.” madem bunu anlamak için burdasın, beni neden anlamıyorsun! ve adam neden sadece şüphe duyuyorsun asla güven duymuyorsun. anlamadım ajan olduğunu söyleseydin, kesinlikle daha az sorguya çekilirdim diye düşündüm kendi kendime. Bölüm Sonu: Kuzey dosyasını kapatıp ayağa kalktı. Odaya son bir bakış attıktan sonra kapıyı açtı. “Cevapları almak için geri döneceğim,” dedi, odadan çıkarken. soğuk bir gülümsemeyle başımı kaldırdı. “Ben de bekliyor olacağım.”dedim Kapı kapandı, odaya yeniden yalnızlık hâkim oldu. derin bir nefes aldı. Her şey daha yeni başlıyordu.anlaşılan hadi bakalım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD