ZİNCİRİN HALKALARI KORAY DAN

2581 Words
Koşmaktan nefes nefese kalmışken büyük duvarın arasındaki çöplüğe kendimi zor atmıştım.Nefes alışverişimi düzenlemeye çalışırken bir yandan da gelen giden var mı diye kolaçan etmeye çalışıyordum. Nefesim daha düzene girmemişken başımı havaya kaldırdım ve büyük bir kahkaha patlattım.Aptal adamlar beni yine yakalayamamıştı.Yaşadığım heyecanın her bir zerresi iliklerime kadar değerken , sol tarafımın sahibi hiddetle bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu .Derin ve uzun nefesler alırken onu sakinleştirmeyi başarabilmiştim.Gözlerimi kısa süreliğine kapayıp gecenin karanlığıyla kadeh tokuşturduktan sonra , can alıcı renkteki taze şaraptan büyük bir yudum almıştım .Gözlerimi tekrar açtığımda kutladığım zafere sebep olan başrolü elimle taradım .Cebime zorla sokuşturduğum mücevheri elime aldığımda munzurca gülümsememi takındım.Değerli renkli taşlara ev sahipliği yapan bu devasa yaratık gecemin karanlığına güneş gibi doğmuştu .Büyük iş başarmıştım; artık ben de en üst tabakadan aşağıya küçümser bakışlarla havadar takılabilecektim. Mücevherin değerinin elime yaydığı sıcak gülümseme büyüyerek ilerlerken onu hiç alışık olmadığı soğuk bir çekmeceye koymak zorunda kaldım .Cebime sığdırdığım varlığının hoşnut olmayan çığlıkları daha şimdiden kulaklarıma dolarken onu önemsememeye çalıştım . Elim diğer cebimde olan hiçbir özelliği olmayan telefonumu bulmak için ceketimin duvarlarında geziniyordu .Orada olan varlığına emin olduğumda ; deri ceketimin fermuarını önemsemezce açtım.Küçük telefonun elime zarar vermeyen varlığını kucaklarken , büyük parmaklarım üzerinde gezinmeye başlamıştı bile .Sürekli aranan numarayı tuşladım ve kulağıma götürdüm.Anlamsız birkaç kez dinlediğim "dıtt" sesinden sonra beklediğim sesin sahibi beni sorguladığında ben de konuşmaya başladım. -Sansar yuvanda mısın?Sana büyük bir sürprizim var dediğimde tekrar elime aldığım mücevheri havaya atarak sonrasında yere düşmeden elimle yakaladım.Beni önemsemeyen , ama onaylar olduğuna kanaat getirdiğim cevabını duyduktan sonra hala bir sigaralık vaktim olduğunu düşündüm. Elim bu sefer pantolonumun sağ cebine doğru eğilmişti .Yırtılmış sigara paketimde kalan sol dal sigarayı aldım ve dudaklarımın arasına götürdüm.Sigarayı yakabilmek için elimle rüzgarı önlerken ,ilk başta titreyen ateşten becerememiş , ikinci denememde yakabilmiştim.Rahatsız duvara yasladığım sırtıma sol bacağımla dizimi kırarak destek verdim.Serbeste çıkan iki elimden sol olanı cebime atmak için seçmiştim ; mücevheri de beraberinde tabi.Onun cebimde bulunan varlığını elimle hissetmek istiyordum .Ayakları olmamasına rağmen trajik bir şekilde benden kaçmayı başarabilirse , o kadar emeğimi çöpe atmaktan korkmuştum .Sağ elimin iki parmağı arasındaki sigaradan derin bir nefes çektim ve ciğerlerime gönderdim.Boğucu gelen hissini artık alışık olduğum için önemsemedim.Beşinci nefesi de içime çektiğimde küçücük kalan sigarayı yere attım ve klişe bir hareketle ayakkabı topuğumla ezdim. Ara sokaktan caddeye bağlanan zeminde yol alırken deri montumun içindeki polarımın şapkasını başıma geçirdim .Hafif çiseleyen yağmurdan korumaya çalıştığım ellerim cebimde yürürken etrafı kolaçan etmeyi de unutmadım . Yerin dibine inen merdivenleri sonladırdığımda zaten açık olan barın kapısından içeri girdim.Bugün salıydı barın en tenha olduğu günlerdendi.Yine de çalan müziğe görmemişler gibi ordan oraya sallanarak eşlik eden ergenler vardı.İçkiyi kafaya diktiklerinde ,bunu bir yerde görüpte taklit etmek için uzun zamandır bu anı kolladıklarına emindim.Loş aydınlatmanın altındaki toplardan dışarıya fışkıran ışıkların yansıması altında kendinden geçiyorlardı .Onlara önemsemez bakışlarımı gönderirken kendime yer bulup oturdum. Dönen tipik bar sandalyesine oturduğumda masadan ellerimle destek alarak kendimi düzelttim.Ellerimi masada birleştirdiğim halde dik duruşumu bozmamıştım.Gözlerim bana gerekli olan adamı tararken bar sandalyesinde beni bakışlarıyla süzen sarışına kaçamak göz kırptım.Bugün Gencay la işim vardı.Kızla oyalanamazdım.Bunu hatırladığımda elimi bir anlıkta olsa telaşla iç cebime götürdüm ve oradaki varlığını hissettiğimde rahat bir nefes verdim. Küçük dikdörtgen kapıyı açarak barın arka tarafından gelen onu gördüğümde el hareketlerimle ona varlığımı gösterdim.Yüzünde gördüğüm tavrı hoşuma gitmezken , sağına ve soluna bakma gereği duyduktan sonra yanıma geldi .Tam karşıma oturduğunda aramızdaki mesafeyi en aza indirmişti.Her zamanki gibi alışık olduğumuz diyaloğa artık sözlere gerek duymadan kavuşurken bakışları üzerime geliyordu .Göz hareketleriyle ona ne getirdiğimi sorarken bende ona aynı göz hareketleriyle burada gösteremeyeceğimi anlattım.Sabırsız bir ifade takınırken müzik sesinin bile engel olamadığı "of" sesini işittim. Arka çıkış kapısına yöneldiğimde beni takip eden bedenini hissettim; arkama bakma gereği duymadan ilerledim.Dışarı vardığımda hala çiseleyen yağmuru umursamadım ve yeni aldığım sigara paketini açtım.Naylondan kurtulduğumda sıranın ortalarından rastgele bir sigarayı elime aldım.Henüz yakmamıştım ki Gencay ın sesini duydum. -Çok vaktim yok Koray, fazla uzatma .Ne getirdiysen göster de işime döneyim derken ardı ardına küfür saydırmayı da es geçmedi.Tehditkar görünen sözlerini sinir bozucu tavrımla es geçerken sigaramdan yarım bir nefes alarak tutması için ona uzattım. En az onun kadar ukala sözlerime kafamda karar verirken bunun iyi bir fikir olmadığını kendime hatırlatacak vaktim olmamıştı . -Kes be ne dırdırcı herifsin.Bazen bir kadınla kavga etsem daha az laf duyarım diye düşünüyorum . Bunu söylerken hafif sırıttım ama daha fazla cesur davranmayarak mücevhere uzandım.Gencay sonuçta deli adamdı.Yeni iyileşen yüzümdeki yaralara yenisini eklemeye gerek yoktu.Yakışıklılığımı bozuyordu pezevenk. Ona cebimdeki koruduğum mücevheri uzattığımda aynı anda elindeki sigarayı da alarak dudağımdaki eski yerine koydum.O incelemeye başladığında bende sabırsızca"Nasıl ,ne diyorsun"dercesine bakışlarımı ona gönderdim.Her zamanki gibi klasik "ben altından anlıyorum"havalarına büründü.Gıcık olsam da sesimi çıkarmadım ;işimi görse yeterdi çünkü.Hala incelemeye devam ederken bu hareketleri yine sinirimi bozmaya yetmişti . -Taşları değerliye benziyor ,süslü falan.Bizim yaşlı Bonapart a okuturuz bunu. Bahsettiği kişiyi biliyordum o yüzden "O kim be"gibilerinden bir soru sormadım.Zahide den bahsediyordu.Geçen seferki gerdanlığı ona satmıştık , neredeyse kuyumcu fiyatına hemde.Ondan sonrakinde enselenmeyip paraları vermek zorunda olmasak şimdi ne Zahideyle ne de Gencay la uğraşıyor olurdum.Zenginler misali otelin kral dairesi odasında adını bilmediğim içkileri yudumluyor puromdan sigaranın ki gibi fakir işi olmayan nefesimi çekiyordum.Bu sefer işimi sağlama alacaktım.Yeter di bu sefillik.Her gün ordan oraya sürüklenmek işkence gibi geliyordu .Belki bu işleri de bırakır şerefimle yaşardım.Bu son kurduğum cümle sesli gülmeme neden olmuştu. Şerefli yaşamak . -Hadi be ordan Koray sen ve şerefli yaşamak düşüncesini bende buluşturmuştu. Beynimden anlamsız düşünceleri uzaklaştırırken aynı anda gözlerimi de Sansar da buluşturdum.Bu ona benim verdiğim isimdi.Bizim çocuklar bunu benden duyuyor olsalar bile ona böyle hiç seslenmemişti.Ama Sansar ona böyle seslenmeme laf etmiyordu , bazen gözlerini deviriyordu yalnızca.Yapacağımız plan az çok belliydi üzerinde çok durmadık .Planımızı yarın uygulayacaktık bu yüzden Gencay la yarın buluşmak için sözleştik.Ben de oradan uzaklaşarak oto tamircideki lüks koltuğumda uyumak için yola koyuldum. Bar dan çıktığımda birkaç mahalle ötede kalan evime doğru yürümeye başladım.Hafif dalgalı saçlarım yağmaya başlayan yağmurda görüntüsünü kaybediyordu .Normalde saçlarıma önem verirdim ama şuan buna gerek yoktu .Etrafımda dikkatini çekmek istediğim bir kız göremiyordum .Özgüvensiz duruşumun bana zararı yoktu , tekrar polarımı başıma geçirdim.Emimim beyaza yakın tenimden dolayı yüzüm,burnum ve kulaklarım kızarmıştı. Yolculuğum sona ermek üzereydi,hızlı adımlarla dik yokuşu tırmandım.Boyası eskimiş mavi,demirden büyük kapıyı gördüğümde elimle araladım ve bana koşarak gelen Limon u küçük bir hareketle okşadım.Neredeyse ben geldiğimden beri buradaydı.Sarı tüyleri vardı ,ve kız gibi minnoş ya da pamuk gibi garip tabirleri seçmemiş ona bu ismi vermiştim, bana da alışmıştı.Onu biraz sevdikten sonra hapşırmama neden olduğunda vicdanımı da rahat ettirerek onu yere bıraktım.Koltuğuma ilerleyip küçük bir zıplama hareketiyle sırtımı onda buluşturduğumda gözlerimi sade tavana diktim. Dağılan saçlarımı gözlerimden uzaklaştırdığımda ellerimi başımın arkasında birleştirdim.Koltuğa iyice yayılmak için bacaklarımı uzattığımda kafamın içindekileri dinlemeye karar verdim ."Acaba yaptığım Demir amcaya haksızlık mı" diye düşündüm.O küçük yaşlarımda,beni ilk bulduğundan beri burada kalmama izin vermiş,yanında çalışmama bile olanak sağlamıştı.Çocukları uzakta yaşıyordu.Yurt dışında yaşayan kızının bir kere arayıp sorduğunu görmemiştim.Bu mahalleden çıkan buranın kızı, havasını suyunu bilmediği yere gidince biraz da paralı bir koca görünce kırk yıllık babasını unutmuştu. Oğlu desen , o da işe yaramazın biriydi.Serserilik yapa yapa sonunda hapsi boylamıştı.Gerçi benimde gelecek biraz o gibi görünüyordu ya . Adamcağız her anında onun yüzünden hüzne bürünüyordu.Geyik yapıp onu güldürdüğümde bile bazen bir anda gülüşünü yarıda kestiğini görürdüm.Benim yaptığım işlerden haberi yoktu Allah tan.Hem ben zenginin varyemezinden çalıyordum.Kendime hesap sormaman yine de bir yerlerde yaşayan vicdanımı ancak bu şekilde rahatlatıyordum.Ondan giden bu kadar altın bir yerine dokunmazken benim için yaşam kaynağı oluyordu.Bu son vurgunumu karısının şirketinde bir halta yaramayan ama onun sırtından gidip de sevgilisine kolye alan adamdan çarpmıştım.Demir amca elbette bunları bilmiyordu,herhalde arada bir yanına uğrayan benimde böyle bir insan olduğumu bilse artık kimseye güvenemezdi. -Arabanın kalbini biliyorsun derdi bana ."Ne diye yanıma gelmiyorsun? Tamam seni okutmama izin vermiyorsun anladık.Bırak ta en azından elinde tuttuğun bir meslek olsun.İnsan kendine bunu niye yapar be oğlum.Bir gün oradasın bir gün burada, nereye ait olduğun belli değil.İş öğrensen evlensen... Evinde bekleyenin,kalbinde bir sevgin olsa ne olur be!" Bu konuşmayı her yaptığımızda ;daha doğrusu o dinlemem için beni mecbur bıraksa daha evliliğe kadar olan kısma gelmeden sıkıntıdan patlardım.Kendi içimde onun benim iyiliğim için böyle konuştuğuna emin olsam da ben sıradan bir insan değildim , yapamazdım . Diyelim evlendim iyi güzel.Tamam işte buldum eyvallah.Çocuğum oldu mu ben ona yoldan geçen herhangi bir insanın verdiğinden farklı ne verebilirdim ? Çocuk benden akıl almak istese bende olmayan aklı ona nasıl sunacaktım? Ben sokağın karanlığını seçmiş,kendi başıma yaşamanın bana daha iyi geleceğine inanmıştım.Hayatımdaki kimsenin aldığı sorumluluk olmamışken şimdi en az iki hayatın sorumluluğunu nasıl alırdım?Peşime bir kadın bir çocuk nasıl sürüklerdim ki?Bu sitemlerime inat Demir amca her zaman bu oto tamircinin kapılarını bana açık tutmuştu. Gözlerim o güne doğru dönmüştü .Burayı uzaktan izlerken daha on iki yaşındaydım.Gözlerimi ilk açtığım yetimhane yandığında bize başka bir şehirde yer bulduklarını söylemişlerdi.Ben buradan ayrılmayı istemeyip kaçmayı seçmiştim.Zaten anne ve babamı hiç tanımamıştım.İnsanın başına daha büyük ne felaket gelebilir diye düşünülür ya ;kaldığım evim yanmıştı.Anne ve babamı elbet bir gün beni gelip alacaklarını düşündüğüme dair inancım beni oradan başka bir yerde yaşamamaya itmişti. Ne kadar aptalmışım, ne anne babası? Ne alıp götürmesi? Küçükken o mazlum halimi hatırlayıp acıyorum kendime ; umutla kaybettiğim yirmi yılım geçti.İnsan doğduğunda yanında hiç mi seven biri olmaz ?İçimde tuttuğum hüznümü sadece buranın duvarlarına anlattım.Dışardan gören beni tanıyan herkes hayatla dalga geçtiğimi düşündü.Hayat benle dalga geçiyordu oysaki.Ama artık böyle gitmeyeceğini farkına da varmıştım.Kendimi rahatlamak istercesine kafamın içindeki sessizliği dışarı gönderdim . -Yarın olsun Zahideye bir gidelim bakalım .Belki tamam sonrasında ... Deneyeceğim en azından; gerçekten bak! Düşüncelerim benle anlaşma yoluna gitmeye çalışırken ,ilk kez bu kadar kendime inanmıştım.Hem sonuçta Demir amcanın oğlu Soner gibi beceriksiz olup yakalansam bir yirmi yıl daha boş duvarlara bakıp umutla geçiremezdim. -Tamam ulan dedim içimden "bu sefer tamam." İlk başta kıvranmaktan uyuyamamış,tahminimce gece yarısının ortalarına doğru uyuyakalmıştım. Koltuğun içine doğru girmeye çabalamış gibi yüzüstü uyumuştum yine.Alt dudağım koltuğa yapışmış öne doğru büzülmüştü.Deri montumu çıkarmamış onun bedenimi sıkıştırmasına izin vermiştim.Kollarım iki yana hareketsiz bir şekilde kendini uzatmışken,tahminimce sağ yanağım ve kulağımda kırmızı bir uyku izi çıkmıştı.Biraz daha uyumuş olsam akmak üzere olan salyamı ,içime çektim ve yavaşça başıma kaldırarak sırt üstü uzandım.Kaşlarım,önce çatılmış sonra gözlerimin açılabilmesine yardım etmek için yukarı kıvrılmıştı.Elimle alnımı ovuşturduktan sonra ayaklarımı aşağı sarkıttım ve oturur pozisyona geldim ; saat yediye yaklaşıyordu. Güneş yeni doğmuş gibiydi.Montumun fermuarını açtım ve gövdeme kısa bir özgürlük tanıdım.Ayağa kalktığımda zeminin gri çoraplarımı kirlettiğimi fark ettim ve ayakkabılarımı alarak giydim.Demir amca neredeyse gelirdi ama yanında kalırsam Gencay ın yanına geç gidebilirdim.Adam zaten kıllık yapıyordu.Bu seferde geç kalsam hayatta işimi görmezdi bundan emindim.Esneme hareketlerim yürüyüşüme eşlik ederken tamircinin kapısını gürültü eşliğinde açtım.Dışarı çıktığımda geceden kalma yağmur hala bazı yerlerde varlığını koruyordu . Yokuştan aşağı inerken gözlerim telefonumda buluştu.Gencay ın benden önce attığı mesajını açtım ve dediği eve doğru yol aldım. Zahide'nin evine yakın bir yerde olacaktık ; en fazla iki dakikalık mesafeydi.Geceden beri yerinden oynatmadığım kolyeyi elimle hissettiğimde diğer elimide öteki cebime koydum. Buluşma yerimize geldiğimde gözlerim Gencay ı aradı.Karşı yoldan gelen onu gördüğümde ona doğru bir adım attım .Daha yeni yeni yürümeye başlamıştım ki lanet olası arabayı fark ettim.Nasıl bizi bulmuşlardı anlayamamıştım.İçimde tuttuğum gerginlik tüm bedenime yayılırken Gencay telaşlı halimi anlamıştı .Baktığım yöne gözlerini çevirince bana gelmeyi bırakıp tersi yönde koşmaya başladı.Hem bulunduğum duruma hemde Gencay a sinirlenmenin verdiği ateşle ağzımdan savurduğum küfüre dizlerimin bağı çözülen bacaklarım eşlik etti.Geçen sefer kaçmayı başarmıştık ama bu sefer bayağı hazırlıksız yakalamışlardı.Ellerine düşsem kesin ölürdüm bunu biliyordum.Koşmaya alışık olduğum için hala nefesim beni zorlamamıştı. Ama ne kadar böyle devam edebilirdim bilmiyordum.Arada başımı çevirip arkama baktığımda hala bana doğru gelen siyah Mercedes i görüyordum .Ayaklarım alışık olduğu ara sokağa girdiğinde açık binaların altındaki merdivene gözüm kaydı.Ani bir hareketle kendimi oraya attım.Araba az önce gittiğim yöne dümdüz gittiği için sanırım bu sefer de yırtmıştım.Düzensiz ritimle ayakta durmaya çalışan nabzımı ağzımda hissederken bir süre öylece bekledim .Sokak fazlasıyla sakindi etrafta tek bir çocuk bile yoktu .Odunların arasından bedenimi kurtardığımda sokağın oradaki duvara ilerledim. Başımı öne uzatarak gelen giden var mı diye baktım.Şanslıydım görünürde kimse yoktu .Birkaç adımdan sonra ilerlemeye devam edecekken içgüdüsel olarak gözlerim arka tarafıma kaydığında arabadan inmiş gelen üç adam gördüm.Şanssızlıktır ki ilk kez bana vurdu onlarda beni fark etti.Yaptığım en güzel şeye geri döndüm.Ve koşmaya devam ettim.Polisiye filmlerdeki gibi -ki ben burada hırsız oluyorum-ben önde onlar arkada durmadan koşuyorduk. Yorulmaya başlayan vücudum şuan yapmaması gereken bir hamle yapıyordu.Durup dinlenecek vaktim yoktu.Ana yola açılan yola döndüğümde adımlarıma devam ettim.Sanırım dayanamıyordum ; bilmiyordum gözlerim bulanık görüyordu.Yine de koşmaya devam ederken ani bir fren sesi duydum.Neler olduğuna dönüp bakamazken sadece son kez adamların bu fren sesinden dolayı yavaşlayıp beni yakalayamaması diledim.Son hatırladığım buydu.Tekrar uyanana kadar... Koltukta sağa ve sola birkaç kez kıpırdandıktan sonra gözlerimi yavaşça araladım.Beyaz tavan diye tahmin ettiğim görüntü ,gözlerimi bir kaç kez açıp kapamamdan sonra netleşmişti.Nasıl bir rüyaydı anlamamıştım .Yüzde binbeşyüz üzeri açık uyuyakalmıştım ; yüksek ihtimalle de müsait bir yerim hava almıştı .Bakışlarım tavandan aşağılara indiğinde bir gariplik olduğunu anladım.Tuhaftı ama burası tamirhane değildi.Başka nerede uyumuş olabilirdim diye düşünürken hiçbir tanıdıklık hissedememiştim.Koltuktan ayaklarımı sarkıttığımda ayağa kalktım ve pencereye yöneldim. Ormanlık arazi gibi duruyordu.Göğe kadar yükselen sayısını tahmin edemediğim ağaçlardan anlamıştım.Etrafa bakınmaya devam ederken ellerim cebime gitmişti.Ellerimin altındaki boşluk duymam gereken hayal kırıklığını yüzüme vuruyordu . Anlaşılan yakalanmıştım ; başaramamıştım. Ne telefonumu ne de kolyeyi koyduğum yerinde bulamamıştım. Büyük ihtimal adamlar beni yakalayıp buraya getirmişti ; gerçi neden evlerine getirdiklerine anlam verememiştim ama başka açıklaması olamazdı . Bana doğru yaklaşan ayak seslerini duyduğumda camdan gördüğüm yükseklikten kurtulacak bir yerim olmadığını anlamıştım .Yapacak bir şey yoktu ; her zaman kaçmayı başaran Koray bu kez fena toslamıştı .Ben orada öylece durmuş ölmeyi beklerken kısa bir süre sonra yanıma gelmesinden afallamıştım.Bunu gerçekten beklemiyordum . Kimdi bu kız gerçekten bilmiyordum.Doğrusu içip sızdığımda yanında uyandığım kızları genelde hatırlamazdım.Ama bu kızı sanki hiç tanımamış gibiydim.O da anlamaz bakışlarıma aynı şekilde karşılık verirken kafamda senaryolar kuruyordum. Kızla iyi geçinmem lazımdı Zahidenin kolyeyi büyük ihtimal bu kız yürütmüştü.Adını bile bilmeden bunu nasıl yapacaktım ? Ses çıkarmadan bakışmaya devam ederken gözlerimi ela gözlerinden çektiğimde yavaş çekim vücudunu süzmeye başlamıştım . Gözlerim boynundaki kolyeye kaydığında "Tılsım "yazısını gördüğümde adı olabileceğine kanaat getirdim.İsminin altındaki kolye ucu halka ne kadar garibime gitse de bunun sırası değildi biliyordum.Hırsız beyni işte yine gözüm değerli şeylere kayıyordu.Sessizlikten bir halt olmayacağını anladığımda kafamda en çok inandığım senaryoyu tamamladım ve ona inandım. -Belki kızacaksın ama gerçekten kim olduğunu buraya nasıl geldiğimizi hatırlamıyorum dedim.Bana gözlerini devirirken diğer kızların aksine beklediğim tepkiyi vermemişti. -Merak etme benimde bunu çözmem biraz zaman almıştı.Sen şanslısın ki sana anlatanın olacak dedi.Yemin ediyorum bir kelime bile anlamamıştım ve anlatsa gerçekten iyi olacaktı.Afallamaya devam ederken buna "Uyandı mı nihayet "diyen ikinci kız eşlik etti. Ela gözlü kızın yanına gelen kahverengi dalgalı saçlı kızı da tanımadığıma eminken ; bu kadar güzel iki kızla burada ne halt ettiğime cevap bulmaya çalışıyordum . Kafamdaki saksıyı sulamayalı bayağı olmuştu anlaşılan çalışmaktan pes etmişti ; yine de kendimce doğru olan sözlerimi onlarla buluşturdum . -Vay anasını yok artık! Hiç iki olmamıştı derken gülmekten kendimi alıkoyamadım. Umursamazca birbirlerine bakarken hafif tırsmamış değildim hani.İki kız beni buraya niye getirmiş olabilirdi?Hem en son ben Tayfun ve tayfasından kaçıyordum .Bunları düşünürken gözüm diğer kızın da boynuna kaydığında onun da "Vira"yazan kolyesinde aynı halkanın bulunduğunu gördüm.Ulan bu da isimse artık! Benimki düz "Koray"dı ; bu ne otantik isimler ! Vira teyze Tılsım hala mı olur diye içimden anlamsız düşünceler geçirdim. -Yanlış anlamazsanız bana ne yapıyorsunuz ne işim var burada diye yönelttim.Kaç dakikadır yaptığım en anlamlı hareketti bence.Kendimi yine tebrik etme gereği duymuştum. -Sakin kalacağına söz verirsem neden olmasın dedi olmayacak hala Tılsım. Dedikleri bana garip gelse de neden sakin olamayacağıma cevap bulamadım .Sonuçta görünen oydu ki ; Tayfun ve adamlardan kurtulmuştum .Daha kötü ne olabilirdi ki ? -Tamam niye sakin kalmayayım zaten ne olmuş olabilir ki dedim kendime ultra güvenen halimle.Bu kez Vira kendinden emin bir şekilde söze başladı ve -Pekala dedi ve ekledi .Mesela ölmüş olabilirsin.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD