2.Gölgeler Arasinda

701 Words
Ancak içeri girer girmez bir şey fark etti. Depo soğuk ve karanlıktı… ama duvarlarda siluetler vardı. Gözleri alıştığında, gölge gibi hareket eden birkaç kişinin gözleriyle karşılaştı. Hepsi sessiz, hepsi tehlikeli… Ve Liya fark etti ki, yalnızca Aras Kağan’dan korkması gerekmiyordu. Bir an için geri adım atmayı düşündü. Ama dosyayı düşürmek istemiyordu. Ellerini çantasının sapına daha sıkı sardı ve kendini hazırladı. Tam o sırada bir gürültü duyuldu. Kapının kolu sarsıldı ve içeriye hızlı adımlar girdi. Liya’nın kalbi neredeyse duracaktı. Ama sonra tanıdık, güven veren o ses geldi: “Burada ne yapıyorsun?” Aras Kağan… Her şeyin başladığı adam… içeride, tam önünde duruyordu. Gözleri hâlâ aynı kararlılıkta, hâlâ aynı soğuklukta, ama aynı zamanda bir uyarı taşıyordu: “Burası senin oyunun değil.” Liya, geri çekilmeye çalıştı ama Aras’ın adımlarının ağırlığı onu durdurdu. Sadece bir adım… ama Liya’nın tüm cesaretiyle yapabileceği bir adım kadar yakındı. “Beni neden takip ettin?” diye sordu Liya, sesi titreyerek. Ama Aras, yüzünde hafif bir gülümseme ile cevap verdi: “Takip etmedim. Sadece seni gördüm.” Liya’nın yüreği sıkıştı. O an fark etti ki, Aras Kağan’ın dünyasına bir kez girmişti. Ve o dünyadan çıkmak… imkânsızdı. Liya, depodan çıktığında sokak hâlâ sessizdi. Ama sessizlik, bir güvenlik hissi vermekten uzaktı. Ayakları hâlâ titriyordu; kalbi göğsünü yırtacak gibi atıyordu. Gece, şehrin üzerine karanlık bir perde çekmişti ve Liya, her adımda bu karanlığın içine daha da gömülüyordu. Çantayı sıkıca kavradı ve hızla köşeyi döndü. Ama fark etti ki, sokağın sonu çıkmaz bir yola açılıyordu. Tam geri dönmeye hazırlanırken, önünden bir gölge belirdi. Kalbi duracak gibi oldu. Ama gölge, beklediği gibi tehditkar bir düşman değil, Aras Kağan’dı. Aras’ın bakışları hâlâ buz gibiydi. Ama bu sefer yanında motosikleti yoktu; sadece ağır adımlarla Liya’ya yaklaşmıştı. “Burası tehlikeli bir bölge,” dedi, sesi sakin ama keskin. “Sana bir kez daha söylüyorum… bu işin içine karışma.” Liya, çantasını sıkıca kavrayarak geri adım attı. “Ben… sadece eve gidiyorum. Size karışmam.” Aras bir adım daha yaklaştı. Gözleri Liya’nın gözlerini tarıyordu; korku, öfke, inat… hepsi bir anda hissediliyordu. “Bu işi seninle bitirmeliyim,” dedi ve Liya’yı hafifçe omzundan tuttu. Liya irkildi, ama geri kaçmadı; aksine bir şey hissetti. O dokunuş… tehlikeli ama bir o kadar da çekiciydi. Tam o sırada arka sokaktan bir çığlık yükseldi. Liya’nın kalbi bir kez daha hızlandı. Aras, anında yönünü değiştirdi ve Liya’yı koruyacak şekilde öne geçti. “Gitme!” dedi. Ama Liya, gözlerinde hem korku hem öfke ile: “Beni bırak!” diye bağırdı. Sokak karanlığında üç kişi daha belirdi. Hepsi siyah giysili, yüzleri maskeli. Aras bir hareketle çantayı Liya’nın elinden aldı ve kendine doğru çekti. Bir elinde silah, diğer elinde Liya’nın çantası… Karşılarına dikildi. Bir an sessizlik oldu. Sonra… Aras bir hareketle bir adama hızla yaklaştı ve onu yere serdi. Liya’nın kalbi ağzına geldi. Her hareketi, her adımı bir ölümle dans eder gibiydi. “Kaç!” dedi Aras, Liya’ya bakmadan. Ama Liya kaçmak yerine, adım adım Aras’ın yanına yaklaştı. O an fark etti ki, korktuğu kadar da yalnız değildi. Aras, onu koruyordu. Ama bu koruma… tehlike kadar sert ve keskin bir sınır taşıyordu. Kısa bir mücadeleden sonra, Aras ve Liya sokaktan uzaklaştılar. Liya nefes nefese kalmıştı; kalbi hâlâ deli gibi atıyordu. Aras, sessizce motosiklete bindi ve Liya’ya bakmadan başını salladı. “Seni bırakacağım. Ama dikkat et… bu şehirde güven yok.” Liya, gözlerini Aras’tan ayıramadı. Ona ne hissettiğini bilemedi; korku, merak ve istemediği bir çekim bir aradaydı. Motor sesi geceyi tekrar yırtarken, Liya bir köşeye oturup çantasını kontrol etti. Belgeler hâlâ duruyordu. Ama şimdi… her adım, her bakış, her gölge tehlikeyle doluydu. Aras’ın sesi hâlâ kulaklarında çınlıyordu: “Bu geceyi unutma.” Liya, bir an için kendi kendine fısıldadı: “Bunu unutmak… imkânsız.” Aras ise motosikletinin üzerinde sessizdi. Karanlık şehre bakarken, Liya’yı düşündü. O gözler… o korku… o cesaret… Ve o an fark etti ki, bu kadın… sıradan biri değildi. İçinde yıllardır gömdüğü bir şeyi uyandırmıştı. Aras Kağan, kimseye yaklaşmazdı. Kimseyi hayatına sokmazdı. Ama Liya… o farkında olmadan sınırını aşmıştı. Ve Aras bunu istemese de biliyordu ki… bir kez gölgelerin içine girmiş birini tekrar bırakmak kolay olmayacaktı. Sokakta sessizlik tekrar çöktü. Ama bu sessizlik, bir felaketin habercisiydi. Çünkü Liya, hayatının tehlikeli bir oyunun tam ortasında olduğunu bilmiyordu. Ve Aras Kağan, artık bir gözünü onu takip etmekten alamayacaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD