Mihrinaz’dan, “Tamam.” Söylediğimi duymamış gibi kaşını kaldırıp tekrar etmemi bekledi. Her an tekrar öper diye korkumdan kendimi konuşmaya zorladım. “T’amam, bırak b’eni. İçeceğim.” Kabul etmesem daha çok mutlu olurdu sanki. Gülen yüzü ciddiyete dönerken çenemi bırakıp yine kaseyi eline aldı. “K’endim yerim. B’ırak kucağından b’eni.” İşine gelmeyince bir kütük kadar sağır oluyordu. Yine beni hiç duymamış gibi kollarımı bacağımı kendine hapsetmeye devam ederken çorba kasesini ağzıma yaklaştırdı. Onun yemeğini istemiyordum. Beni böyle kendisine itaat etmek zorunda bırakmasını da istemiyordum. Kendi kararımı kendim vermek istiyordum ve kararım şu minderde ölene kadar beklemekti. Yaşadığım mecburiyetlerden iyice yorulduğumu hissederken gözlerim doldu. Kucağında olmak, kokusunu solu

