Serhat’tan, Hanoğlu, berelenip şişmiş dudakları ile bana canavar görmüş gibi bakarken gardırobunu işaret etim. “Gece giyeceğin şeyleri al, karşıya geç.” Yine itiraz edecekti kesin ama ben cevap vermesini beklemeden odadan çıkıp kapısını örttüm. Fena dağılmış halini karşı odanın kapısındaki annemler görsün istemiyordum. Benim Hanoğlu’nun odasından çıktığımı gördüklerinde yönlerini bana çevirdiler. “Serhat, Mihrinaz içeride mi?” Karımı sorup bir de karşı odaya doğru hareketlendiğinde yana kayarak annemin önünü kapadım. “Evet, işi var. Siz tepsiyi benim odaya bırakın.” Yüzüme ciğerimin röntgenini çeker gibi baktıktan sonra kaşıyla benim odamı işaret etti. “Sen bir önüme düşsene, konuşalım.” Sanki konuşmaktan çok azarlayacak gibiydi ama sağlam elimi eşofmanın cebine atıp sallana sal

