Mihrinaz’dan On dokuz yıllık yok sayılmışlıktan sonra adımı babamın ağzından duymak tuhaf gelmişti. Madem bir adım olduğunu biliyordu da neden bunca sene bilmezden geldi, sormak için keşke doğru zaman olsaydı. Ben daha ne olduğunu bile anlayamadan babam beni kolları arasına çekip sıkıca sarılırken kulağıma fısıldadı. “Beni affet diyemem, ama senin de bilmediğin şeyler vardı kızım.” Beni canlı canlı bir mezardan öbürüne kovarken neyin açıklamasını yapıyor, neyin mazeretini sunuyordu acaba? Düne kadar bir kez başımı okşasa ömrüne yolumu adayacağım babama karşı içimdeki hisler buz kesmişti sanki. Bilmediğim şeyler bu güne kadar işime yaramadıysa bundan sonra da bilmemeye devam etsem benim için sorun olmazdı. Yüzüne bakıp ‘ne söylüyorsun’ bile demeden kendimi kollarından sıyırıp başımı

