Savaş alanı kadar sessiz olan avluda yankılanan sözler, buz kesmeme sebep olmuştu. "Ne hamilesi!Ne sahip çıkması dayı!Ne dediğini duyuyor musun sen!?" Mirhat hızlı adımlarla dayısının karşısına geçmiş, çatık kaşlarıyla bağırmıştı. Şermin hanım elini ağzına kapatmıştı ve şaşkın duruyordu. "Ben ne dediğimi biliyorum Mirhat efendi!Çekil karşımdan babanı muhattap alıyorum ben!Utanmadan hala konuşuyorsun!" "Böyle ulu orta bağırarak kendini de bizi de rezil edersin Rıfat!Gel de sakince konuşalım." dedi yüzünde ki çizgileri daha da kırışan Kazım ağa. "Ben diyeceğimi dedim Kazım Ağa!Gerisi size kalmış.İster alın kızı ister işi kan davasına çevirin!O da sizin bileceğiniz iş!" Adam rüzgar gibi bir hızla avlu kapısını açmış ve kızını burada bırakarak ayrılmıştı konaktan. "Baba inanmıyorsun

