Her şey o kadar hızlı ve çabuk geçmişti ki bugünün kına gecesi olduğuna inanamıyordum.
Odamda oturmuş, dışarıdan gelen müzik sesini ruhsuz bir şekilde dinliyordum.Koçaslan ailesine yakışır bir kına gecesiydi.Ne de olsa Urfa'nın en büyük ailesinin oğlu evlenecekti.Açılan kapıyla birlikte kafamı izlediğim karanlıktan çekip gelene baktım.
Annem.
Kapıyı yavaşça kapatıp yanıma geldi.Yatağa oturup beni dolu gözlerle inceledi.
"Çok güzel olmuşsun yavrum."
Bir şey demeden yaşlı gözlerine baktım.
Güzel olsam neye yarardı.Kaderim güzel değildi.İki haftadır ortalarda ölü gibi dolaşıyordum.Annemi üzmemek için belli etmemeye çalışsamda ne kadar üzgün olduğumu anlıyordu.
O kuyumcudan çıktığımızdan beri görmemiştim O'nu.İyi de olmuştu.Söylediği şeyler yenilir yutulur şeyler değildi, bir daha yüzünü görmemek mümkün olsaydı keşke.
Zaten neler yaşayacağımın bilincine varmıştım ama bu kadar merhametsizliği hakedecek bir şey de yapmamıştım.Bunların suçlusu ben değildim,O'nu hayatım boyunca hiç görmemiştim bile.
Bizi nereden biliyorlardı da ulaşmışlardı onu hiç bilmiyordum.
İki hafta boyunca sadece bir kere Nazar abla gelmişti bize.Bana getirdiği onlarca pahalı hediyeyi hiç açmadan odamın köşesine koymuştum öylece.
Bu,yapılana saygısızlık mıydı bilmiyordum ama açmak içimden gelmiyordu.Ama kendisi çok iyi bir insandı.Eğer eşi Rojat abi de Mirhat gibi manyağın teki ise onun adına çok üzülürdüm.En azından o konakta konuşabileceğim bir insanın varlığını bilmek beni biraz rahatlatıyordu.
Daldığım düşüncelerden annemin sesiyle çıktım.
"Sakın kendini ezdirme o konakta.Ben seni biliyorum naifsin, kırılgansın ama ezdirme kendini.Benim gibi olma annem.Haksızlığa uğradığında sessiz kalma.Her şey gönlünce olsun isterdim ama elimden bir şey gelmiyor yavrum.Arkanda bir baban yok ama sana hep dua edecek bir annen var."
Ellerimi avuçlarının içine alıp dudaklarına götürdü.Ben engel olamadan öptüğü ellerimden sonra ağlamaya başladım.Ona sıkıca sarılıp akan yaşlarımın omzunu ıslatmasına sebep oldum.
Hayatımda ki tek şansım, beni seven tek insan annemdi ve şimdi ondan ayrılıp ateşlerin içine atıldığımı hissediyordum.
Tıklatılan kapıyla annemin şefkatli kollarından ayrıldım.
"Gelebilir miyim?"
dedi Nazar abla ellerini büyük karnına koymuş bir şekilde bize baktı.Üzerinde çok güzel yeşil bir elbise vardı.Saçlarına taktığı aynı tonda şal ile peri kızı gibi görünüyordu.
"Gel kızım, ben de çıkıyordum.Misafirlerin hepsi geldi çıkarsınız siz de birazdan."
dedi annem elini yanağıma koyup gözlerimin altını silerken.
Annem odadan çıktıktan sonra Nazar abla bana tebessümle yaklaştı.
"Roni,çok güzel olmuşsun canım.Maşallah sana."
Dedi elini nazikçe yapılmış saçlarımda gezdirirken.Üzerimde ki kırmızı kına elbisesinin uzun kuyruğunu geriye atıp ayağa kalktım.Eve gelen kuaförler iyi bir iş çıkarmış olacaklar ki makyajım o kadar ağlamaya bozulmamıştı.
"Teşekkür ederim abla.Sen de çok güzel görünüyorsun."
Sahte gülümsememle.Elimde değildi, içten gülmek son iki haftada bana çok uzaktı.
"Çıkalım mı, herkes güzel gelinimizi bekliyor."
Kafamı sallayarak onu onayladım.
"Mirhat gecenin sonunda gelecek bu arada. Bilgin olsun."
Cehenneme kadar yolu vardı.İsterse hiç gelmeyebilirdi.Buralarda damat ve diğer erkekler kınalara katılmazdı ama zamanla bu gelenek değişmişti.Kına sonunda,erkekler de kınaya katılabiliyordu.
Evden dışarı çıkıp avluya kurulan kına alanına doğru ilerledim.Herkes susmuş, bana bakıyordu.Gözlerim kalabalığın ön tarafında ki kaynanam olan Şermin hanıma kaydı.Yüzü asıktı ve oraya zorla oturtulduğunu belli ediyordu.Gözlerimi ondan çekip gelin için hazırlanan yere oturdum.
Zaman hızla akarken ben her şeyi dışardan izleyen bir göz gibiydim.Sanki kınası olan ben değilmişim gibi yerimden hiç kalkmamış olan biteni olduğum yerden izlemiştim.Sadece elime kına yakılırken tepkisizliğim bozulmuş,olan ve olacak her şeye ağlamıştım.Herkes gülüp eğlenirken benim içimden cenaze kaldırılıyor gibiydi.Daha fazla dayanamış yanımda oturan Nazar ablaya eğilmiştim.
"Abla, benim lavaboya gitmem gerekiyor."
Onu hamile haliyle kaldırmayı hiç istemezdim ama o oldukça enerjik bir şekilde kalkıp beni de beraberinde içeri ilerletmişti.Zaten nasıl hamileydi anlamıyordum,gece boyunca çok az oturmuş sürekli oynamıştı.
Evden içeri girip zorlukla banyoya girmiştim.Ellerimi lavaboda yıkayıp biraz bekledikten sonra koridora çıktım.Nazar ablayı bekletmek istemiyordum.Dış kapının önünde bir kadınla konuşan Nazar ablaya ilerliyordum ki ne olduğunu anlamadan kendimi odama çekilip hızla kapının arkasında bulmuştum.Atacağım çığlığı engelleyen elle kalbim korkuyla çarptı.Karanlığa alışan gözlerimle karşımdakini gördüğümde korkum ikiye katlandı.Elini çektiği an hızla geriye çekildim.
"Kadir abi!?Ne yaptığını sanıyorsun sen?Ne işin var burada!?"
Beni inceleyen gözlerini tahammül edemiyormuş gibi kapatıp kafasını çevirdi.Hemen sonra bana yakalşıp konuştu.
"Roni..Ben seni seviyorum."
Elim ayağım boşalır gibi kalakaldım.Ne dediğini kulağı duyuyor muydu?
Ben evleniyordum ve bugün de kına gecemdi.Her an biri odaya girip bizi yanlış anlayabilirdi.
"Ne diyorsun sen Kadir abi?Git lütfen hemen buradan."
Üzerime yürüyüp sinirle bağırdı.
"Ne abisi lan!Ne abisi!Seni seviyorum diyorum ben.Evlenemezsin sen!Benimle evleneceksin!"
Biri duyacak korkusuyla gözlerim doldu.
"Yarın evleniyorum ben Kadir abi.Ne olur git buradan.Biri duyacak."
"Duysunlar lan!Duysunlar.Evlilik falan yok!Yarın gideceğiz buralardan.Kaçıracağım seni."
Neler diyordu böyle Allâh'ım.Delirmiş miydi bu.Nazar ablanın her an bana bakacağının bilinciyle hızla konuştum.
"Ne saçmalıyorsun sen ya!?Ne kaçırması Kadir abi.Çık git nasıl geldiysen,bırak peşimi."
Ona fırsat vermeden hızla odadan dışarı çıkıp kapıyı da aynı hızla kapattım.Tam o anda buraya doğru gelen Nazar ablayı gördüğümde hızlı adımlarla ona ilerledim.
"Hah!Ben de sana bakmaya geldim.Çok geç çıktın lavabodan,bir şey oldu sandım."
"Yok abla iyiyim.Biraz tansiyonum düştü sanırım,ondan."
Dedim aklıma gelen ilk şeyi söyleyerek.
"Bir şey yemedin tabi saatlerdir.Erkekler de geldi."
Adrenalinden dolayı hala sakinleşmemiş kalbim bu seferde O'nu göreceğim için tedirginlikle çarptı.Bu sefer bütün insanların önünde de beni aşağılamazdı değil mi?Öyle bir şey yaşanmaması için dua ettim içimden.
Avluya çıktığımızda erkeklerin de çoktan eğlenceye katıldığını gördüm.Gözlerim gelin için ayrılan yere kaydığında O'nun beton gibi bir surat ifadesiyle orada oturduğunu gördüm.Gözleri benim olduğum tarafa değdiğinde bir süre göz göze kalmıştık.Hiç bir ifadenin olmadığı gözlerinde şimdi,nefret elle tutulur hale gelmişti.Gözlerimi hızla kaçırıp mecburen oraya doğru yürüdük.Az sonra yanına oturup ondan en uzak köşeye süründüm.Ondan yayılan negatif enerjiyle gerim gerim gerilmiştim.
Kulağıma dolan dans müziği ile yüzümü buruşturdum.
Tam da tahmin ettiğim gibi Nazar abla ikimiz de kaldırıp dans etmemiz için orta alanı işaret etmişti.
Herkesin önünde birşey diyemediği için mecburen bana elini uzatan adama baktım.
Gözleri gözlerime buz gibi bakıyordu.
İlk kez temas edeceğim tenine titreyen elimi bıraktım.Karakterine tezat sıcak elleri vardı.Keşke kalbi de bu sıcaklıktan nasibini aldaaydı.
Ortaya geldiğimizde elimin birini omuzuna koydum.Uzun boyundan dolayı kafamı yukarı kaldırıp yüzüne baktım.Ama bana saplanan koyu renk gözleri gördüğümde anında eğdim kafamı.
Kaderimin acımasızlığına ağladım içimden.Bana hayatı zehir edeceğini bildiğim adamın kollarında dans ediyordum.
"Ne o?En son yürek yemiş gibi konuşuyordun bana.Ne değişti?Paramı verdi babam, ondan mı bu masum haller."
Başta kavrayamadım ne dediğini.Ama kulağıma dolan cümleler bir anlam kazandığında kafamı kaldırıp gözlerine baktım.
"Ne sen ne paran umrumda değil.Bu evliliği istediğimi düşünüyorsan yanılıyorsun."
Söylediklerimle burnundan histerik bir nefes verdi.
"Sen de para için kendini satan birine inanacağımı düşünüyorsan yanılıyorsun."
Kırılan gururum ve onurumla öylece kaldım bir kaç saniye.Para için kendimi sattığımı düşünecek kadar iğrenç bir zihniyeti vardı.
Ağzımı açtım ama dudaklarımın arasından bir harf bile çıkmamıştı.Sıktığım dişlerimle sadece gözlerine baktım.Ne kadar aşağılık olduğunu gözlerimde ki ifadeden anlasın istedim ve hemen ardından biten şarkıyla birlikte onu ardımda bırakıp hızla yerime ilerledim.
Dolan gözlerim akmasın diye çok uğraştım ama kayan bir kaç damlaya engel olamamıştım.
Tüm bu olanlar yaşayacaklarımın fragmanı gibiydi.Kader, sanki neler yaşayacağımın ön gösterimini yaşatıyordu bana.
Elimden tek şey dua etmekti.İyileştiremeyeceğim yaralar almamak için dua etmekti.