Hazan Korkmaz "Demir, ya biri görse bizi böyle?" dedim, dudaklarını dudaklarımdan ayırırken nefes nefeseydik. Mıknatıs gibi birbirimizi çekiyorduk, kalbimse göğsümden çıkacak gibiydi. Yağmurun sesi, kalbimin ritmine karışıyordu. İçim dışım ıslanmıştı, ama beni en çok ıslatan yağmur değildi, içimdeki yangındı. Demir cevap vermedi, sadece koltuğunu geriye itti. Gözleriyle beni kendine çağırdı. "Kucağıma gel," dedi kısık bir sesle. Tonunda hem emreder gibi bir güç, hem de içinde beni yakan bir sıcaklık vardı. Gitmesem bile, o beni kendine çekecekti zaten. "Senin yerin burası," diye fısıldadı. "O yüzden bir milim bile uzaklaşamazsın artık." Sözleriyle birlikte kalbim de hızlandı. Gözlerimi kapattım; nefesi boynuma değdiğinde titredim. Yağmurun serinliğiyle karışan sıcak nefesi tenimde bir

