Demir Karadağ Jale ile ben, diğer araçta ise Baran, eşi, çocukları ve Haydar Ağa’nın ikinci karısı Şehla vardı. Garip bir şekilde bu kadına hiç ısınamıyordum. Onun hakkında içimde hep açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı. Çözemediğim, adı konulmaz bir tuhaflık… İçimdeki bir ses sürekli fısıldıyordu: “Umarım bizi gören o değildir.” Çünkü eğer oysa, konuşarak anlaşmam neredeyse imkansızdı. Şehla öyle birine benzemiyordu; yüzündeki her bakış, her tebessüm sanki içten içe bir hesap saklıyordu. Şırnak Cizre’de Haydar Ağa’nın görkemli bir konağı vardı. Bir de şimdi geldiğimiz bu bağ evi… Konağa daha önce birkaç kez gitmiştim, kalabalık sofraları, ağır havası, taş duvarlar arasında dönen o bakışmaları yaşamıştım. Ama burası… Bağ evine ilk kez geliyordum. Daha sade, daha samimi görünmesine rağm

