Müzik odasında, çocukluğumdan kalan yarım yamalak bilgilerle bir Chopin parçası üzerinde debelenirken kapı tıklandı. Daha "gel" dememe fırsat kalmadan Asel içeri süzüldü. Elinde taşıdığı kılıfın içindeki elbisenin, dışarıdan bakınca bile bir servet değerinde olduğu belliydi. Asel, kılıfı sanki içinde camdan bir hazine varmış gibi piyano taburesine bırakırken, "Konuşmamız lazım," dedi. "Hayırdır, yine ne oldu?" "Mesele ciddi." O her zamanki soğukkanlı, her şeyi önceden hesaplamış bakışlarını üzerime dikti. "Üç gün sonra büyük gala var. Yeraltı dünyasının tüm aileleri orada olacak. Bankaları parmağında oynatan Yılmazlar, silah baronu Koçlar, Demirlerden geriye kalanlar... Kısacası, fırsatını bulsa bir kaşık suda seni boğacak kim varsa orada olacak." "İçimi amma rahatlattın, sağ ol." "Ni

