20.Bölüm

4467 Words
Lorenzo delirmiş gibi davranıyordu. Gözlerimi devirerek elimdeki dergiyi kapatırken telefonda İtalyanca küfürler ederek çatık kaşlarıyla etrafa sert bakışlar fırlatması içimdeki bir şeyleri uyandırıyordu. Salondaydık. Ve dün ona, yıldırım nikahı ile evlenmek istediğimi söylemiştim. O anki tepkisi, donakalmış hali ve bana sürekli aynı soruyu yinelemesi bıktırıcı olsa da, onu da anlıyordum. Ondan nefret eden, her daim bunu söyleyen ve asla evlenmeyeceğim seninle diyen kızın yıldırım nikahı istemesi, trajikomikti. İç çektim. Dergiyi önümdeki sehpaya bırakırken elindeki tepsiyle salona giren Angela'ya kaydı bakışlarım. Çekinerek, yanıma doğru yürürken Lorenzo'nun bağırması ile yerinde titremişti kadın. "CAZZO!"Siktir! "Sana defalarca kez söyledim kahrolası! Onu yarın istiyorum!" Angela tepsideki fincanı önüme bırakırken, "Bay Cassalini bugün çok sinirli," dedi gözlerini bana dikerken. Ardından doğrulup tepsiyi önünde tuttu. Lorenzo'ya yandan bir bakış atıp bana döndü. Fincanı elime alırken, kahvemi yudumladım. "Önceden de öfkesine şahit olmuştum ama böylesi..." "Evlilik öncesi gerginlik diyelim," dediğimde gözleri irileşti. "Anlamadım... Siz?" Dudakları mutlulukla kıvrıldı. "Bayan Biricik!" "Artık bana Bayan Cassalini diyeceksin Angela." dediğimde Angela sevinçle elini ağzına götürdü. "Nasıl mutlu oldum anlatamam, çok istiyordum. Sonunda!" Kaşlarımı çatarak duraksadım gülümseyerek. "Gören de sen evleniyorsun sanır." "Demeyin öyle Bayan Biricik," dedi ve bana biraz daha yaklaşarak daha kısık sesle konuştu. "Sizin bu evde olduğunuzu bilmek bizi öyle mutlu ediyor ki." Lorenzo'ya çaktırmadan baktı. Ardından bana döndü. "Özellikle Bay Cassalini eskisi gibi değil, bir şeylerin değişiyor olması heyecan verici." "Eskisi gibi değil derken?" Angela duraksarken, "Size söylemem ne kadar doğru bilmiyorum ama eskiden çok daha katı ve sertti Bay Cassalini. Ama siz onun hayatına girdiğinizden beri sanki burası çiçek açtı. Daha yumuşak." Kahvemi yudumlarken gülümsedim. "Bunu Lorenzo duymasın Angela." Angela da benimle aynı fikirde olacak ki kaşlarını kaldırıp indirdi, masum gülümsemesiyle bana bakarken birden Lorenzo'nun bağırmasıyla irkildi ve eli bana çarptı. Sıcak kahve göğsüme dökülürken, yerimden bir fırlayışım vardı. "AĞH!" "Hiii! Bayan Biricik!" Angela korku dolu gözlerini üzerimde gezdirirken birden fincanı bırakıp üzerimdeki beyaz şifon gömleğimi sallandırmaya başladım. Yüzüm acıyla buruşurken Lorenzo'nun bakışları bana döndü. Sonra üzerimi süzdü ve o an kararan bakışlarıyla telefondaki kişiyi umursamadan telefonu çat diyerek kapattı, koltuğun üzerine fırlatarak yanıma geldi hızla. Dişlerini sıkarak üzerimi süzdükten sonra Angela'ya döndü. "Dikkat etsene Angela!" Lorenzo borazan sesiyle kadını iyice ürkütürken Angela titreyen sesiyle, "Özür dilerim Bay Cassalini! Ben hemen buz getiriyorum şimdi!" diyerek kadın salondan ışık hızıyla çıkarken Lorenzo direktmen bana döndü. "İyi misin?" Gözlerimi devirdim. "Nasıl iyi olabilirim sence?" Bakışları kısıldı. "Benimki de soru." diyerek birden sallandırmaya çalıştığım gömleğimi üzerimde yırtarak bedenimden sökerken koltuğun üzerine attı. Sütyen ile karşısında kalakalırken irileşmiş gözlerimle ona baktım. "Ne yapıyorsun ya?!" "Sallandırıp duruyordun! Yanmadın mı kızım sen?! Niye çıkarmıyorsun?!" "Yırtman mı gerekiyordu illa hayvan?!" diyerek Türkçe konuştuğumda, Türkçe konuşmamdan ayrı bir zevk alıyordu biliyordum ama artık nasıl gerginse bıkkınlıkla iç çekmekten ötesini yapmadı. "Ağzını dikerim! Hakaret etme!" Dişlerimi sıktım, yüzümün rengi değişti. "Hayvansın işte hayvan!" diyerek hızla yanından geçtiğimde salondan çıktım. Merdivenlerden çıkarak kendi odama girdiğimde kapı kapanır kapanmaz yeniden açıldığında elim sütyenimin kopçasına gitmişti ki duraksadım. Kapıya dönerken Lorenzo'nun delici bakışlarını gördüm. "Ağzını dikerim mi dedim?" İçeriye girip kapıyı kapattığında, üzerime doğru yürüdü. Yutkundum. "Cık, öperim, çok pis öperim kızım seni." Dudaklarım kıvrılırken kollarımı göğsümde topladım. Böyle yapmak, göğüslerimin dolgun görünmesine neden olurken Lorenzo'nun bakışları anlık sütyenime orama kaydı, çok geçmeden gözlerime sabitlendi. "Öpsene madem. Hım?" diyerek onu gaza getirdiğimde bakışları kısıldı. Birden belimden kavrayarak beni kendine yapıştırdığında beni geri geri yürüterek makyaj masamın önüne getirdi. Popom masaya yaslanırken elini belimden çekmeden yüzünü yüzüme yaklaştırdı. "Seni öpeyim istiyorsun değil mi?" Tek kaşımı kaldırıp ona bakarken, kollarımı kaldırdım ve onun omzundan geçirip ensesine sardım. "Hım?" Dudaklarına baktım. "Evet." Yutkunmuştu, hareketlenen ademelması karnımda sıcak lavların dökülmesine neden olurken biraz daha yüzüme yaklaştı. "Senin için nikah düğün organize edeyim... En güzelini yapayım, bunun için uğraşayım. Sense delirt beni." "Sen en ufak sözüme hareketime delallenen insansın. Ben ne yapayım?" "Hemen evlenelim diyen de sen değildin," diye konuştuğunda sesinin tonundaki şehvetin emarelerine rastlamıştım. Birden dudaklarıma yamulduğunda gözlerimi yumdum. İnleyerek dudaklarımı aralarken dudakları talan etti, dili ağzımın içine girdi. Resmen ağzımı yiyordu! Dudakları vahşice dudaklarımda baskı kurarken birden alt dudağını emerek ısırdım, hırlayarak daha çok atılırken belimdeki elinin baskısını hissediyordum. Birden makyaj masamdaki tüm malzemeleri, yere fırlatırken popomu kavrayarak beni masaya oturttu. Anlık geri çekilirken yere dağılan makyaj malzemelerine baktım. Bazıları parke ile temas etmesi sonucu kırılırken bazıları sağlamdı. "Yeni almıştım... Önce gömlek, şimdi de bu. İlla hayvani gücünü sergilemen mi gerekiyor?!" diye kızdığımda belimdeki eli kalçalarıma inerek onları sıkarak kavrarken, "O üzüldüğün gömleğin markasını üstüne yaparım! Dert ettiğin buysa!" diyerek boynuma girdiğinde dudakları şimdi de boynumu talan ediyordu. Yakıyordu. Yanıyordum. Ne demişti o... Markayı mı satın alırdı? "Anladık, köpek gibi paran var, şöhretin, ünün, gücün bu. Bilmem ne. Ama bu hayvan gibi davranacağını göstermez." "Söz konusu sensen geriye kalan hiç bir şeyi umursamam ben!" diyerek yeniden dudaklarıma atıldığında inleyerek dudaklarımı araladım ve onun dudaklarını karşıladım. "Mmm." Sırtımı aynaya yapıştırıp popomu iki yandan sıkıp ayırırken bacaklarımı istemsizce kırıp onun beline doladım. Bedenlerimiz daha çok birbirine yapışırken Lorenzo anlık geri çekilip, gözlerini sütyenime dikti. "Sütyeni sikeyim! Çıkar şunu! Balonlarını görmek istiyorum!" Bu beni gülümsetirken diğer yandan azdırmıştı. Elim arkaya giderek kolaylıkla kopçayı açtığında, askıları indirip elimde sallandırdım. Göz bebekleri harlanırken sütyeni elimden iterek birden göğüslerime saldırdı. Memelerimi avuçlarken başparmağı ile de uçlarına dokunuyordu. Bu beni inletirken meme uçlarımı sıktı. Ağzım aralandı. Kafasını eğip sağ meme ucumu diliyle yalarken önce çevresini diliyle turladı, ardından ucunu dişlerinin arasına alarak hafifçe ısırdı. "Aaahh!" Ellerim ensesinden kafasına kayarken parmaklarımı saç tutamlarından geçirdim. Diğer eli sol mememi kavrayıp sıkarken okşuyordu. Sağ meme ucumu dişleyerek emmeye devam ederken kafamı geriye atarak aynaya yasladım. "Deliriyorum kızım bunlara..." Geri çekilip diliyle uzunca memelerimle oynadıktan sonra karnımda dilini kaydırarak kasıklarıma kadar indi. Eli şortumu dizlerime kadar indirirken vakit kaybetmeden külodumu da indirmişti. Kadınlığım da ona gösteri yaparken bileklerime düşen şort ve külodumu ayaklarımı sallandırarak yere attım. Yere eğilerek bacaklarımı iki yana açtığında, ben de yardımcı olarak açabildiği kadar açtım. "Sikeyim..." Yutkundum. "Bekliyorum." "Sikiyorum, sikeceğim... Bekle." İki parmağı vulvamda gezinerek aşağı doğru kayarken dudakları, kadınlığımın şişen dudaklarında gezindi. Onları emerek iki parmağını deliğimin girişinde gezdirirken kafamı geriye attım. Fena bir şeydi bu. "Lorenzo..." dedim nefes nefese. "Söyle bebeğim." "Yapma." "Hım?" Sesindeki alaycı tonu fark ettiğimde saç tutamlarını çekiştirerek koparmak istedim. "İşkence çektirme." "Bu daha başlangıç biriciğim." dediğinde iki parmağını yalayarak birden deliğimden içeriye soktuğunda belim kavislenerek kendimi ona ittim ve kafam geriye düşerek aynaya çarptı. Ağzım aralık iniltilerim odayı doldururken Lorenzo'nun sırıtış dolu yüz ifadesini düşleyebiliyordum. "Başlangıç." diyerek iki parmağını daha da sokarken dibime, kalçalarımı sıkıp ona ittim kendimi. Sikeyim. Bu neydi? Ardından parmağıyla içime çık gir yaparak eline boşalırken, doğrularak gözlerimin içine baktı ve parmağını yaladı. Gözlerindeki ateş sönmezken dudaklarımı yaladım. Birden beni belimden kavrayarak ters çevirdiğinde dış genital bölgem masaya yaslıydı. Aynadan beni süzerken eli yanağımda dolaşarak ağzıma doğru kayarken içime soktuğu parmakları bu sefer ağzıma soktu ve gözlerimin içine bakarak, "Em." dedi. Dediğini yaparak parmağını emerken diğer eli arkamdaydı. Popomu okşayarak sıktı ardından parmağı ağzımdan çıkarak çenemden kaydı. Göğüslerimin arasına kadar inerken sağ göğsümü kalçamla beraber aynı anda sıkıp bırakırken inledim. Saçlarımı sol omzuma atıp çenesini çıplak omzuma yaslarken aynadan onu seyrediyordum. Gözlerini benden ayırmazken birden kendini soyarak arkamda çırılçıplak kaldı ve bir elini kendine götürerek aletini okşadı. Bu bacak aramın alevlenmesine neden olurken yutkundum. "İçine gireceğim," Dudakları kulağımda kıpırdandı. Nefesi oraya dökülürken, "Sertçe." "Hmm, sevdiğim de bu zaten." Tek kaşını kaldırıp öyle mi dercesine bakarken birden ona doğru dönerek bakışları çıplak aletine diktim. Büyümüştü. Bu beni gülümsetirken avuç içimi ona bastırarak ağırca kaydırdım. Dişlerini sıktığında bu onu azdırmıştı anlamıştım. Bu sefer parmaklarım etrafını çevrelediğinde tam kapanmamıştı ama bu engel olmadı, birleşmeyen parmaklarım ile aletini yukarı aşağı sıvazlamaya başladım. Kafasını geriye atıp çenesini sıkarken kendini bana, elime itiyordu. "Sik- Bebeğim... Devam et..." Nefesi kesikleşti. "Devam et." Göz bebekleri büyüyüp genişlerken organı elimde büyüyordu. Elime avucuma sığamaz hale gelirken, birden beni ters döndürüp masaya yaslarken elim aynaya tutundu. Popomu kavrayıp iki yana ayırdığında sertçe içime gömüldüğünde çığlık atarak inledim. "Aağhhh....Ağh! Ahhh...." Kalçasını itip çekerken içimde sertçe git gel yapıyordu, hareketleri hızlanırken dış genital bölgem masaya çarpıyordu, memelerim havada sallanırken parmaklarım aynaya tutunmaktan bembeyaz kesilmişti. "Aağh! Lor-lorenzo! Lorenzo... Ağhh!" "Geliyor musun bebeğim!" Kendini bana sertçe itmeye devam ederken, "Böyle bebe- Sikeyim! Ever evet bebeğim... Oh! Sikeyim Biricik! Evet... Oh! Geliyor- Geliyorum! Oh... Ah! GELİYORUM!" Zirveye ulaştığımı anladığımda ağzım aralanarak patladım ve yüksekten kayarak yere çakıldım. Lorenzo da benimle eş zamanda geldiğinde içime boşalmıştı. Nefes nefese ayakta soluklandığımızda içimden çıkarak beni kendine çevirdi ve yüzüme yapışan saçlarımı iteleyerek geriye attı. "Aşığım sana kadın." Bir şey demeden beni kucağına aldığında ona yaslandım. Sanırım duş alacaktık. Umarım sadece duş alırdık. & Ertesi Gün.   Bugün evleniyorduk. Lorenzo, otelin bahçesinde düğün organize etmişti. Her ne kadar istemesem de yapmıştı hayvan. Beni dinlememesi çıldırtıyordu beni. Şimdi odamda, etrafımda dönen modacıların üzerimdeki gelinliği beğenmeyip değiştirmemiz gerektiğini söylüyorlardı. Bir karışmadığınız gelinliğim kalmıştı, tam oldu! "Lo indosserò, ti sarei grato se non interferissi!" Bunu giyeceğim, karışmazsanız sevinirim! dediğimde sessiz kalmıştı. Gözlüklerinin altından bana baktı. "Va bene, piccola signora, così sia." Pekala, küçük hanım, öyle olsun. Küçük hanım mı? Kuaför ve makyöz grubu eşyalarını toplarken makyajımı yapan kadın yanıma gelip sevecen gülümsemesini sundu. "È bellissima, signora." Muhteşem görünüyorsunuz hanımefendi. "Grazie." Teşekkürler. Hepsi toparlanıp odadan çıktıktan sonra Angela üzerindeki şık kıyafeti ile odama girdi. Duygulu gözlerle beni süzdü. "Bayan Biricik harika görünüyorsunuz efendim," dediğinde neredeyse ağlayacaktı. Gülümsedi. "Teşekkür ederim Angela. Sen de öylesin." Durdum. "Lorenzo nerede? Gördün mü? "Evet, aşağıda sizi bekliyor. araç gelmiş. Sabahtan beri yukarıya, sizin yanınıza çıkmamak için kendini zor tuttu." "Türk adetlerine mi bağlı kalıyor yoksa?" diyerek kendi kendime güldüğümde Angela anlamsız bakışlar attı. "Anlamadım?" "Türkiye'de, damadın nikahtan önce gelini görmesi uğursuzluk getirir derler." "İlginç, neden?" diye merakla sorduğunda dudaklarımı yaladım. "Sadece batıl inanç. Ama artık gelenekselleşmiş batıl inanç. Benim de pek inandığım söylenemez." "O halde Bay Cassalini'nin sizi görmesinde sakınca yok?" Gülümsedim. "Yok elbette." O sırada odanın kapısı çat diye açıldığında Lorenzo'nun gergin yüz ifadesi beni görene kadar yüzünde kaldı ardından kaşları düzeldi, yüzü gevşedi. Baştan aşağı beni süzerken Angela, "Ben çıkayım efendim." diyerek yanımdan uzaklaştı ve odadan çıkarak kapıyı kapattı. Lorenzo'nun delici bakışları üzerimden bir santim bile ayrılmazken yavaş adımlarla karşımda durdu. Kollarını bana uzatıp omuzlarıma dokunduğunda bakışları yüzüme çıktı, gözlerimizi kavuşturdu. "İl mio bambino," Bebeğim... Yutkundu. "Çok güzelsin." Ben de onu süzdüğümde, "Sen de fena sayılmazsın," dedim ellerimi smokinin üzerinde gezdirirken. Gözleri kısıldı. "Fena sayılmam? Güzelim, miyop olmadığına emin misin sen?" Gözlerimi devirdim. "Kendini beğenmiş." Sırıtarak elleri yüzümü avuçladığında, "Ölüyorum sana. Güzelliğine bak. Delireceğim." "Bayıl istersen bir de?" "Yakındır." Gözlerimi bir kez daha devirip sırıtırken Lorenzo daha çok sırıttı ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Gözlerimi yumarak öpücüğüne karşılık verdiğimde daha da bastırdı dudaklarını, beni tutkuyla öpmeye devam ettiğinde bunun sonunun gelmeyeceğini anladığımda kendimi hızla geri çektim. Nefes nefese bana bakarken, "Gitmemiz gereken bir düğün var hatırlatırım." diyerek dik dik gözlerine baktığımda durdu. "Ne yani? Ön sevişme yapmayacak mıyız?" Yuh. "Hayvan deyince de kızıyorsun ama? ne ön sevişmesi ya?" Ellerini belime koyup beni kendine çektiğinde, "Ne bileyim, sen beni öyle öpünce ben de sevişiriz sandım." dedi nefesi dudaklarıma vururken. Bakışlarımı kıstım. "Ben mi seni öpmüşüm? Dudaklarımı vakumlamana ne demeli?" "Ayrıca sana sevişmenin alasını göstereceğim bekle sen." "Ben hep hazırım, beklemedeyim," diyerek kast ettiği şeyi anlayınca omzuna vurdum. Kahkaha atarken kafasını kaldırdı, ardından bir adım geri giderek kolunu bana açtım. "Gidelim mi mi cara?" Bir şey demeden sadece kolumu onun kolundan geçirirken çenemden tutup yanağımdan öptü. "Karım olacaksın senin de kocan olacağım, nasıl heyecanlıyım anlatamam." "Belli belli, yerinde duramıyorsun." Sırıtması genişlediğinde beraber odadan çıkıp aşağıya indik. Honor bizim için kapıyı açarken arabanın dışarıda hazır olduğunu gördüm. Siyah BMW kapısı açık, hazır şekilde bizi bekliyordu. Lorenzo beni arabaya doğru çekerken önce ben bindim, ardından kapımı kapatarak arkadan dolandı ve diğer taraftan onun için açılan kapıdan arabaya bindi. Şoför de bindiğinde araba çalıştı ve araziden çıkış yapabilirdik. Otele gelene kadar konuşmamıştık ama ne zaman Lorenzo'ya dönüp baksam beni izlediğini görüyordum. Yanına yaklaşıp kısık sesle konuştum. "Bana niye öyle bakıyorsun?" "Gözlerimi alamıyorum ki böyle güzellikten, nasıl bakmayayım?" Gözlerimi devirip geri çekildiğimde koluma dokunup oradan elime uzandı ve parmaklarını parmaklarımdan geçirdi. "Sonunda istediğim oluyor, yanımdasın, evli olacağız, daha ne isteyebilirim ki?" "Hım?" dediğimde daha bir şey demedi ki otele gelmiştik. Araç otelin girişinde dururken şoför hızla inip önce Lorenzo'nun kapısını açarken, Lorenzo ise hızlı adımlarla benim tarafıma gelerek kapımı açtı. Önce ayağımı dışarı çıkartırken topuklu ayakkabıların üzerinde dengemi sağladım, ardından gelinliğimin eteklerini elime alırken Lorenzo yeniden kolunu benim için açtı ve koluna girerek beraber otele doğru yürümeye başladık. Giriş bile süslenmişti öyle ki yerde beyaz halı sergilenmişti ve bu halı otelin içinden asıl düğünün gerçekleşeceği, mekana, bahçeye doğru uzanıyordu. Lobide bizi karşılayan kalabalığın patlattığı konfeti ve alkış sesiyle neye uğradığımı şaşırırken kulağımda İtalyanca tebrik sözleri doluyordu. Lorenzo hepsini kısa ve öz teşekkür edip, başını sallarken bana döndü. "Daha nikahımızın başlamasına yarım saat var. istersen seni hazırlattığım gelin odasına götüreyim." "Ne gereği var ki? Zaten evde hazırlandım." "Orada dinlenmek istersin mi bambino." Kulağıma yaklaştı. "ya da rujunu tazelemek. Malum gece uzun olacak." dediğinde yutkundum. Kulağımın altından öperek geri çekildi. "ben de hazırlıklar tamam mı bakayım." diyerek beni gelin odasına götürüp yalnız bıraktığında küçük beyaz el çantamı makyaj masasının üzerine bırakarak cama doğru yürüdüm. bahçede hazırlıklar bitmişti ama garsonlar yine etrafta koşuşturuyordu. Dışarıdan içeriye taşınan dev pastayı görünce yutkunamadan edemedim. Lorenzo her şeyiyle ben ilgileneceğim, sen dert etme demişti ama... Düğün düğün değildi, dev organizasyondu. Araladığım tül perdeyi bırakıp arkamı dönerken gördüğüm kişi ile irkildim. "Hii!" "Selam tatlım." Şaşkınlığımın yerini öfke alırken öfkeli bakışlarımı Martina'ya diktim. "ne işin var senin burada." "Duydum da bu düğün seninmiş. Lorenzo ile evleniyormuşsun." Tek kaşımı kaldırdım. "Lorenzo? Bay Cassalini'ye ne oldu?" Sinsi gülümsemesiyle başını eğip kaldırırken kollarını göğsünde topladı. "Yıllarca mahzende yaşayan, eskortluk yapan Sandra... ah Biricik diyecektim. Gel sen Lorenzo Cassalini'nin karısı ol. Otelin kölesinden sahibine doğru." dudaklarını büzdü. "İyi kitap çıkar bundan ha. Yaz istersen." "Senin asla sahip olamadığın statüdeyim. Sen de anca Enrico'nun köpekliğini yap," diyerek imalıca gülümsediğimde yüzündeki ifade değişti. "bence sen kendine bu kadar güvenme tatlım. Yakında Lorenzo senden hevesini alınca havan da söner." "Bu kadar eminsin yani geçici bir evlilik olduğuna?" Yüzüme yaklaştı. Sahte ama bir o kadar imalı yüz ifadesiyle, "Hem de adımın Martina olduğu kadar." Geri çekilip yanımdan geçerken topuklu ayakkabıların sesi odada yankılandı. Pencerenin önüne gitmişti. Bana sırtı dönük vaziyete konuşmasına devam ederken, "Ne de olsa düne kadar nefret ettiğin adamla bugün evleniyorsun." "Ya, hayat ne garip değil mi?" dediğimde bana döndü. "Evet. Neyse ben bu evlilik oyununuza mutluymuşum gibi yapayım. Ah neden muyluymuşum gibi yapıyorum ki? oyun sonuçta. Gayet de mutluyum." deyip yanımdan çekip giderken ellerimi sıktım, odadan çıktığını çarpılan kapı sesinden anlamıştım. Dişlerimi sıkarak ellerimi yumruk haline getirdiğimde, "Dur sen, kimin havası sönecek, göreceğiz." &  Vakit geldiğinde Lorenzo odaya gelip beni odadan almıştı. Gökyüzü yavaş yavaş karanlığa bırakırken kendini, otel de dolmuştu. beraber halıda yürüyerek bizim için oluşturulan platformun üstündeki masaya doğru ilerliyorduk. Etraftaki alkış, cümbüş sesleri otelde yankılanırken gözüm kalabalığı görünce açılmıştı. Lorenzo'nun çevresinin geniş olduğunu biliyordum. Ama bu kadarını da beklemiyordum. Yerimizi aldığımızda çok geçmeden papaz da yanı başımıza geldiğinde yavaştan söze girdi. Gözlerim ileride kenarda beni izleyen kadına kayarken onun aslında Nurgül abla olduğunu öğrendim. Kızarmış, ağlayan gözlerle bana bakıyordu. Ona baktığımı fark ettiğimde başını iki yana salladı. Eliyle burnunu silerken derin bir nefes aldım. O kadına mı inanacaksın? Yıllarca seni yalanla doyuran bir kadına! Lorenzo'nun sesi kulağımın içinde çınlanırken bakışlarım sol yanıma, Lorenzo'ya döndü. Göz göze geldiğimizde elini belime koyarak belimi sıktı ve gülümsedi. Beynim yalan söylüyor olabilir, inanma ona derken kalbim dürüstlüğünden emindi. Papaz, İtalyanca bir şeyler söyledikten sonra bana döndü. Onları tekrar etmem söylenirken ettim. Ardından Lorenzo'ya döndü ve aynı şeyleri onun içinde söyledi. Bizim onayımızı aldıktan sonra yeminlerimizi karşılıklı söyledik. Özellikle Lorenzo yeminleri sıralarken onlar için ölecek gibiydi. sonrasında nikah yüzüklerimizi taktıktan sonra dudaklarımdan uzunca öptü. "Seni sonsuza kadar seveceğime yemin ediyorum." "Az önce ettin zaten." deyip bıkkınlıkla gözlerimi devirdiğimde çenemden, "Sürekli diyeceğim. Belki o zaman seni sevdiğime inanırsın." "Ancak öldüğümde." Tek kaşını kaldırdı. "Büyük konuşma bence." Bir şey demeyip önümüze döndüğümde papaz da yanımızdan ayrıldığında İtalyanca şarkı çalmaya başladı. Konuklardan bazıları dansa kalkarken Lorenzo da ellini uzattı. "Benimle dans eder misiniz karıcığım?" Elini tutup beni alana çektiğinde elini belimden çekmeden diğer elimi de belime koydu. Omuzlarına tutunduğumda bakışlarımı ondan çektim. Yeniden Nurgül ablamın olduğu yere çevrildiğimde orada olmadığını gördüm. İç çekerken başımı eğdim, ardından kaldırdığımda etrafta garsonlar servis yapıyordu. Karnım acıkmıştı. En son evde yemek yediğim düşünülürse... Ofladım. "Ne oldu?" dedi Lorenzo çatık kaşlarıyla. "Karnım aç. Doğru dürüst yemek de yemedim." "Niye daha önce söylemiyorsun?" "Aklıma bile gelmedi ki yemek, onca hazırlık arasında. bana mı suç atıyorsun şimdi de?" "Sana suç atmak mı aksine sana kızıyorum, ağzına iki lokma koymayı beceremedin yani?" Bıkkınlıkla gözlerimi devirirken çenemden tutup yeniden gözlerimizi kavuşturdu. Dans etmeye devam ediyorduk. "Acıktıysan içeride mutfak var, sana bir şeyler hazırlanmasını söylerim." "Söyle o zaman." Lorenzo gülerek başını iki yana sallarken elimden tuttu, beni çekerek otele doğru yürürken Salva'nın aniden karşımıza çıkmasıyla duraksadı. "Hop hop! Hemen kaçıyor musunuz çifte kumrular?" "Seninle uğraşamam Salva çekil." "Aa Batman, tebrik etmeden nereye böyle?" Lorenzo'ya yaklaşıp yapmacık bir şekilde sarılıp geri çekildi. İmalı ve sinsi dolu bakışlarını bana çevirirken, "Biricik?" dedi ve bana adım atacaktı ki Lorenzo aramıza girerek kuzenini ateş dolu bakışlar attı. "Ona bırak sarılmayı, gözünün ucuyla bir daha baktığını göreyim-" Salva gevşekçe ellerini cebine sokarken, "Ne yaparsın? Beni de çölün dibine gömersin?" Lorenzo, Salva'nın yüzüne yaklaşıp kısık sesiyle konuştu. "Alâsını yaparım." Geri çekilip bana baktı, ardından Salva'ya son bir bakış atıp yanından geçip gitti. İçeriye girdiğimizde, mutfak alt katta olduğu için sağa dönerek dar koridorda ilerledik. Lorenzo önden ben arkadan koridorda yürüyüp merdivenlere gelirken aşağı dorğu inmeye başladık. Lorenzo hızlı hızlı basamakları inerken elimden sıkıca tuttuğu için ben de peşinden ona yetişmeye çalışıyordum. Bir an basamakta tökezleyecek gibi olduğumda, "Lorenzo!" dedim ve durarak bana döndüğünde ona tutundum. Bir eli belime tutunurken diğer eli de popomun üstündeydi. Beni sıkıca tutmuştu. "Az kalsın düşüyordum hayvan, yavaş biraz," sırıtarak popomu kumaşın üstünden sıktığında dudaklarıma kaydı bakışları. "Ben de her hep düşüyorum... Sana." dediğinde sıcak nefesi dudaklarıma döküldü. yutkundum. Geri çekilip kendimi ondan kurtarırken, "Açım ben." dediğimde yeniden elimi tuttum. "Ben de sana açım ama önce senin karnını doyuralım, gece nasılsa benimki doyacak." "Abaza." Hakaretlerime aldırış etmeden beni mutfağa götürdüğünde herkes bizi gördüğüne şaşırmış olmalıydı, yaşlı bir adam koşarak önümüze geldiğinde, "Bay Cassalini? Efendim, hoş geldiniz. Bir sorun mu var?" Lorenzo etrafa bakarak adama döndü. "Karım aç. Bir şeyler hazırlayın!" "Emredersiniz efendim!" diyerek adam arkasını döndü ve bir kaç kişiye emir verdiğinde Lorenzo bana döndü. "Doyacak o minik karnın." "Ahaha." deyip dil çıkardığımda sırıttı. Bakışlarım ardından ilerideki tezgaha takıldığında, çikolatalı orman meyveli pasta görmüştü. Ağzımın sulandığını hissettiğimde Lorenzo'nun elini bırakarak tezgaha yürüdüm. Bir genç, onu hazırlıyordu. "Bana bir dilim koyabilir misiniz riac etsem?" Genç arkama bakış attığında çok geçmeden önüne döndü. "Tabii efendim." dediğinde ben de arkama döndüm. Lorenzo elleri cebinde beni izliyordu. Pasta tabağımı ve çatalımı elime alırken, çatalımla ucunu bölüp ağzıma attım. "Mmm. Leziz." dediğimde bakışları karardı. Parmağıma bulaşan kremayı ağzıma götürüp emerken bu sefer de bakışları kısıldı. Yanıma geldi. tabağı elimden alıp yanıma koydu. "Bırak şu pastayı." dedi sert sesiyle. Sırıttım. "Niye?" Koyulaşan ve harlanan bakışlarıyla bana döndüğünde, "Biricik!" dedi. "Tamam, tamam," diyerek ellerimi teslim oluyormuş gibi kaldırdım. "Yalnız ellerimi yıkamam lazım. Malum krema oldu." "Hay ben kremana." diye kısık sesle sinirlendiğinde sırıttım. "Yemek yiyeceksin, karnını doyurma bu zıkkımla." Omuz silkerek ellerimi yıkadıktan sonra Lorenzo elimden tutarak beni mutfaktan çıkardı ve dışarıya çıktık. Yarım saatin sonunda yemeğimi yemiş, bahçeye dönmüştük. Yemek boyunca Lorenzo sadece beni izleyerek şarabını yudumlarken ben de sade bir nikahla evlenebilirdik diye başının etini de yemişti. İlk defa benimle münakaşaya girmemişti. Şimdi ise bahçede masada oturuyorduk. Lorenzo amcası ile yanıma gelirken, Giovanni Cassalini başındaki şapkayı çıkarıp bana yaklaştı. "Tebrik ederim kızım." diyerek yanaklarımdan öperek bana sarıldı. "Lorenzo nasılsa abimin yadigarıysa, sen de öylesin." Teşekkür edip sessiz kalırken, Lorenzo, "Sağ ol amca." dedi. Bakışlarım, Lorenzo'nun omzundan arkaya kaydı. Martina ve Enrico hararetli bir şekilde aralarında konuşuyorlardı. Kaşlarım çatıldı. Onları umursamayarak bakışlarımı Lorenzo'ya ve Giovanni Cassalini'ye çevirdiğimde gülümsedim. "Bir akşam da bize gelin Lorenzo, şöyle hep beraber yemek yiyelim." "Olur amca." dediğinde vedalaştılar ve Giovanni Cassalini yanımızdan ayrıldı. Lorenzo bana döndü. "İyi misin sen?" "İyiyim, yoruldum sadece." "Hemen bitiririm bu düğünü, biliyorsun." "Biliyorum." dediğimde gülümseyerek boynuma sokuldu ve kulağımın altından öptü. Ardından geçen bir saatin sonunda konuklardan tebrikleri almış, biraz daha dans etmiş ve fotoğraf çektirmiştik. Bahçe boşalırken görevliler etrafı toparlamaya başlamıştı. Lorenzo araba çağırtırken koluna dokundum. "Çok yorgunum. Yürüyecek halim kalmadı." Cidden öyleydi. "Odalardan birinde kalalım işte." dediğimde tek kaşını kaldırıp belime sarıldı. "Tamam mia bella. Sen nasıl istiyorsan öyle olacak." Ardından danışmadan oda kartını alıp yanıma geldi, kaşlarım çatıldı. Asansörlere doğru yürürken, "Senin odan yok muydu?" dediğimde gelen asansörlerden birine bindik. Düğmeye basıp bana dönerken kapılar kapanmıştı. "Hayır yok, kapattırdım." Kaşlarım şaşkınlıkla havalanırken, "O oda sana kötü anılarını hatırlatacak, bunu istemiyorum." dediğinde sessiz kaldım. En üst kata geldiğimizde suit odaların olduğu yere geldiğimizi anlamıştım. Kapının önüne gelip kartı okuturken kapı açıldı ve içeri geçmeme izin vermeden beni kucakladı. Refleksle boynuna sarıldım. "Lorenzo! Ne yapıyorsun?" "Biricik karımı yatağımıza taşıyorum." deyip içeriye girdik ve ayağıyla kapıyı kapatarak kartı yerine soktu. Ardından beni yatağın üzerine yatırdığında çarşafların serinliği ile mayıştığımı hissettim. Üzerindeki ceketi ve papyonu, smokinini çözerken kenara fırlattı. Üzerime eğildi. "Şimdi de beni doyurmayacak mısın karıcım? Ben seni doyurdum..." "Sıra ben de diyorsun." "Hıhım." diyerek boynuma sokulduğunda gözlerimi yumdum. Dudakları boynumda gezindi, emerek derin öpücükler bırakırken yutkundum. Hani yorgundum ben? Tüm bedenim uyarılmış gibiydi. Dakikalar geçmişti ki üzerimden kalkmazken kapı çalındı. "Lorenzo..." "Hım..." "Kapı çalıyor." "Kim şimdi bu siktiğim?" diye sinirle yerinden kalkarken kapıya yöneldi. Sertçe kapıyı açtığında, "Bay Cassalini efendim kusura bakmayın, otelde kaldığınızı öğrenince size oda servisi getrimek istedim efebdim. Menümüzde şarap, çerezler-" Lorenzo arabayı içeri alıp kapıyı adamın suratına kapattığında yerimde doğruldum. "Ne yaptın?!" "Susmayacaktı çükünü siktiğim!" Kıkırdayıp yerimden kalkarken arabaya yaklaştım. Şarap, çerezler, meyve, aşağıda yediğim pastadan vardı. Daha bir sürü ıvır zıvır bulunurken Lorenzo bana yaklaştı. "Çıkar şunu hadi."  Sırıttım. Üzümün tanesini alıp dişlerimin arasında tutup emerek dalını kopardığımda bakışları kısıldı. Gülerek üzümü ağzımda çiğneyip yuttuğumda ademelması hareketlendi. Ardından arabadan uzaklaşıp yatağa yaklaşırken elim ağırca fermuarı indirmeye başladı. O kadar yavaş hareket ediyordum ki, Lorenzo çoktan gömleğini ve pantolonunu çıkarmış, baksırı üzerinde belirgin olan erkekliği ve karın kasları ile karşımdaydı. Hala soyunmadığımı görünce göz bebekleri koyulaştı. "Delirtiyorsun beni." Dudaklarım kıvrıldığında fermuarı aşağı doğru indirmeye devam ettim. "Evet, delirtiyorum değil mi?" Lorenzo, ateş saçan gözleriyle üzerime doğru yürürken, "Soruyor musun ulan bir de?!" Gözlerimi kıstım. İfademden ödün vermezken fermuarı indirmeye devam ettim. Göğsüm bollaşırken askıları ağırca omzumdan indirdim. "Hım..." Bakışları omzuma kayarken, göğüs kısmım meydandaydı. Askıları kolumdan çıkarıp gelinliği belimden yere indirirken altımda beyaz tangam ile karşısında durdum. Yavaşça ona yaklaşıp elimi göğsünde, karın kaslarında gezdirdiğimde, dudaklarına nefesimi vurarak konuştum. "Daha çok delireceksin, çünkü seninle bu gece sevişmeyeceğim." Bakışları karardı. "Demek sevişmeyeceksin, demek beni doyurmayacaksın öyle mi?!" Dudaklarına yaklaştım, nefesimi verirken gözlerine baktım. "Öyle." Birden beni kucaklayıp omzuna atarken yatağa yaklaştı ve yatağa sırt üstü yatırdı. Tangamı çekiştirerek üzerinde kopardığında inledim. "Lorenzo..." "Bu gece sevişeceksin benimle Biricik!" Dudaklarım onu çıldırtmanın vermiş olduğu hazla kıvrılırken dudaklarımı dişledim. Çırılçıplak vaziyette beni yüzüstü döndürürken popomu sıkıp şaplakladığında inledim. "Kızartana kadar seni inletebilirim." "Bunun acısını çıkarırım!" "Çıkar!" dediğinde popoma yeniden şaplak attı ve daha fazla beni altında inletmesine izin vermeden sırt üstü dönerek dizlerimin üzerinde doğruldum. Bakışları göğüslerime inerken, onu iterek sırt üstü yatırdım. "Önce ben." dediğimde güldü. "Emrine amadeyim." Bacaklarımı iki yana açarak onu arama alırken önce baksırını üzerinden sökerek bacaklarından sıyırdım. O da benim gibi karşımda çırılçıplak kaldığında gülümsedim. Kalkan aletine elimi dokundurduğumda dişlerini sıktı. Parmaklayıp aşağı yukarı onu sıvazladığımda, "Sikeyim... Biricik..." "Hım..." dediğimde kafasını geriye attı, elimle hızlıca aşağı yukarı kaydırırken, kalkan aleti daha da büyümüştü. Dakikalarca aletiyle oynarken dirseklerinin üzerinde doğruldu. "Sikeyim bebeğim geliyorum!" Onu dinlemeyip elimi hızlıca yukarı aşağı kaydırmaya devam ettiğimde, kaskatı sertleşen aletinden saniyeler sonra sıvılar geldi ve elime boşaldığını anlamıştım. "Beni mahvettin kadın," dediğinde güldüm. Üzerine uzanarak popomu aletinin üzerine getirerek oturdum. "İstersem öldürebilirim de?" Bir şey demeyip bakışları daha da harlandığında beni ters çevirip üzerime çıktı. Bu sefer o mahvedecekti ama durdu. "Neden durdun?" Kafasını arkaya çevirip odaya getirilen yiyeceklere baktığında neler düşündüğünü anlamak geç olmadı. "Lorenzo?" yataktan kalkarak arabadan pastayı aldığında bana doğru geldi. Yatağın üzerine koyduğu pastaya bir de ona bakarken ellerini yatağa koyarak üzerime eğildi. "Aşağıda beni nasıl delirttin biliyor musun?" Güldüm. "Nasıl?" "Şimdi de aynısı yapacaksın!" "Parmağımla kremayı yememi mi istiyorsun?" "Beni yemeni istiyorum." dediğinde yutkundum. Bir an bu fikir bile bacaklarımın arasının daha da nemlenmesine, sıcaklanmasına neden olurken heyecanlanarak dudaklarımı ısırdım. Pastadan kremayı parmağımla alarak yatakta oturur pozisyona geldim, Lorenzo ise ayakta duruyordu. Kendini bana iterek bacaklarımın arasında dururken ayaklarım yere ya basıyor ya basmıyordu. Onun gözlerine bakıp ardından az önce boşalmasına rağmen yeniden kalkan aletine göz diktim. Kremayı aletine sürerek tamamen dağıttığımda, kremayı yayma bile onu azdırmıştı, kafamı eğerek aletinin ucunu ağzıma alarak emmeye başladığımda kafasını geriye atarak saçlarıma asıldı. "Ah, sikeyim... Biricik..." Kremayla beraber erkekliğini boydan boya yalayıp emerken gitgide büyüdüğünü biliyordum. Bu bana delicesine haz verirken bacaklarına tutunarak aletini daha çok ağzıma aldım. Kremayı bitirene kadar yalayıp emerken saçlarıma asıldı Lorenzo, kafamı aletine bastırırken kalçalarıyla bedenini bana itiyordu. "Biricik... Biricik... Ah, ah..." Saçlarımı sıktı. "Oh, bebeğim... Mia bella!" Giderek büyüyen aletiyle sonunda geleceğini anladığımda ağzımdan son vuruşları yaptım. Yine kendini bana bastırdı, aletini ağzımdan çıkarıp sokarken sonunda çıkardığında çeneme doğru boşaldı.  Başımı kaldırıp ona bakarken, bakışları kısıldı. "Uzan şuraya! Yüz üstü!" dediğinde sözünü ikiletmeden yüz üstü uzandı. Popoma kremayı yaydığını hissettiğim soğuklukla anlarken dudaklarını da hissettiğimde bir soğuk bir sıcak aklımı başımdan almıştı. Gözlerimi yumarken inledim. Popomu sıkarak dudaklarıyla emdi, yedi. Dudaklarımı ısırdım. "Lorenzo..." Bacaklarımın arası alev alevdi." "Bitti mi sandın! Bitmedi!" Beni belimden kavrayıp bu sefer sırt üstü yatırdığında, üzerime çıktı. Dizlerinin üzerinde dururken bacaklarımı kavrardı, sıcak elleri seğiren bacaklarımı iki yana açabildiği kadar açarken parmakları kadınlığımda, çevresinde gezindi. "Daha burayı yiyeceğim!" dediğinde gerçekten de öyle oldu. Kremayı iki parmağıyla boydan boya kadınlığıma yayarken başım dönecek sandım. Kafasını oraya gömüp diliyle yalamaya başladığında iniltileri artık odayı dolduruyordu. Kafamı geriye atarak ellerim saçlarına tutundu. "Lorenzo... LORENZO!" "Şıştt! Şimdi gelmenin sırası değil biriciğim." dediğinde ağzı oramı talan etmeye devam etti. "Aahhh!" dediğimde dayanamıyordum, bacaklarım, kadınlığım seğiriyordu. Kremayı ağzıyla yalayıp bitirdiğinde nefes nefese altında kıvrandım. "Lorenzo..." Parmakları bu sefer vulvamda gezinirken oradan aşağıya deliğime doğru ilerledi. "Lorenzo dayanamıyorum!" "Hmm..." "İçime gir! Ahh!" Dudakları kıvrıldığında, üzerime çıkarak şişen aletini eline aldı ve sıvazladı. Daha ne kadar hazır olabilirdi bilmiyordum ama Lorenzo bir dokunuşumla sertleşen bir adamdı. Bacaklarımı iyice aralayıp yana açarken, birden aletini deliğimin ucunda gezdirdi ve sertçe içime girdiğinde gözlerim hissettiğim derin hazla yuvarlanarak kapandı, kafamı yatağa, çarşafa bastırırken ağzım aralandı. içimde hızlıca git gel yaparken sarsılıyordum. Dakikalarca üzerimde git gel yaparken birden beni kucakladı ve kucağına otururken kollarımı omuzlarıma sararak üzerinde hızlıca kalkıp inmeye başladım. zıplamalarım artarken sallanan memelerimi kavradı, bir tanesinin ucunu ağzına alırken inledim. "Bebeğim... Güzelim..." Lorenzo'nun ensesine, kafasına sarılıp üzerinde zıplarken, "Ahhh, aahhh... Lorenzo! LORENZO! Ohh..." "Gel, gel bebeğim!" diyerek son kez üzerinde zıpladım ve beni sırt üstü yatırarak üzerime yattı. Son kez git gelini yaparken inleyerek ağırca kendini itti, ve patlayarak içime boşaldı. Onunla beraber ben de boşalırken nefes nefeseydim. Yüzüme yapışan saç tellerini iteklerken yanağımı kavradı. Dudaklarıma eğilip derince öptü. Ardından geri çekilip gözlerime baktı. Oda karanlıktı ve sadece ikimizin solukları duyuluyordu. Hafif uçuşan tül perdeden ay ışığı odaya sızıyordu. "Sana bir sürprizim var mi cara." Kaşlarım çatıldı. "Neymiş?" "Seni tatile götürüyorum, Yunanistan'a."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD