Saat on bir sularında çalan telefonun sesiyle Yusuf gözlerini açtı. Arıyan savcı Sedat’tı, telefonun sesiyle zar zor gözlerini açan Banuçiçek’e bakarak ‘şerefsiz arıyor’ diyerek eliyle sus işareti yaptı. ‘Buyur Sedat abi’ diyerek telefonu açtı. “Tantuni etini hazırlaman için beş kilo bel eti ile bir kilo kuyruk yağı aldırdım akşam müsait olursan gel hallediver Yusuf’c*m, eti dediğin gibi hazır olursa geri kalan kısmını kıvırabilirim her halde. Bu arada eşinin rahatsızlığı geçtiyse Ali’yi de getirirsen sevinirim.” Yusuf’un gözlerinin içi güldü, “Tabi abi ne demek sizin için her daim müsait olurum ben. Ali ile de görüşeyim onu da getiririm İnşaallah. Ters bir durum olursa ben size haber veririm. Ama ben kesin gelirim Allah’ın izniyle merak etmeyin.” diyerek akşam saat yediye ran

