"Hem bizim davalar, hem kendi davalarınla uğraşabilecek misin? " diye sordu Bahri. " sen benim işime karışmazsan evet." gülümsedi " Peki kabul." Dedi. Kabul etmekten başka şansı yoktu zaten.
Ne zaman yanıma geldiğini bilmediğim, adama baktım. Gözleri gözlerimdeyken " Oğlundan başka kimse ile çalışmak istemiyorum."
Bahri'yle çalışmaktansa, oğluyla çalışmayı tercih ederim.
Çağıl, ciddi yüz ifadesiyle gözlerime bakarken,
bakışlarımı çevirip " Duruşmalara giren Avukat hariç." tamam anlamında başını sallayıp " Başka?" Diye sorduğunda. Yüzümü buruşturup " Gerekmedikçe seninle yüz yüze gelmek istemiyorum." Dedim. Gülümseyip " Sen öyle istiyorsan tamam." Dedi ve bir bana bir Çağıla baktı.
İkisine kısa bir bakış atıp arkamı dönüp gidicekken durup yüzüne baktım. " Son olarak. Sakın bir daha beni babamla tehdit etmeye kalkışma." Ciddiyetle yüzüme bakarken Oğluna baktım. Gözleri gözlerimdeylen bakışlarımı çekip odadan çıkıp gittim.
Tek amacım vardı. Oda babamı oradan çıkartıp Bahri'yi oraya tıkmak. Çağıl'ın da amacı aynıydı. O yüzden onunla çalışmayı kabul etmiştim.
Asansöre bindiğimde benimle beraber Çağılda içeri girdi. Yüzüne kısa bir bakış atıp önüme döndüm.
" Burada olmana hiç şaşırmadım." Dedi düz bir sesle. Kaşımı çatıp yüzüne baktım. " Ne yapsaydım sessiz mi kalsaydım." Dedim önüme dönerek.
" İşin var mı?" Diye sordu ciddi bir şekilde. Asansör durdu. Beraber asansörden çıktığımızda yüzüme bakıp " Beraber çalışacağın Avukat ile görüşüceksin. " dedi net bir şekilde. " Tamam."
Çağıl'ın evinde görüşücektik. Beyfendi sürekli orada burada görüşmek istemiyormuş. En rahat olduğu eviymiş. Öyle söyledi.
Arabamdan inip anahtarla kapıları kilitledikten sonra yüzüne baktım. Evin kapısını açıyordu. Kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtığında önden geçmem için geriye çekildiğinde içeri girdim.
Topuklu ayakkabılarım ayağımı ağrıttığı için ayakkabımı çıkartmak için eğildiğimde " Böyle girebilirsin." Dedi Çağıl. Yüzüne bakıp " Ayağım ağrıyor." Dedim kısaca durumu açıklayıp ayakkabılarımı çıkarttım. Oda dolaptan ev terliği çıkarttı. " bunları giy rahat edersin." Elindeki terlikleri alıp " Sağ ol." Dedim ve ayağıma geçirdim.
Üzerimdeki kabanı çıkardığımda Çağıl elini uzattı. Kabanımı ona verdiğimde dolaba asıp önden içeri girdi. Burada çalışan yoktu sanırım. Çünkü her işi o yapıyordu.
Peşinden ilerlediğimde mutfağa geçti. Bende etrafa göz atıp kapıda ona baktığımda dolaptan bir şeyler alıyordu.
Ona baktığımı farketmiş olacak ki bana dönüp " Kahve ister misin?" Diye sordu düz bir sesle. " Olur ama bol s"
" Bol sütlü." lafımı tamamladığında başımı salladım. Nerden biliyor diye düşünücektim ki aklıma dün ona kahve yaptığım aklıma gelmişti. Kendime kahve yaparken oda görmüştü. Ordan hatırlamıştı.
Kapıda dikilmeyi kesip içeri girdim. Masanın üzerine çantamı bırakıp etrafa bakındım. Mutfağı çok güzeldi gerçekten. Siyah ve gri mutfağa çok yakışıyordu. Aman banane mutfağın güzelliğinden.
Sandalyeye oturup çantamdan telefonumu çıkartım. Bildirim ve arama gelmediğini görünce telefonu geri kapattım.
Çağıla baktığımda makineyi çalıştırıyordu. Ortam çok sessizdi bu sessizlik hoşuma gitmediği için " Tek mi yaşıyorsun?" Diye sordum. Yüzüme bakıp " Evet." Dedi düz bir sesle. " Hım, Çalışanın felanda yok anlaşılan." yüzüme bakarken, sırtını tezgaha verdi.
" Var, belli günlerde gelir. " kaşımı çattım. " Belli gün?" Diye sorduğumda " Temizlik günlerinde. " dedi düz bir sesle. Yemek günleri yoktu sanırım.
" Yemek günleri?" Diye sorduğumda " Ben hallediyorum." Dedi.
" Anladım dışardan felan." Dedim telefonuma bakıp saate bakıyorken " Yemeği ben yapıyorum." kaşımı çatıp yüzüne baktım. " Sen" dedim şaşırarak.
" Niye şaşırdın?" güldüm kendimce. Bir mafyanın yemek yapması ilk defa duyduğum bir şeydi.
Benim babamda yemek yapardı ama Çağıl bilmiyorum.
" Mafyaların mutfakla arası olduğunu bilmiyordum." Dedim tebessüm ederek. " Her insan bir değil." Dedi ve kahve makinesini kapattı.
Kahveleri fincanlara koyup yüzüme baktı " Bahçeye geçelim." ayağa kalkıp çantam ve telefonumu elime aldım.
Beraber bahçeye geçtik. Verandaya oturduğumda oda karşıma oturdu. Kahvemi elime alıp bir yudum aldım. Bu kadar güzel yapmasını beklemiyordum. Yüzüne bakıp " Güzel olmuş." Dediğimde sigarasını eline alıp " Afiyet olsun." Dedi sigarayı yakıp geriye yaslandı. Yüzümü buruşturmadan edemedim.
Nesini seviyordu şu sigaranın.
Etrafa göz atıp " Avukat ne zaman gelicek?" Gelir birazdan." Dedi.
Kahvemi içmeye devam ederken etrafa da bakınıyordum. Bahçesinde Havuzu vardı. Yüzmeyi bilmediğimden, su dikkatimi çekmezdi.
Zilin sesi ile Çağıl ayağa kalkıp içeri gitmişti.
Kısa süre sonra bahçeye Avukat diye düşündüğüm adam bana doğru ilerlerken, ayağa kalktım. Karşımda durup tebessüm ederken elini uzattı " Avukat Serdar ak. " kendini kısaca tanıtırken elini tutup " Avukat İzem kınay." Dedim aynı şekilde tebessüm ederek. " Memnun oldum İzem hanım." Dedi " Bende." Elimi çektiğimde karşıma oturdu. Bende yerime geçip oturdum. Avukatın, Çağıl ile yaptığımız anlaşmadan haberi olmayacaktı.
Bahri'nin ipini çekmemiz için, önce ikimiz tüm delilleri bulucaktık. Daha sonra işleme koyucaktık. Öyle konuşmuş anlaşmıştık.
Yanımıza Çağıl geldiğinde çaprazıma oturdu.
" İzem hanım öncelikle nasılsınız?" dedi tebessüm ile." İyiyim teşekkür ederim. Siz nasılsınız?" Tebessüm edip " Bende iyiyim. Kaç yaşındasınız sormamda sakınca yoksa." Başımı olumsuzca sallayıp, önemli olmadığını belirttim.
" Yirmi ye"
" Konumuza mı dönsek." Dedi Çağıl net bir şekilde. Lafı ağzıma tıkamıştı bildiğin. Onu umursamadan Serdar beye döndüm. " Yirmi yedi yaşındayım. Siz?" Diye sorduğumda " Yirmi dokuz bende." Dedi ve Çağıla bakıp tekrar bana döndü.
" Bahri umman hangi dava ile ilgilenmemizi istiyorsa beraber hallediceğiz. Ben araştırıp gereken bilgileri bulucağım, sizde dosya haline getirmeniz gerekiyor." Dedi ve devam etti.
" Duruşma günü geldiğinde ise, benim bulduğum deliller ile savunma dosyasını hazırlarsınız." Dedi ve ekledi " Siz bana talibatı vericeksiniz gerisini ben halledicem." başımı sallayıp " Anladım Serdar bey" dedim. Çantasından dosya çıkartıp " Bahri bey ilk davamızı verdi." kaşımı çatıp Çağıla döndüm hemen. Bakışları beni bulduğunda sertçe yüzüne baktım. Bana neden söylemedi?
" Buyrun bakın" dedi Serdar. Uzattığı dosyayı elime alıp Çağıla döndüm " Bana neden söylemedin?" Diye sorduğumda " Serdar bey söylesin istedim." Dedi düz bir sesle.
Neyse diyip dosyaya baktım. "Adam yaralama. " dedim Çağıla dönüp " Şaşırdım mı? Hayır." Dediğimde tepkisizce yüzüme bakıyordu. Dosyaya geri döndüm.
Bir suçluyu savunucaktım. İlk defa bir suçlu savunmuyordum. Daha önce de savundum hemde kaç kez. Çünkü benim bir kardeşim vardı, hem ona, hem evime bakıyordum. Öylece oturup dava bekleyemezdim. Suçlu da savundum suçsuzda.
Masada çalan telefonla bakışlarımı dosyadan çektim. Çağıl masadan kalkıp bizden, uzaklaştığında dosyaya geri döndüm.
Yaraladığı kişi ölmemişti.
" Hastanede mi?" Diye sordum Serdar bey'e
Başını olumluca sallayıp
" Yoğun bakıma almışlar."
" Bahri bey susması için para teklif etmiş ama kabul etmemiş. Adamlarıda " lafını böldüm.”Öldürmek için.