Sabah, kulübenin küçük penceresinden sızan solgun gün ışığı Ela’nın göz kapaklarını araladı. Gece boyunca Baran’ın kollarında, rüzgârın ve yağmurun sesine karışan nefesleriyle uyumuştu. Şimdi ise dışarıdan gelen kuş cıvıltıları, her şeyin değiştiğini hatırlatıyordu. Baran hâlâ yanında, kolunu Ela’nın beline dolamış, derin bir uykudaydı. Ela, başını hafifçe çevirip ona baktığında, yüzünde alışık olmadığı kadar huzurlu bir ifade gördü. Parmak uçlarıyla hafifçe yanağını okşadı. İçinde, gece yaşadıklarının verdiği bir sıcaklıkla karışan, sabaha dair tuhaf bir huzursuzluk vardı. “Baran…” diye fısıldadı. Baran gözlerini araladı, Ela’ya baktığında dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme belirdi. “Uyanmışsın…” “Gitmemiz lazım,” dedi Ela, hafif titreyen sesiyle. “Burada kalamayız.” Baran de

