Gün yavaşça akşama dönerken, taş evin önündeki küçük tahta bankta yan yana oturdular. Güneş, ufukta alçalmış; gökyüzü turuncu ve mor renklere bürünmüştü. Ela dizlerini kendine çekmiş, kollarıyla sarılmıştı; gözleri uzak bir noktaya dalmıştı. Baran, Ela’nın yüzünü inceledi; bakışlarında tanıdığı bir gölge vardı. Sessiz kaldı; çünkü bazı anlarda kelimeler değil, sessizlik daha çok sarardı. --- Ela bir süre nefesini tuttu; sonra derin bir iç çekti: “Biliyor musun Baran… Ben küçükken… bir gece çok korkmuştum.” Sesi kısık, neredeyse fısıltıydı; o anki korkuyu hâlâ hissediyormuş gibi. Baran başını Ela’ya çevirdi, omzunu hafifçe Ela’ya dayadı; konuşmadı. Sadece yanında olduğunu hissettirdi. --- Ela, dizlerinin arasından yere baktı; toprağa bakarken geçmişi gördü: “O gece yalnızdım… kapının

