Gece… Ormanın derinlikleri, ay ışığını bile içine çekmiş gibiydi. Baran, önde sessizce ilerliyor; Ela ve Kerem, onun attığı her adımı dikkatle takip ediyordu. Yalnız değillerdi. Her yaprak hışırtısında, her dal kırılışında, Ela’nın parmakları tetikteydi. Baran dönüp ona kısa bir bakış attı. > “Sakin ol. Bizi izliyorlar, ama bu düşman değil.” Ela, alaycı bir gülümseme ile karşılık verdi. > “Beni izleyen herkesi düşman sayarım.” Kerem hafifçe başını eğip gülümsedi. > “Silencio’nun kuralı da bu. Burada herkes tetikte uyur.” Bir süre sonra önlerinde, yosun kaplı taş sütunlar belirdi. İki sütun arasında, neredeyse görünmeyen bir kapı vardı. Kapının üstünde paslı bir sembol… iki kanatlı, kırık bir kılıç. Kerem yaklaştı, parmağını sembolün üzerine koydu. Taşın içinden meka

