Güneş çoktan dağların arkasına çekilmiş, taşlı vadide ağır bir karanlık başlamıştı. Gökyüzünde ay, ince bir gümüş tırnak gibi asılı; yıldızlar ise yeni yeni parlıyordu. Askerler sessizce ateşin etrafına toplanmıştı. Kuru dalların ve çalıların tutuşturduğu ateş, turuncu bir halkanın içinde nefes alıp veriyor, çıtırtılar yankılanıyordu. Baran ve Ela, ateşin biraz uzağında, omuz omuza oturuyorlardı. Ela kollarını dizlerinin üstüne sarmış; Baran ise yanındaki taşın üzerine dirseğini dayamış, sessizce ateşi izliyordu. --- Bir süre konuşmadılar; o sessizlik, ikisinin de içine işledi. Rüzgâr, Ela’nın saçlarını hafifçe savurdu; Baran o an Ela’nın saçlarının yanaklarına dokunan telini usulca geriye itti. Ela’nın nefesi kesildi; ama başını çevirmedi. Sadece fısıltı gibi bir sesle konuştu: “Bil

