yaraların sesi

1233 Words

Gün öğlene yaklaşırken, rüzgâr kesilmiş, güneş taş yolda ağır bir sıcaklık bırakmıştı. Askerler ufak bir gölgelikte mola verdi; Baran ve Ela, biraz daha uzağa, küçük bir kayanın yanına oturdular. Baran sırtını kayaya yasladı; omuzları yorgun, bakışları uzaklardaydı. Ela, sessizce yanına geçti; tereddütle, “Biraz nefes alalım mı?” dedi. --- Baran başını salladı. Gömleğinin düğmeleri toz ve ter yüzünden yarıya kadar çözülmüş, boynundan göğsüne inen soluk bir iz belli olmuştu. Ela’nın bakışları istemsizce oraya kaydı; nefesi kısa bir an kesildi. --- Bir süre konuşmadan oturdular. Rüzgâr, Ela’nın saçlarını usulca yüzüne savurdu. O an Ela, dudaklarının kenarında ince bir titreme hissederek, gözlerini Baran’a çevirdi: “Bu… yara mı?” Baran’ın bakışları dondu; gözlerinde kısa bir suçluluk

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD