11.Bölüm

1886 Words
Kahkaha attım işte bu er ya da geç ben senin bütün inatlarını tek tek kıracaktım. 6 ay kendini kahretmen için yeterince uzundu artık güneşli günler görme zamanı Masal Kızı...Kahveyi sade sevdiğini biliyordum Gamze'den ufak tüyolar aldığım doğruydu. Ama maksat onu ve inadını kırmaktı. Kahveleri yapıp içeri götürdüm koltuğun üstünde boş boş bakmış duruyordu. "Bol köpüklü kahveler. Bir dahakine sana yaptırırım söyleyeyim." Kahve fincanını aldı cevap vermedi. "Son anda şekerli içecektin bak ne inatçı kızsın sen." Omuz silkti. "İçmezdim." Gözlerimi kısarak baktım ona yüzümü komik bir şekle büründürerek. "Ayıp zehir olsa içer insan." Kahveden bir yudum aldı. Beni istemiyordu ben varken rahat değildi. Alkol alamıyordu. Neticede benden kurtulmak istemesi normaldi. "Ne zaman gideceksin?" "Kalırım diye düşündüm." Gözlerini kocaman açmış bana bakarak. "Pardon? Ne münasebetle?" Güldüm aynı yatakta koyun koyuna uyuyalım dedim sanki. Bakıcılık yapacaktım ben masumane bir arkadaş desteği. "Masal sana açık konuşayım mı?" "İyi olur." "Alkol alman yasak ilaçların oldukça ağır ilaçlar ve inan bana sana hiç gücenmiyorum." "Sen kimsin arkadaş bile değiliz biz farkında mısın?" Omzuna dokundum. Arkadaştık kabul etmek onun zoruna gidiyordu ama öyleydik. "Ben seni arkadaş olarak görüyorum bu yeterli mi?" "Değil bak alkol felan almam burada kalamazsın. İstemiyorum başka birini bu evde görmek sinirimi bozuyor." "Gerekirse uyumam evinde yer kaplamam sandalyede otururum bir köşede." Suratı yumuşadı merhametliydi aslında ve kesinlikle böyle kaba ve kırıcı biri değildi. Neşeli bir kızdı eğlenceliydi belkide ama ağır travması onu insanlara karşı böyle kaba saba birine çevirmiş. "Hayır kastım o değil sadece bana merhamet etmenizi, acımanızı istemiyorum." "İyi de ben sana acımıyorum ki hatta seni anlıyorum." Kafa salladı. "Evet yani Bulut ve Gamze'den daha çok anlıyorsun. Amacım seni kırmak değil Ateş iyi birisin ben sadece şu sıralar arkadaş canlısı değilim." "Önemi yok. Takılma bunlara sohbet edelim biraz Aras'la onu izlemeye gittiğin sahnede tanışmışsınız değil mi? Sahnesi iyi bir adamdı sesi iyiydi gerçekten." Suratı değişti. Aras’ı hiç tanımadığımı sanıyordu. "Sen tanıyor muydun Aras'ı. Arkadaş mıydınız?" "Arkadaş değildik iki üç yıl önce Yasemin hala hayatta iken onunla gitmiştik oraya Bulut davet etmişti." "Öyle mi?" "Yasemin'de çok beğenmişti sonra birkaç kez daha gittik kuliste biraz sohbet etme fırsatımız oldu." "Ben bilmiyordum tanıştığınızı neden daha önce söylemedin?" "Yeri gelmemiştir. Senden bahsetmişti." "Benden mi? Ne dedi?" Gülümsedim heyecanlanmıştı. Mutluydu hatta şuan. Aras ile ilgili konuşmak ona en iyi gelen şeylerden biriydi. "Şans meleğim yanımda değil dedi o zamanlar sanırım okuyordun. Final haftanmış." Kafa salladı. "Çok istesem de final haftaları gelmemi istemezdi işte. Çok düşünceliydi..." "Sahi sen ne bölümü mezunusun?" "İç mimarlık." Mimar mıydı? Bilmiyordum dışarıdan pek işiyle ilgili birisi gibi gözükmüyordu zaten. İşini yapmadığı da bariz ortadaydı. "Öyle mi çalışmayı düşünmüyor musun?" "Bilmem düşünmedim mezun olduktan sonra bir yere girip sabahtan akşama kadar orada olma fikri sıkıcı geldi bana. Ailem istedi mimar olmamı yoksa benim pekte tercihim olmazdı. Babam ofis açacaktı ve o zengin arkadaşlarının evleri ve ofislerine benim elim değecekti ama hayalleri yalan oldu." "Kendin ne olmak isterdin?" "Arkeolog. Gezerdim sürekli yeni yerler görüp yeni keşifler yapardım. İstediğim hayat olurdu ama abim ve babama göre şirketimize birde mimar gerekliydi. Onlara inat bende iç mimar oldum. Sonuçta mimar mimardır değil mi? Ama babam çok kızmadı dediğim gibi en azından ofis açarız ve kendisi zenginlerine evlerini tasarlar diye düşündü. Güldüm asi ve inatçılığı geçmişe dayanıyor demek ki. "Ailen sen hastaneyken Aras için yani özellikle abin onun sana zarar verdiğini düşünüyordu. Onaylamıyorlar mıydı ilişkinizi?" Kahvesinden bir yudum aldı cevap vermek istemiyor gibiydi üstelemedim biraz durdu sonra bana baktı. "19 yaşımdaydım onu tanıdığımda sahnesine gitmiştim. Tek başımaydım kendi halinde bir kızdım ben depresif pek insanlarla konuşmayan. Hiç arkadaşım yoktur benim yakınım, sırdaşım diyeceğim olmadı işte istemedim de. Yalnız bir kız olmaya alışmıştım ben. Annem, babam hatta abim bile kimseyi yanıma layık görmezdi ki. Sanki ben Kaf Dağı Prensesiydim. Herkes benden aşağıdaydı ben üstündüm, iyiydim, güzeldim her şeye sahiptim onlara göre ve iletişim kuracağım kişilerde böyle olmalıydı. Ben o birbirlerine samimiyetsiz gülümseyen, yapmacık, fesat insanlarla arkadaşlık yapacağıma yalnız olmayı tercih ettim. Benim arkadaşlık yapmak istediğim insnalarda ailem yüzünden beni istemedi. Onu dinlerken o gün içimde bir şey oldu bilmiyorum neydi o his ama onu ilk kez görmeme rağmen vurulmuştum. Film sahneleri gibiydi." Derin bir nefes aldı şurada sussa yeter bu kadar dese itiraz etmezdim. İlk kez böyle uzun konuştu ve ilk kez kendinden böyle bahsediyor ama devam et lütfen dinlemek istiyorum. Anlamam lazım seni. "Şarkıları ile eğlendim sahne bitince elim ayağıma dolandı ne yapsam bilemedim sonra kendimi kulise attım. Çok zorluydu oraya girmek ama başardım. Arkadaşları vardı yanında Bulut ve diğerleri işte. Beni fark ettiler sorar gözlerle bakarken biran heyecandan saçmaladım. Ardı ardına iltifat ediyordum ona sesinin ne kadar güzel olduğu, sahnesinin güzelliği, şarkılar... ayaklarım yerden kesilmişti Ateş kalbimde tarif edemediğim o his yayıldı bedenime. Güldü bana çokta umurunda olmadı açıkçası." Gözleri doldu, eline dokundum. "Devam etme istersen." Masada duran suyu yudumladı. "İlk kez birine bu kadar ayrıntılı anlatıyorum. Ne kadar yalnız bir kız olduğumu bilen tek adam Aras'tı. Sende öğrenmiş oldun. Ben çok yalnızdım. Sevilmeyi, mutlu olmayı çok bekledim.” Yüzüne dokundum yalnız değildi ama artık onu seven bir sürü insan vardı. Fazla insan gereksiz kalabalıktı zaten. "Sen yalnız değilsin gerçek dostların var senin. Bulut, Gamze..." Koluma dokundu. "Sen." "Ben?" Kafa salladı. "Dostum sayılırsın değil mi? En kötü günlerimde yanımdasın frekansları pek tutmayan dostlarız ama." Güldüm haklıydı çok itişiyorduk olsun bizde frekansı tutmayan iki dost olurduk. "Pes etmedin ben Ateş gittim her gün gittim onu izlemeye her seferinde girdim kulise ama olmuyordu işte beni fark etmiyordu diye düşünüyordum. Bir gün sahnede bu şarkıyı beni her gün izlemeye gelen masal perisi için söylüyorum dedi. Ben olayım istedim o kişi şarkı boyunca içimden dua ettim şarkı bitti ve o yanıma gelip dudaklarımı öptü. O gün yuvamı bulmuş gibi hissettim ben o gün sevildiğimi hissettim. Yalnız değildim artık o vardı. İlişkimiz başladı mutluyduk her şey mükemmeldi. Macera dolu bir adamdı sürekli bir aktivite içindeydik. Ben öyle değildim daha skaindim ama onun için onun istediği gibi de olurudm çünkü mutluydum. Ailem bu durumdan hoşnutsuzdu tabi onlara göre işi gücü olmayan bir serseri ile vakit öldürüyordum. Hayatımda biri olacaksa rezidans adamı olmalıydı. Bana layık olan oydu!" Ailesi çok yaralamış onu aslında fark etmeden onu yapa yalnız bir çocuk, ergen, genç ve sonrasında kadın olmalarına neden olmuşlar. Hepsinde yalnızmış belki bir şeyleri paylaşacağı dostları olsaydı... "Babam delirdi Aras'ı duyunca abim desen sinir küpü. İtiraz ettim onlara ilk kez hayır dedim ben onu istemiyorum bunu istiyorum. Kendim için ilk kez bir şey yapıyordum. Abim beni tehdit etti evden kovdu o çocukla ayrılmazsan yok sayarım seni dedi." Kardeşi için deliren adamla bu adam nasıl aynıydı neden saygı duymazlardı ki. Herkesin zengin, mükemmel hayatlara sahip...olması gerekmez. Bunlar mutluluk sebepleri değildi olamazdı da. "Terk ettim ben evi aldım eşyalarımı gittim Araslara o sıralar Bulut'la yaşıyorlardı. Bir süre öyle kaldık sonra bu evi tuttuk birlikte ikimize ait olsun istedik. Bizimkiler bir süre beni para ile cezalandırdı umurumda bile olmadı ama biliyor musun bir süre beni parayla cezalandırdılar sonra annem dayanamadı, babamda gönderdiler şu sizin paranızı istemem diyenlerden de olmadım. İsterdim evlatları değil miydim? Bana bakmakla yükümlüydüler ben bu zamana kadar onların istediği kız olmuştum zaten. O parada ve mirasta elbette hakkım vardı. Babam dayanamaz zaten bana zayıf noktasıyım üzerime aşırı titreyen bir adam. Benim dostum oldu Aras, sırdaşım, sevgilim inanır mısın bazen abim oldu. İçimdeki yalnızlığı gördü Gamze ile dost olmamı sağladı, Bulut'la... Ben artık eskisi gibi yalnız değildim ve mutluydum. Aras vardı ve hayat daha yaşanılır bir haldeydi. Hiç tatmadığım o duygulara artık sahiptim.” Gözünden bir damla yaş aktı. Onu sildim. Sustu. Devam etmedi... Çok bile anlatmıştı bende anlamıştım içindeki yalnız çocuk aslında Aras ile birlikte oyun parkına giriş yapmıştı. Eksik bir kızdı o, yarım kalmış tamamlanmayı bekleyen bir kızmış ve Aras onu tamamlamış doğal olarak şimdi de yarım kaldığını düşünüyordu. Değildi ama Aras ona öğretmişti kendini tamamlamayı, biliyordu artık, yalnız değildi olmayacaktı. Sustu bende sustum. Kafasını kaldırıp bana baktı gülümsese keşke onu bir kez gülümsetmeyi başarsam ama inatçıydı gülmezdi gülmek ona haramdı değil mi? "Burada kalmak zorunda değilsin kovmuyorum yanlış anlama ama bana bakıcılık yapmana gerek yok eğer Bulutlar istediyse." "Masal kimse bana istemediğim bir şeyi yaptıramaz merak etme sen. Ben kovmuyorsun madem kalayım burada hem seni sabah harika bir yere götüreceğim sakın itiraz etme." Cevap vermedi kafa salladı ve kalktı. "Uyusam iyi olacak. İyi geceler." "İyi geceler." Tam giderken arkasını döndü. "Sen yani misafir odası var banyonun yanındaki oda orada yatabilirsin koltuk pek rahat değil." "Fark etmez." "Orada yat. Odadaki dolapta giyebileceğin şeylerde var Bulut'un geldiğinde o giyerdi senin de giymene bir şey demez herhalde" Kafa salladım. "Teşekkür ederim." Bir şey demeden gitti. Kalkıp odaya geçtim bende. Küçük bir odaydı iki tane yan yana duran bazaları olan karşısında iki kabaklı küçük gardırop vardı hemen çaprazında küçük bir masa üzerinde birkaç kitap. Masaya doğru gittim kitapları aldım. Kürk Mantolu Madonna, Tututamayanlar ve Aklından Bir Sayı Tut kitapları vardı kenara bıraktım onları. Şirin odaydı misafir için ayrılmış küçük ama detaylı. Duvara asılı küçük ekran bir tv bile vardı. Dolaptan kıyafetleri aldım temiz olduğundan emindim ama kokladım güzel kokuyorlardı. Düşünceliydi Masal merhametliydi aslında. Üzerimi değiştirip yattım yatağa. İyi olacaksın Masal Kızı hem de çok iyi. Sabah alarmı kurduğum telefon sesi ile uyandım. Yataktan kalkıp elimi yüzümü yıkayıp üzerimi değiştirdikten sonra mutfağa attım kendimi o uyanmadan kahvaltı hazırlamak iyi olurdu. Ekmekleri kızartma makinesine koydum dolabı açtım pek bir şey yok keşke dün onları da alsaydık. Markete çıkacaktım anahtarlıkta duran anahtarı aldım ve markete gittim. Peynir, zeytin, süt, yumurta ve diğer birkaç şeyi aldım yol üzerinde bir fırına girip Karaköy Böreği aldım. Karaköy Böreği sevmeyen yoktur bence bu dünyada en güzel lezzetlerden biriydi o sevmezse ben yerdim. Güldüm kendi kedime sessizce kapıyı açıp girdim hala uyuyordu sanırım. Mutfağa geçtim kahvaltılıkları masaya yerleştirdim. Menemen için domates ve biberleri doğradım yumurta sevmediğini söylemişti yumurta atmadım biraz kaşar rendesi attım içine. Her şey hazırdı çayda olmuştu gidip uyandırsam mı? Odasına girmem doğru olmazdı ama beklerim uyanmasını ne olacak ki diye düşünürken kapının önünde belirdi. "Saat 9 sen ne yapıyorsun?" "Kahvaltı hazırladım. Gelsene bende uyanmanı bekliyordum." Birkaç adım attı masaya baktı sonra bana. "Sen nasıl yaptın bunları?" "Yemek konusunda iyiyimdir." "Onu demek istemedim dün söyledin iyi olduğunu zaten de. Tüm bunlar evde yoktu." "Ha önemsiz ayrıntı ben gidip aldım bunları. Karaköy Böreği sever misin? Bence herkes sever ama sevmezsen saygı duyarım." Hala bana bakıyordu tuhaf tuhaf. "Kızdın mı?" "Genellikle ev sahipleri kahvaltı hazırlar misafirler değil." "Aman canım korktum sana kalırsak aç kalırdım." Güldüm ardından. "Yemek yapmayı biliyor musun hem?" "Evet." Bardaklara çayı doldurdum. Kızaran ekmekleri aldım. "Hadi." Sandalyeye geçti masaya baktı. "Tüm bunları sen mi yaptın gerçekten?" "Görünmez bir süperman olmadığına göre ben yaptım." Kızarmış ekmekten aldı bir parça. Tabağına menemen koydum. "Yumurta sevmem demiştin kaşarlı yaptım menemeni." "Teşekkür ederim." Börekten aldı bir parça. "Severim." Göz kırptım. "Kim sevmez değil mi?" dedi bana "Bencede." Kahvaltı yaptık çayından birkaç yudum aldı ekmeğine bal sürdü börek yedi tabağındaki menemenin hepsini yedi. O yedikçe ben mutlu oldum. Bir ara menemene ekmek bandı. Nasıl keyiflendim belki de uzun süredir böyle iştahla yemiyordu. "Yalnız bu çok başarılı Ateş." "Gerçekten mi? Afiyet olsun." Kafa salladı. "Beğendim her şeyi beğenmem ben uyuzum biraz." "Ona ne şüphe canım." Kaşlarını çattı. "Şaka yaptım şaka çatma hemen kaşları." Düzeltti yüzünü geri. Börekten bir parça daha atarken ağzına eline çayını aldı. "Sanırım tüm gün yemek yiyemem artık." "Sen öyle zannet daha seni götüreceğim yeri görmedin bile?" "Neden nereymiş orası?" "Gidince görürsün?" Merak iyidir beklentiyi yüksek tutar varsın yüksek tutsun ben seveceğine emin olduğum bir yere götürecektim zaten onu. Artık bu Masal Kızı için güzel günlerin zamanıydı. Yalnız ve yarım olmadığını fark edecekti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD