Gamze bana hak veriyordu ama onu affetmesi için zaman gerekliydi sanırım tüm bu olanları hemen göz ardı etmek her ne olursa olsun ona zor geliyordu. Olsun elbet affedecekti ama bunu biliyordum. Biraz birbirlerini özlemeleri ve farklı şeylere yönelmek onlara iyi gelirdi. Konuştuk Ateş Bey bize akıl verdi olayları erkek gözü ile de gözlemlemek gerektiğini söyledi. Gamze ondan da özür diledi ama aramızda bu yaşananlara en az takılan oydu Bulut'u biliyordu orada ağzını, burnunu dağıtsa yine de kızmaz bir şey demezdi erkekler daha farklıydı zaten bu konularda. Gece saat 1'e geliyordu artık herkesin ağzı esnemekten yırtılacaktı.
"Ben dayanamayacağım uykum geldi."
Gamze esnerken kafasını beni onaylar şekilde salladı.
"Papatya mayıştırdı benimde uykum var."
Ateş ayağa kalktı.
"Bende gideyim sonra görüşürüz o zaman."
Gitmesine gerek yoktu geç olmuştu zaten sabah olmasına ne kaldı ki.
"Kalabilirsin sende misafir odasında iki yatak var nasılsa. Keyfinize bakın."
"Yok ben sana daha fazla misafir olmayayım sonra yakamdan tutup atarsın diye korkuyorum."
"Aaa ayıp yahu ben öyle birisi miyim? Sıkıntı yok yarın neler yapacağımızı konuşuruz hem."
Tamam anlamında onayladı beni. Gamze ve Ateş misafir odasına geçtiler bende odamıza geçtim ve yatağa attım kendimi uykum olup aynı zamanda kafamın içinde düşünceler içinde boğuşuyordum. İyi miydim ben? Aylar önceki halime göre evet. Peki mutlu muydum? Asla. Mutluluk benim için artık asla ulaşamayacağım bir hedef gibiydi ne olursa olsun artık hiçbir şey beni Aras varken ki kadar mutlu etmezdi.
Sabaha kadar kafamda bu düşünceler dönerken onca yorgunluk ve uykuya çok az uyudum. Yan odamda dostum ve diğerine göre daha yeni olan arkadaşım vardı Gamze ve benim için çabalayan biriydi. Kız kardeşi intihar edip ölmeyi seçtiğinde onu kurtaramamıştı onun için hiçbir şey yapamamıştı şimdi belki de bizim için yapabileceği her şeyi yapmak istiyordu. Bu kez ben kendime yakışır bir ev sahibi olmak adına kalktım dolapta olan her şeyi masaya çıkardım. Kendim yumurtayı hiç sevmezdim ama onlar için peynirli omlet yaptım; ekmekleri kızarttım çayda olmuştu hala uyanan yoktu neredeydi bunlar o sırada kapının önünde sesler gelince gidip baktım kapı açıldı içeriye Ateş ve Gamze girdi ee bunlar uyumuyor muydu? Ne zaman çıktım canım bunlar casper gibi duvar içlerinden mi geçiyorlar? Göz göze gelince Gamze güldü.
"Sen uyanmışsın?"
Kafa salladım.
"Simit almaya gittik birazda yeşillik."
Kaşlarımı çattım.
"Sürekli evime gelirken bir şeyler almayı kesin rica ediyorum ben size kahvaltı hazırladım bu kez ama simide de hayır diyemem."
Kıkırdadık ben bardaklara çayı doldururken karper peynir ve sıcak taze simit tabaktaki yerlerini almıştı. Gamze ve Ateş önlerine omletten birer parça alırken tabağıma masada bulduklarımdan eklerken Ateş yine beni sinir edecek bir cümleye imza attı.
"Yemekten sonra temizlik yapalım bence hanımlar."
Öfkeli bakışlarım onu bulurken çatalı ona doğru sallayıp.
"Yüzüme yüzüme pasaklı de daha kolay ölürüm kimsenin temizlik yapmasına gerek yok birini çağıracağım. Ben pis birisi miyim?"
"Hayır değilsin canım sende çok alıngansın. Genel olarak temizlik her hafta yapılır işte hazır üç kişiyiz ben güzel ev süpürürüm."
"Aras'ta güzel süpürürdü. Ben hep ona süpürtürdüm."
Durakladım bir an içim buruldu. O olsaydı her hafta yapardık bizde sonrasında yorgunluk kahvemizi içerdik. Ateş gülümsedi.
"Tamam hadi bakalım hızlıca toplayalım şuraları sonra temizlik."
Masayı büyük bir hızla toplayıp temizlik moduna giriş yaptık. Kafalarda bandanamız, tabi Ateş'te yoktu o kadarı da olmasındı bir erkeğe göre çok becerikli olması zaten sinir bozucu kaldı ki aynı zamanda yakışıklı bir adam yani. Bununla olacak hatun akşama kadar yatsın bu etrafında kul köle olur aman canım hiç sevmem gerçi böyle tipleri biraz maço olması lazım Aras arada böyle minik maçoluklar yapardı...
Ateş süpürme işini yaparken ben elimdeki o türlü komik şeyle tozları alıyordum biraz fıs fıs sıkıp ardından tüylü sopayı tv ünitesinin üzerinde gezdirirken Gamze Ateş'in süpürmeyi bitirdiği yerleri siliyordu. Ben bir ara sandalyenin üstüne çıkıp avizenin tozunu almaya kalktı yukardan fıs fıs sıkıp yüzüme geldikçe saçma şekilde mutlu olup tüyü avizede gezdirirken son sıktığım fıs gözüme girdi ani hamle ile gözümü tutmaya çalışırken dengem kaydı tutunmaya çalışacak bir şey olmayınca yere doğru bodozlama giderken... Kendimi iki kolun arasında buldum kapalı olan tek gözüme rağmen tek gözümle şuan da Ateş'in kollarında olduğunu görüyordum son anda beni çanağı kırmaktan kurtarmış kahraman asker.
"Beynini patlatmaya çok meraklısın herhalde. İyi misin?"
Beni yavaşça kollarından yere bırakırken gülümseyerek kafa salladım.
"İyiyim gözüme fıs fıs kaçınca oldu."
Elimden aldı fıs fısı.
"Toz alırken bile kendi kendini yok edebilme özelliğine sahipsin. Sakarlık senin sonun olacak."
Omuz silktim aman canım insanız sakar olmayan insan mı var bu dünyada varsa da insan değildir cindir o. Ufak bir atışmanın ardından herkes görev başına geçip el birliği ile 2.5 saat içinde bitirdik temizliği. En son Gamze hepimize kahve yaptı tıpkı eskisi gibi dünden kalan turtalarda yanında of harika bunlarla takılmaya başladım iştahım açıldı. Sohbet muhabbet ederken Ateş'in telefonu çaldı telefonu açınca kötü bir haber almış gibi yüzü düştü.
"Ciddi misin abi? Nasıl olur ya. Geliyorum tamam"
Telefonu kapadı sorgular ifade ile ona bakıyorduk yüzündeki mutsuzluk ifadesi ile.
"Evi su basmış apartmanda birkaç daireyi daha. Mahvolmuş her yer ev sahibi evi tadilata verecekmiş evi boşaltman gerek dedi."
"Aaa nasıl ya öyle şey olur mu kontrat yok mu?"
"Varda önümüzdeki ay bitiyor oda. Lanet olsun ya böyle bir aksilik olabilir mi? İşin yoksa mahvolan eşyaları kurtar yeni yer bul. Neyse kızlar ben gideyim konuşuruz tekrar."
Gamze ayaklandı.
"Olur mu ya biz sana yardıma geliriz. Çok mu kötüymüş durum."
Kafa salladı. Üzüldüm yazık şimdi evsiz kaldı. Hep birlikte çıktık Ateş olabildiğince hızlı şekilde kullandı ve geldik evine ilk kez gelmiştim gerçi bu haline hiç gelmesek saha iyiydi. Asabsörle 4.kata çıkarken stresten parmaklarını dişlemeye başlamıştı Ateş uzandım elini tuttum kafasını kaldırıp baktı bana.
"Kemirme ellerini sakin olsana."
Kafa salladı asansörün kapısı açılınca hemen evinin önüne geçti ev sahibi kendinde olan anahtar ile çoktan içeri girmiş bile her yer su içinde duvarlar, parkeler mahvolmuş. Su borusu patladığı için hasarda biraz büyük olmuş. Eşyalarının çoğu kötü haldeydi o hemen koşup yere düşen resimleri ve birkaç eşyayı aldı öncelikli olarak sonra bana uzattı.
"Tutar mısın?"
Elime tutuşturduğu resme baktım Ateş vardı yanında güzel esmer bir kız yeşil gözlü, beyaz tenli şu bebek gibi dedikleri kızlara benziyor aynı. Kusursuz cildi, gür saçları... Yasemin bu muydu? Nasıl güzel gülüyordu. Böyle güzel, genç ve yüzünde mutluluğun her zerresi belli olan bir kadın neden ölürdü ki neden kendini onu sevmeyen bir adam için öldürmek isterdi. Ateş o sıra Gamze ile birlikte kurtarabildikleri birkaç parçayı aldı.
"Şimdilik bir otele gideyim yarın ev falan bakarım sonra kalanları aldırtırım Ramazan Bey olur mu?"
"Valla Ateş evladım benlik sıkıntı yok ustalar gelecek eve yarın sonra bir şeylerin kaybolur sıkıntıya düşme."
Derin bir iç çekti Ateş ilk kez onu böyle sıkıntılı ve çaresiz görüyordum. Göz göze geldiğimiz bir an gülümsedim.
"Hadi toplayalım her şeyini."
"Her şeyi şimdi toplasam ne olacak Masal evi ayarlamam uzun sürecek artık önemli olanlara öncelik veririm gerisi kaybolsun ne yapalım."
"Evin var işte hadi toplayalım şunları."
"Evin var derken burayı kastediyorsan artık benim değil. Fark ettiğin üzere neredeyse yüzere hareket edeceğiz."
Yok daha neler evet biraz fazla su var oda ayaklarımızı ıslatacak kadar işte. Ne olacak sanki ölüm yoktu sonunda her şey hallolurdu bunu da halledecektik benim yöntemimle kahraman Asker olma sırası Masal Dinçer'deydi ımm ya da Masal Solmaz!
"Bende kalabilirsin. Alışkanlık yaptı sende. Ee yemek yapıyorsun, temizlik desen oda var gıcık ama komiksin ev arkadaşı olmak için kriterlerin uygun."
Şaşkın şekilde bana bakarken inanması güç bir şeyi duymanın haklı şaşkınlığıydı yüzündeki. Gamze bana bakıp.
"Masal?"
Dudak büzdüm.
"O bize devamlı yardım etti şimdi zor durumda arkadaşımızı ortada mı bırakalım"
Gülümsedi Gamze.
"Haklısın tabi ama emin misin bak iki gün sonra sinirlenip kovacaksan zora sokma Ateş’i de.”
“Çocuk muyum Gamze. Aaaaa.”
Ateş'e döndüm.
"Eee kiraya ortak olurum dememiş miydin? Geciktireyim deme."
Güldü Ateş kafa sallayarak onayladı.
"Merak etme ama yani bu son olanlardan sonra sana taşınmam doğru mu?"
"Son olanlar? Boş versene Gamze ya da Bulut olsaydı da aynı teklifi yapardım. İyi arkadaş olmanın kuralı budur Ateş Bey zorda olana o el uzatılır.”
Göz kırptı.
"Peki tamam kalan şeyleri toplayayım."
Yanına gidip kalanları toplamasında yardım ettik. Bavula gerekli eşyaları doldurdu önemli eşyalarını aldı baya şuan üçüncü bavulu yaptık ev eşyalı Allah'tan onun büyük bir eşyası yoktu. Gerekli her şeyi toparlayıp aşağıda arabadaki yerimizi aldık hep birlikte. Sonsuza dek değildi tabi bir süreliğine yeniden kendine düzen kuracak bir hale gelene kadar kalabilirdi bende. Eğer bu durumda onu yarı yolda bırakıp eziyet çekmesine göz yumacaksak nerede kaldı dostluk? Aras her zaman dostlarına elini uzatmaya korkma gün gelir o el sana kalkan olur demişti ki Ateş bana çok kez kalkan görevi yapmış bile olabilir.
Bakalım ev arkadaşı Ateş nasıl olacak şu zamana kadar gördüğüm kolay birine benziyor ama zorluk çıkaracağını hiç sanmam. Arabadayken.
"Mezarlığa gidebilir miyiz? Bugün geç olmadan gitsem iyi olur."
"Gidelim tabi seraya uğrayıp çiçeği de alalım hatta dün unuttuk."
Gülümseyerek onayladım onu Gamze kolunu boynuma sardı.
"Sana gülümsemek çok yakışıyor."
"Sana da."
Kucağımda hala Ateş'in bana verdiği resim ve diğer birkaç eşya vardı.
"Yasemin mi bu?"
Kafa salladı.
"Yasemin."
Durgun çıktı sesi ama devam etti.
"Ölmeden beş ay önce çekildi o resim. Nasıl mutlu değil mi?"
"Çok..."
Ortam yine soğuk bir rüzgarların etkisi altına girmişti. Arabanın durması ile seranın önüne geldik.
"Hadi bakalım."
Hep birlikte inip rengarenk çiçeklerin olduğu seraya girdik mis gibi kokan ve adeta cennetten bir köşe gibi dedikleri bir yerdi. Güzel bir özenle dizilmiş renklerin birbirleri ile uyumlu dolu olduğu çiçeklerle doluydu. Papatyalar, menekşeler, laleler... fazlası.
"Gül alabiliriz menekşede." Dedi Ateş.
Gül olabilirdi menekşe pek sevmezdim.
"Sümbül nasıl mor sümbül harika olur."
Kafa salladı.
"Olur."
Gül, sümbül birde kadının önerdiği bir çiçeği daha alıp mezarlığa gittik yeniden. Mezarın başında biz Gamze ile Aras'ın mezarına çiçeği ekerken Ateş'te Yasemin'in mezarı ile ilgileniyordu. Biraz zorlandık ama ektik sonra su döktük oturduk yanına Gamze bana baktı.
"Gitmemi ister misin?"
"Yoo hayır kal. Senin de arkadaşın."
Gülümsedi.
"Sevgilim bugün Gamze de geldi. Özledik seni. Çiçeklerini seversin umarım."
Toprağına dokundum.
"Sen güzel renkleri seversin. Biliyor musun Ateş ev arkadaşım oldu yardıma ihtiyacı vardı ve bizde ona yardım ettik."
Güldüm Gamze bana bakıyordu.
"Gamze'nin de arası Bulut'la limoni oda bende kalıyor tek değilim yani iyiyim ben toparlıyorum ve artık sıkça gülümsüyorum."
Gamze geldi omzuma dokundu.
"Özledik seni Aras ama inan hep bizimlesin her şeyinle hala bir şekilde aramızdasın sen. Keşke yaşasaydın Bulut'un yakasına yapışır ne saçmalıklar yapıyorsun diye kızardın."
Derin bir iç çekti.
"Gittiğin yerde hep huzurla kal canım."
Gülümseyip toprağına öpücük kondurdum. Huzurun tanımı olan bir adam gittiği yere zaten huzur götürürdü. Tıpkı bir zamanlar benimde umutsuz dünyama getirdiği huzur gibi şimdi o huzurun kırıntılarını elimde tutup yaşamaya çalışıyordum. Onsuz olsa bile...