10.Bölüm

1833 Words
Ben eve gelmiştim, düşünüyordum Masal içinde bulunduğu bu durumdan kurtulmalıydı. Yarın hastane çıkışı onunla eve gidecektim. Biraz konuşmaya çalışırdım belki bir işe yarardı. Alkol almasını önlememiz gerekti gizli gizli içerdi kahvenin içinde bile içiyor artık. Telefonum çaldığında dikkattim dağılmış ekranda tanımadığım numaraya ilişmişti gözüm. Telefonu açtım. "Efendim." "Alo. Ateş ile mi görüşüyorum?" "Evet benim." "Atakan ben. Masal'ın abisi" "Dinliyorum." "Bak koçum yardım ederim dedin tamam dedim yarın kardeşim çıkacak onun başına tekrar aynı şeyler..." Sözünü kestim izin vermezdim yeniden kendine zarar vermezdi. "Geldiğimden beri evde Masal için bir şeyler düşünüyorum ben siz hiç merak etmeyin ben elimden gelenin fazlası için uğraşacağım." "Tamam anlaşıldı." "Sizi haberdar ederim." "Tamam eyvallah." Kapadı telefonu. Onun için endişelenen bir ailesi vardı ama o ailesini bile unutmuştu. Ben Masal'ı yeniden yaşama tutunduracaktım. Ertesi gün uyanıp kendimi toparladıktan sonra Bulut'la konuştuk. Masal'ı alıp eve geçeceklerdi. Bende direkt Masal'ın evinin oraya geçmeye karar verdim. Apartmanın önüne geldiğimde onlarda yeni gelmişti. Beni görünce birkaç saniye bakıp geri çevirdi kapısını. Ruhsal değişimleri var bazen bana karşı iyi bazen ise çok kötü bu onun duygusal gel gitlerini ve aslında kendini açmaktan korktuğunu gösterir. Eve çıktığımızda herkes onu rahat ettirecek bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Durdum sadece ona bakıyordum yeniden göz göze geldiğimizde kafasını salladı çatık kaşları ile bana bakmayı sürdürürken. "Ne var?" "Ne yapmak istersin?" "Yalnız kalmak." Gülümsedim. "Yalnız kalmak sayılmaz. Aç mısın?" "Değilim sanane. Neden geldin sen?" "Merak ettim seni. Endişelendik senin için." "İyiyim bak ölmeyi bile beceremeyen bir acizim." Omzuna dokundum. "Aciz falan değilsin sen. Hadi geç otur şöyle kahve yapalım sana." Mutfağa geçtik. Ben ona kahve hazırlıyordum. Bulut sıkkın bir haldeydi eli kolu bağlı durmak onu mahvediyordu. Kahveleri tepsiye yerleştirdim. "Tamam merak etme Masal kendine gelecek toparlanacak ona destek olmamız lazım." Kafa salladı Gamze. Bulut'un yüzüne dokundu. "Biz zayıf olursak oda zayıf olur." "Gamze benim acımda içimi parça parça ediyor o kadar zor ki ben daha kendimi bile toparlayamadım ki." Sarıldı Gamze ona tepsiyle içeri girdim. Kafasını koltuğa koymuş boş boş bakıyordu. Yanına gidip kahveyi verdim sıkkınlıkla aldı. Gülümsedim. "Bir şeyler izleyelim mi?" Ayağa kalktım o sıra Bulut ve Gamze'de içeri girdi. DVD'lerin içinden birini çıkardım. Komedi olmasına özellikle dikkat ettim. DVD'yi taktım koltuğa yanlarına geçtim. "Biraz komedi iyi gider." Gözlerini devirdi şuan eminim beni öldürmek istiyordur. Kendisine göre berbat giden bir hayatı vardı sevdiği adam ölmüştü ve komedi filmi izlemek hiçte öncelikli değildi ama olsun bir yerden başlanmalıydı. Kumandaya basıp çalıştırdım filmi. "Merhaba sevgilim..." Gelen ses ile irkilip televizyon ekranına döndü Masal. Hepimiz ekrana bakıyorduk. Aras'tı bu Aras komedi filminin içinde ne arıyordu. Durdurmuştum hemen bana baktı. "Aç şunu." "Masal." "Aç dedim." Bulut, Gamze herkes şaşkındı. Açtım. "Muhtemelen bu videoyu izliyorsan şuanda Atlantada'yız tüm gün deli gibi eğlendik ve akşam oldu sana komedi izleyelim mi diyerek bu DVD'yi taktım. Yanı başında 32 diş gülümsüyorum. Şaşkınlıkla ekran ve benim aramda gidip gelirken gamzeme çoktan öpücük kondurdun muhtemelen. Öyle değilse bile lütfen alayım öpücüğümü." Durdurdum ona baktım. "Masal bu sana iyi gelmeyebilir. Bak..." "Kes şunu sen neyin iyi gelip gelmeyeceğini nereden bileceksin." Gamze eline dokundu. "Masal." "Gamze elimden bu hakkı almayın bana hazırlamış bu videoyu siz izlemek istemiyorsanız gidin." Gitmedi kimse. Kaldık devam ettik. "Nasıl konuya girsem ki şimdi bana kızarsın tüm bunları neden yüzüme canlı canlı söylemedin diye bu videoyu on kez falan çektim sanırım her şeyi söylemek istedim ne eksik ne fazla. En iyisi buydu karşında heyecan yapıp unutabilirdim." Gülümsedi Aras Masal ise ekrana bakıp ağlıyordu. "Karşıma çıktığın o gün kulise geldiğinde bu deli kim demiştim biliyorsun sevgilin dayanılmaz cezbedici bir adam olduğundan her gün övgü alıyordu seninkini de onlardan biri sandı. Değildi. Nereden bilebilirdim değil mi? Masal perisinin gelipte hayatıma dokunacağını. Yaşamamız gereken çok şey var seninle demiştin bence de seninle daha çok maceralara atılacağız ama tüm bunları yaparken Masal Solmaz olmaya ne dersin?" Bir hıçkırık koptu Masal'dan ağlaması şiddetlendi. "Umarım reddedemezsin kalbim buna dayanamayabilir." Aras kahkaha attı. Ayağa kalktı Masal. Ekrana yaklaştı ve Aras'ın yüzüne dokundu. "Evlen benimle kadınım şu hayalini kurduğumuz evde yaşayalım. Mini klipler çekelim. Sana yemek yaparken mutfağı darma duman edeyim kız bana sarılayım sana... Sokakta dans edelim, gülelim, bebeklerimiz olsun. Hayat arkadaşım olur musun Masal Perisi?" Başını yere eğdi bir çığlık koptu ağlamanın arasında. "Neden? Allah'ım... neden?" Bulut ve Gamze yanına gidecekti engel oldum. Ne yapacaktı merak ediyordum. Kafasını kaldırıp dokundu ekrana. "Evlenirim sevgilim. Seninle her şeye evet ışığım..." Kafasını çevirip bize baktı. "Bak oda inanmak istememiş öleceğine belki onu teğet geçer sanmış. Biz Atlanta'da değiliz ben bu lanet evdeyim oda bom boş buz gibi bir çukurun içinde." Kimse bir şey söylemeyince devam etti. "Aklıma gelmedi hiç. Keşke evlenseydik yıldırım nikâhı ile. Masal Solmaz olsaydım." Gamze ayağa kalkıp elini tuttu. "Sen zaten çoktan Masal Solmaz oldun." Anlamadı yüzüne baktı bende ne diyecek merak etmiştim açıkçası. "O aptal prosedürlere gerek yok kimlikte Solmaz yazmasına gerek yok siz kalpten öyle bağlandınız ki sen çoktan Masal Solmaz oldun bitanem." Sarıldı Gamze'ye kollarını sardı sım sıkı. "Canım çok acıyor Gamze. Yemin ederim ölüyorum. Parça parça yok oluyorum ben." Gamze'de ağladı şimdi birbirine sarılmış iki kızın gözyaşlarına şahitlik yapıyorduk. Birbirlerinden ayrılınca Gamze yüzüne dokundu Masal'ın. "Geçmez sandığımız acılar zamanla hafifliyor Masal. Tamamen yok olmaz ama eskisi kadar da acıtmaz. İzin ver artık kendine yaranın iyileşmesi için, eskisi gibi olabilmek için kendine izin ver." Kafa salladı Masal. "Aras seni bu halde görseydi mahvolurdu biliyorsun değil mi? O senin bu denli yıkılmanı istemedi. Unut demiyorum sana yanlış anlama ama daha da deşme yaranı." Gözündeki yaşları sildi kahve fincanına uzandı ve bir yudum içti. "Tamam iyi olacağım." Bulut yanaştı bu kez ellerini tuttu; yüzüne dokundu. "Bizim Masalımız güçlü kızdır. Ben inanıyorum ona." Uzaktan baktım ben ne diyebilirdim ki onu teselli verecek kadar bile tanımıyordum. Destek olmamı zaten istemiyordu. Toparlanması için her şeyi yapardım bende tabi oda isterse. Bir süre kimse konuşmadı hepimiz sessizdik. Birden ayağa kalktım. "Acıkmadınız mı? Pizza söyleyelim mi?" Bulut olur anlamında kafa salladı ama Gamze: "Ben makarna yaparım şimdi soslu, Masal çorbamı da sever benim." Cevap vermedi. Gülümsedim sonra Masal'a baktım. "Benimde salatamın çok iyi olduğunu söylerler." Kafasını kaldırıp bana baktı. Omuz silkti. "Fark etmez benim için siz nasıl isterseniz." Yanına gidip elinden tutup kaldırdım. "Öyle tembellik yok ama hanımefendi kalkıp bize yardım edeceksin. Değil mi Gamze?" Gamze göz kırptı. "Evet hadi bakalım." İstemese de kalktı sonra bana döndü. "Küçük bir sorunumuz var ama?" "Neymiş?" "Evde yeşillik ya da herhangi bir başka şey yok. Ben alışveriş yapmadım." Kafa salladım. "Biz seninle gider alırız." İtiraz edecek gibi oldu. "Evin için en iyisini sen bilirsin hadi çıkalım." Bulut bana doğru yaklaştı. "Dikkat et ona bir şey olmasın." Gülümsedim sırtına dokundum ona zarar gelmesine izin vermezdim zaten. Evden çıktığımızda sessizdi konuşmanın bir yolunu bulmaya çalışıp doğru yerden giriş yapmayı bir türlü beceremiyordum. Markete girdiğimizde manav reyonuna gittik. "Yeşillik salatası mı? Kış salatası mı?" "Sen hangisini daya iyi yaparsın." "Vallahi kış salatası uzmanlık alanım. Turp, havuç, kırmızı lahana... Bolda limon sıktım mı nefis." "Tamam kış salatası olsun." Malzemeleri aldık. Diğer eksikleri de alınca torbaları eline aldı hemen geri aldım ondan. "Hastalara torba taşıtmıyoruz." "Ben hasta değilim yalnız intihar ettim." Kafa salladım. Hastaydı bilmiyordu sadece. "İyi ya senin de ruhun hasta." Ani hamle ile bana döndü yeşil gözlerindeki öfke tüm suratına yayılmıştı. "Sen bana deli mi demek istedin?" Kahkaha attım buna gülünürdü. Ona asla deli demek istemedim yaralı bir ruhu vardı. Hangimizinki yaralı değildi ki sadece bazılarımız bunu zor atlatırdık. "Tabiki hayır. Kırgın ve onarılmayı bekleyen bir kızsın." Yüzüne düşen saçını geriye attı. Gözlerini devirip. "Bir şey beklediğim yok." "Hadi ama az önce Gamze ile ne konuştunuz senin gerçekten güçlü olman gerek Masal." Cevap vermedi sustu yine kendi içine kapandı ve kapıyı suratıma kapadı. İnatçıydı çok inatçı hiç bunun gibisini görmedim daha önce. Evin önüne gelince Gamze elimizdekileri aldı mutfağa geçtik Masal öyle dikiliyordu ona döndüm. "Hareket biraz hadi ama salata malzemelerini yıka." "Salatayı sen yapacaksın sanıyordum." "Eee tabiki ben yapacağım ama her aşçının bir yamağı vardır sende salata malzemelerini yıkayarak bana yardım edersin diye düşündüm." Poşetin içinden çıkardığı havucu bana doğrultarak. "Sen bana yamak mı diyorsun? Ben yamak değilim git kendine uygun bir aşçı yamağı bul." Havucu kafana yersin." Burnunu sıktım. "Sen ne kadar asi bir kızsın tamam hadi rica ediyorum bana yardım edersin değil mi?" "Eh edeyim evime çöreklendiniz zaten şimdi aç bıraktı demeyin arkamdan." Espri yapıyordu aslında ama gülmüyordu surat ifadesi hep netti; tek düze ve ifadesiz. Onu asla tebessüm ederken bile görmedim. Gülerken güzel miydi? Güzel olması neyi değiştirirdi peki? Tüm bunları kendime neden soruyorum zaten güzel kızdı güzel olup olmaması pek önem teşkil etmezdi. Hep birlikte iş dağılımı yaparak yemek işini bir saat kadar sürede hallettik masayı hazırladık hala durgundu Masal uzun zamandır kimse ile bu evde yemek yemediğine eminim hatta uzun zamandır yemek pişirip yemediği öyle belli ki. Çorbasından birkaç yudum aldı. Gözlerimi dikmiş ona bakıyordum her hareketini, tepkisini vereceği yanıtları tek tek gözlemlemek istiyordum. "Eline sağlık Gamze." "Afiyet olsun bitanem beğendin mi?" Kafa salladı önündeki çorbadan dört beş kaşık daha aldı. Bitirmedi bitiremezdi midesi eminim küçücük kalmıştır. Gamze çorbaya devam etmeyeceğini anlayınca başka tabağa makarna koydu. "Salatamdan yemezsen darılırım emeğin var o kadar sen yıkadın onları." "Komik misin sen?" Bulut'a döndü beni işaret ederek. "Benimle kafa mı buluyor bu?" Sırıttı Bulut. "Onun tarzı bu ımm sen ona aldırış etme. Nasılsın ağrın yok değil mi?" "Yok. Sadece şeyi düşünüyorum." "Neyi güzelim?" "Bana Ağva'da verdiğin yüzük Aras'ın benim için aldığı onu nereye koydum bilmiyorum onu takmak istiyorum ben yani belki yine kafayı yediğimi düşüneceksiniz ama ona ait hissetmek istiyorum. Gamze haklıydı biz çoktan bütün olmuştuk ben onun eşi oldum resmiyet kimin umurunda ki." Kafa salladı Bulut. "Öyle o gün üzerinde bir hırka vardı uzun kahverengi sanırım tam hatırlamadım onun içine koydun sanırım cenazeden sonra eşyaların bizdeydi o sıra bizde düşürmüş olsan fark ederdik. Evdedir Ağva'da kaybolmadıysa." "Umarım kaybolmamıştır." ... Yemekler yendikten sonra Bulut ve Gamze gidecekti birkaç işleri vardı Bulut kalmamı istemiyordu ama kalmalıydım. Köşeye çekti beni. "Neden kalıyorsun biz bile yokuz." "Alkol alabilir çok tehlikeli. İlaçlarını düzenli alması gerek hem belki biraz konuşabilirim onunla. Bulut ona yardım etmeye çalışıyorum sadece." Gamze atıldı o an. "Müdahale edip durma sende bırak kalsın." "İyi kalsın." Onlar kapının önündeyken Masal'da geldi. "Gidiyor musunuz? Teşekkür ederim her şey için." Gamze ile sarıldı sonra Bulut'la bana döndü. "Güle güle Sayın Aşçı Bey." Sırıttım. "Yalnız ben kalıyorum." "O neden?" "Biraz muhabbet ederiz hem çok iyi Türk Kahvesi yaparım." Gözlerini devirdi içinden bir şeyler mırıldandı Bulut ve Gamze gidince bana döndü. "Ya sen neden gitmiyorsun kendi evin yok mu?" "Yok sayılır. Boşversene kahveni neli içersin." "İçmem." "Olmaz bak şekerli yaparım sonra içmek zorunda kalırsın." Söylene söylene salona geçti bende mutfağa. Kahveyi arıyordum başta bulamadım. "Kahve nerede?" Ses yoktu cevap vermedi tek tek açtım dolapları buldum. "Tamam buldum ben söylemene gerek kalmadı. Fincanları da buldum." Şuan benden nefret edip boğazımı kesme planı yapıyor olabilir içten içe. "Bak şekerli yapacağım söylememekte kararlı mısın?" İnatçı keçi tamam bunun kazananı ben olacağım senin inadını kıracağım. "Tamam dört şeker iyi mi? Atıyorum. Cevap gelmediğine göre tamam kabul ettim." İçerden cırlama ile karışık bir bağırma sesi geldi. "Sade Allah'ın cezası. Sadeeeee!" Kahkaha attım işte bu er ya da geç ben senin bütün inatlarını tek tek kıracaktım. 6 ay kendini kahretmen için yeterince uzundu artık güneşli günler görme zamanı Masal Kızı..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD