Hazırlanmak için odasına gitti ben hala üzerimde dünkü kıyafetlerimle duruyordum ama biraz daha idare edebilirdim bu durumu. Geri geldiğinde kot üzerine beyaz bir bluz ve beline Aras'a ait bağladığı gömlekle güzel gözüküyordu gerçi her halde güzel bir kızdı bence. Kumral dalgalı saçları, yeşil gözleri beyaz teni her şey bir bütün içindeydi. Aslında neşesi belli oluyordu eğlenceli kızdı.
"Hadi gidelim o zaman."
Kafa salladım. Birlikte çıktık evden beni biraz sıkıştırıp nereye gideceğimizi öğrenme çabaları tabiki yanıt vermedi. Arabada hafif tonda müzikle gidiyorduk.
"Beni kaçırıyor musun yoksa? Nereye gidiyoruz?"
"Seni kaçırmak mı senin gibi asi ve huysuz bir kızı hangi deli kaçırır?"
Ona döndüğümde yine o çatık kaşlar bu hali çok sevimli ama aynı zamanda komikti.
"Bakma öyle gideceğimiz yeri görünce bayılacaksın."
Gözlerini devirdi.
"Sanmam ama görelim bakalım."
Arabayı durdurduğumda bana baktı.
"Eh in o zaman hadi bakalım."
Arabadan inince etrafa baktı nereye geldiğini anlamaya çalışıyordu.
"Ne oldu?"
"Çiftlik burası."
Kafa salladım. Kolundan tuttum.
"Hadi gel benimle."
Birlikte içeriye doğru girdik etraftaki atları görünce bana döndü.
"Burası."
Gülümsedim.
"At çiftliği burası."
Kafa salladım amma zeki kızımız. Gözlerini kapadı derin bir nefes aldı ne sevmemiş miydi? Sever sanmıştım yani atları kim sevmezdi ki? Şimdi şuracıkta sinir krizi geçirtmem umarım yoksa Aras ile daha önce geldikleri bir yer miydi? Nasıl düşünemedim tüm bunları ben. Kötü bir şey yaptım istemeden üzdüm kızı. Allah kahretsin.
"Masal."
Arkasını dönüp birkaç adım attı ve atlardan birinin yanına gitti yüzüne dokundu bana döndü. Gülümsedi. Bir dakika baya GÜLÜMSEDİ bilmem kaç aydır tebessüm bile etmeyen kız bana dişlerini göstererek güldü. Şaşkındım ama bir o kadar gururlu. Bu bir başarı hikayesinin başlangıcı olmalı. Fazla tepki veriyorum belki ama gülerken hiç görmedim onu. Gülümsüyordu şuan da. Bir kadının gülüşünün beni bu kadar mutlu edeceğini düşünmezdim. Öptü atı.
"Şahane bir şey bu. Atları çok severim. Nereden bildin?"
Dudak büzdüm.
"Tahmin. Atları genelde herkes sever."
Kafa salladı. Daha çok sevdi atı ne kadar güzel gözüküyordu buradan ona şefkatle dokunup, öperken ne kadar güzeldi. Güzelliğini tebessümle taçlandırmış bir masal kızıydı hala gülümserken yanıma geldi koluma dokundu.
"Teşekkür ederim yani buraya geleceğimizi düşünmemiştim."
"Şaşırtmayı severim. Ee biraz tur atalım mı?"
Kafa salladı atlara bindik. Dizlik, kask... diğer her şeyi takınca atlar ile mini gezimiz başlamıştı. Küçük bir çığlık koptu ağzından.
"Çok güzel. Uzun zamandır deneyimlememiştim ben bunu. Harika."
Daha önce ata binmiş demek ki. Aras ile mi binişti? Başka kiminle binerdi ki her macerayı birlikte yaşadığı adamdı Aras. Yarım saat kadar süren gezinin ardından bir köşeye geçtik kahve söyledik kendimize.
"Mis gibi yer burası birazcık at kakası kokuyor ama bu kadar güzelliğin yanında hiç mesele değil."
Göz kırptım öyle burası muazzam bir yerdi. Atları seven biri için hele ki.
"Daha önce de mi bindin ata?"
Kafa salladı. Şimdi sorarak Aras'ı hatırlattım ama iyi mi yaptım kötü mü? Ters tepmesinden birden aceleci davranıp onu daha çok kırıp dökmekten korkuyorum. İncinmesin daha fazla zaten incineceği kadar incinmiş bir kızdı.
"Ne kadar uzun zaman oldu?"
"Çok."
Yine düştü yüzü aferin Ateş didikleye didikleye kızı üzdün yine.
"15,16 yaşındaydım sanırım atım vardı babam doğum günü hediyesi olarak almış on üçüncü yaşımda. Wind koymuştum adını her hafta sonu gelirdim muhakkak."
Öldü mü yoksa kızın atı kızı düzelteyim derken başka yaralarını deşmekte usta mıyım? Kesinlikle ustayım neyse anlatsın bakalım bu aralar pek muhabbet sever hazır açılmışken dinleyip öğrenelim.
"Öldü mü?"
Dudak büzdü.
"Ben onu çok seviyordum bir gün yine Pazar kahvaltısı için çiftliğe gittik kahvaltıdan sonra Wind ile turladık ama sonra ben farkında olmadan yanlış bir şey yaptım sanırım bir anda beni üzerinden attı. Yere düştüm bizimkiler hemen yanıma geldi yerde ağlayarak duruyorum öyle kalkamadım bile babam geldi kucakladı beni apar topar hastaneye gittik zedelenmiş bileğim aman aman abartılacak bir şey yoktu tabi ben öyle sanıyordum. Bu olay olduğu gibi babam Wind'i göndermiş beni üzerinden düşürdü diye atı cezalandırmış. Gitti Wind başka birine satıldı çok ağladım yalvardım ama babam asla yumuşamadı bana zarar vermeye kalkan her şey bedelini ödermiş. Wind'te benden giderek ödedi o bedeli bende ödedim tabi. Sahip olduğun şeyleri kaybetmek çok acı Ateş öyle kötü ki."
Gözünden bir damla yaş aktı. Yüzüne dokunup yaşı sildim. Neden böyle katı bir ailesi vardı ki. Üzmüşler onu çok üzmüşler hem de başta hastanede olduğunda neden dedim bir adam için ailesine böyle rest neden çeker bir insan ama haklıymış o bulamadığı huzuru bulmuştu Aras'ta yaşayamadığı her şeyi. Mutluluğunu, çocukluğunu, özgürlüğünü... Dünyasının merkezi Aras olunca böylesi çok sarsılması normaldi.
"Atları çok severim anlayacağın gerçi ben her türlü canlıyı çok severim. Wind belki yaşıyordur belki ölmüştür yaşsa biz ayrıldığımızda o beş yaşındaydı şimdi belki başka birinin yanında mutludur onu tekrar göndermeyecek birinin yanında."
Eline dokundum eline dokununca önce elime sonra gözüme baktı.
"Eminim yaşıyordur ve iyi bir bakım yapılıyordur. Nasıl bir attı Wind?"
"Bem beyaz çok güzel yeleleri vardı. Parlıyordu adeta asil bir erkekti."
Gülümsedi yeniden gülümsedi buna alışsam iyi olacak.
"İstediğin zaman buraya gelir atları severiz. Sen istemedikten sonra kimse senden bir şeyi alamaz artık."
"Hayat benden Aras'ı aldı ama en istemediğim şey olmasına rağmen. Benim istediğim şeylerin hayatın hiçbir evresinde önemi olmadı."
"Olacak, oluyor böyle düşünme daha göreceğin deneyimleyip kendini bulacağın onca şey var ki. Hayat seni biraz fazla sarstı evet ama sen silkelenip kendine gelmeyi bilen bir kadınsın."
Omuz silkti.
"Kim bilir yaşayıp görelim."
"Yaşayıp görelim tabi."
MASAL
Kendimi bile öldürmeyi becerememiştim ben nasıl bir çaresizliğin içinde kendime bunu çare gördüm bilmiyorum ama ölürsem kurtulurum sandım. Kurtulmazdım oysa ruhum hep acı çekerdi yapmam gereken şeyleri yarım bıraktığım için. Bizim Aras ile birlikte yapacağımız çok şey vardı ama hayat izin vermedi işte o gitti şimdi ben kaldım ve tüm bunları yapmalı mıyım yoksa yapmadan pes edip kendime hayatı zehir mi etmeliyim? Ölen ben olsaydım şayet yarım bırakıp gittiğimde Aras geride kalsaydı asla üzülsün istemezdim mutlu olsun, vazgeçmesin ve keşfedebildiği kadar güzellik keşfetsin bense tam tersini yapıyordum ne kadar doğru tartışılır. Bana evlenme teklifi ettiği video o video ile içimdeki acı daha derin bir boşluğa dönüştü. Evliliğe dair hayallerimiz vardı bizim çocuklarımız olsun diye kurduğumuz hayaller... Videodaki sesi kulaklarımdan gitmiyor neşe dolu, sevecen, hiç ölmemiş gibi. Ölmeseydi ne olurdu? Çok mutlu olurduk eminim onunla hep mutluydum ama Gamze haklıydı biz çoktan evlenmiştik ben çoktan Masal Solmaz olmuştum. Kalplerimiz birbirine evet diyeli hayli uzun zaman olmuşta biz fark etmemişiz. Beni anlamalarını istiyordum haksızlık etmeyim aslında anlıyorlardı da sadece bencillik yapıyordum sanki bu acı bir tek benim acımmış gibi giden kişi, ölen kişi onlarında dostu değilmiş onlar sanki hiç üzülmüyormuş gibi davrandım. Hepsi üzgündü herkes acısını benim gibi yaşamak zorunda değildi benim yaşadığım acı ne derece doğru ve sağlıklı meçhul! Beni delirtip onu boğazlama hissine kapılmamı da sağlasa Ateş vardı. İyi bir adamdı. Kalbi temiz, yardımsever, düşünceli... içi güzeldi; dışı da. Benim gibi yeşil gözleri vardı kumral saçları, kirli sakallı yüzü; uzun ama karakteristik duran bir yüzü vardı. Hoş adamdı tüm gıcık yönlerine rağmen. Komikti hiç gülmedim yaptığı esprilere ama gerçekten komik birisi. Beni çileden çıkardığı çok oldu ama bana aşçı yamağı bile dedi sanırım dolaylı yoldan deli de demiş olabilir ayrıca kahve konusunda beni tam anlamı ile delirtti şekerli kahveyi kim sever yahu. Şerbet gibi bir şeydir kahve içtiğin anlaşılmaz bile hem kahve her zaman sade içilmelidir Aras'a da zorla aşılamıştım bunu. son anda söylemesem şekerli kahveyi içirirdi bu manyak bana. Kahve içerken ona kendimden bahsettim aslında konuşmayı sevmezdim bu konu hakkında sadece Aras ile konuşmuştum zamanında ben yalnız bir kızdım. Arkadaşlarım olmamıştı benim, sırdaşım, arkamı toplayan bir dostum; abim ikinci babam gibiydi oda hep koruma kollama görevindeydi ben korunmak istemiyordum oysa sevilmek istiyordum yalnız olmamayı istiyordum. Aras'tan sonra değişen dünyamla keşfettim ben bunu bütün boşlukları doldurdu o usul usul... Yalnızlığın içinden aldı beni ve eğlenceli bir kalabalığa attı sayesinde milyon tane gezgin insan tanıdım. Bir sürü maceraya atıldım, özgüvenli bir genç kız oldum beni aldı ve büyüttü. Ona çok şey borçluydum...
Ateş beni at çiftliğine getirmiş mutlu oldum gerçekten çok mutlu oldum Wind geldi aklıma ona sahip olduğum zamanlar
Ateş beni at çiftliğine getirmiş mutlu oldum gerçekten çok mutlu oldum Wind geldi aklıma ona sahip olduğum zamanlar. Babam onu da almıştı benden yok yere! Buraya geliriz dedi bana istediğin zaman gelip atlarla ilgileniriz dedi Ateş bu iyiydi sevinmiştim buna. O gün geçtikçe iyi bir dost oluyordu. Artık üç tane gerçek dostum vardı belki de kısa sürede Ateş'te o samimiyeti verdi tüm kabalığıma rağmen bana tahammül etti. İyi bir adamdı o. Bu kez o bir şeyler anlatıyordu anlatırken ki hali, heyecan ve tavrı çok komikti gülümsedim.
"Üçüncü kez."
"Efendim?"
"Bugün tam üçüncü kez gülümsedin."
Gülümsedim mi evet gülümsedim nesi ilginç bunun? Kafa salladım.
"Tanıştığımız günden beri ilk kez bugün güldün. Gülümsemek sana yakışıyor sık sık yapmalısın."
"Öyle mi?"
"Öyle tabiki. Surat asınca biraz çirkin oluyorsun gülümsemek herkesi güzelleştirir."
"Ben çok gülen biriydim aslında. Böyle asık suratlı eğlencesiz biri değilim. Kahkahalarım kulak doldururdu.”
"Biliyorum Masal demek istediğim o değildi zaten sen gerçekten eğlenceli ve hayat dolu bir kızsın şuan kötü bir dönem sadece."
Evet öyleydi şuanda gerçekten kötü bir dönemdi ama geçerdi bu dönemde elbet geçerdi değil mi? Sonsuza dek içimde bu acı ve boşlukla mı yaşarım yoksa? O kalbimin içinde tam orta yerinde ilk günkü aşkıyla hep kalacak. Aşık olduğum ilk ve son adam olarak hep aynı hatırlayacağım ben onu ama bu acı geçsin artık dayanacak kadar güçlü olmayabilirim.
"Ben aslında o gittiğinden beri ilk kez gülüyorum yani Aras gittiğinden beri."
"Altı aydır ilk kez tebessüm ha bunda katkım varsa kendimi tebrik etmek isterim."
Gözlerimi havaya kaldırdım.
"Imm düşünelim belki bir çıtır senin etkin olmuş olabilir ama atları çok sevdiğimden onların payı daha yüksek."
"Vay be atlar benden daha çok tebrik aldı yani. Bilseydim en başta gelirdik buraya."
"En başta seninle buraya gelmezdim ki?"
"Nasıl?"
Başta onu bir yere gidecek vakit geçirecek kadar tanımıyordum bile o yüzden onunla bir şey yapmazdım hatta ona gıcık oluyordum.
"Başta iticiydin eh bende çok sevimli değildim gözüme baş belası çok bilmiş bir adam olarak gözüküyordun o yüzden seninle bir şey yapmazdım. Beni kaçıramazdın."
"Bak sen hemen harca beni."
Kendini gösterdi.
"Şu sıfata bak neresi itici yani egoist değilim ama bence mükemmel sayılırım."
Gözlerimi devirdim.
"Ne o aslan burcu musun sen?"
"Dıtt yanlış hemen harcama aslan burçlarını kova burcuyum ben."
"Aslan burçları tıpkı senin gibi kendine aşık olurlar."
"Ben kendime aşık değilim küçük hanım."
"İyi öyle olsun çok bilmiş adam hadi şimdi beni güzel yemek yiyeceğimiz bir yere götür. Yanında şarap içebilir miyiz?"
Kaşlarını çattı.
"Alkol yok."
Alkol yok mu vücudum deli gibi alkol istiyor şuan başımın zonkladığına yemin edebilirim birkaç kadehten ne olurdu ki?
"Ama."
"Organik meyve suyu yapan yer var burada nar suyuna ne dersin."
Gözlerimi devirip omuz silktim organik meyve suyu içmek isteyen kimdi. Şuan tekrardan gıcık olmaya başlamıştım bu adama ben çocuk değil ki neden bana yasak koyuyorlardı bir kadeh şarap içti diye kimse ölmezdi bende ölmezdim ölsem de ne önemi var ki... Neyse uslu bir kız olup fazla dikkat çekmeden ikna olayım elbet başımda 7/24 nöbet tutacak değildi gidecekti gittiğinde bende istediğim her şeyi yapmakta özgürdüm. HER ŞEYİ!