14.Bölüm

2628 Words
Biraz hangi şarkıyı söylesem diye düşündüm aklımda birkaç seçenek belirdi prova ya da başka bir şey yapmama gerek yoktu ben öylesine çıkıp söylerdim Aras için gökyüzünde beni izlediğine inandığım sevgilim için. Ateş yanımdan biran bile ayrılmadan duruyordu sinirim iyiden iyiye bozulmaya başlamıştı aklımın bir yanı Gamze ve Bulut'aydı onlar çok tatlı birbirlerine yakışan bir çiftti ve kavga, ayrılık onlara yakışmıyordu ki. "Daldın ne düşünüyorsun yine?" Ateş'e döndüm. Bıkkın bir nefes bıraktım. "Gamze ile Bulut'u umarım barışırlar." "Merak etme onlar ayrı kalamazlar." Kafa salladım kalamazlardı bunca emek, yıllardır devam eden güzel ilişki böyle saçma kavgadan bitmezdi ki. Bitmemeliydi de. Mekan yavaş yavaş dolmaya başlamıştı bende aklımda söyleyeceğim şarkıyı çoktan seçtim ekipteki diğer kişilere de söyledim onlar böyle depresif şeyler söylememden hoşlanmasa da çalıyorlardı delidir ne yapsa yeridir hesabı. İlk kez ayık kafa ile ne kadar başarılı olacağım bakalım. Sahneye ben çıktığımda gerçekten büyük bir alkış koptu hatta ıslık çalan bile oldu yani abartıyor gibiyim belki ama gerçekten büyük ilgi vardı ben bu kadar iyi miydim? Zamanında herkes Aras’ı böyle severdi, dinlerdi şimdi onun yerinde böyle ben…Değildim bence insanların beğeneceği kadar muhteşem bir sesim yoktu en azından ailem şarkı söylemek bile büyük yetenek kusursuzluk gerektirir sen bu sesinle ne demeye şarkı söylemeye kalkıyorsun diyerek hevesimi kursağımda bırakmıştı zamanında. Müzik başladı. Kapadım hemen gözlerimi Seni öpmeye koklamaya doyamadım Biri geldi aldı elimden soramadım Buna karşı gelinmez biliyorum Göz göre göre buna boyun eğiyorum İstemesem de kabul ediyordum yokluğuna olmayışına ben onu çok özlüyordum onsuz yapamıyordum Aras olmadan yaşamak gerçekten anlamsız ve boştu. Ölmem gerekirdi ecelimin gelmedi lazımdı. Mesela karşıdan karşıya geçerken bir araba çarpmalıydı ya da barda çıkan bir kavgada arada kaynayıp gitmeliydim. Ben yaşamaktan keyif almıyordum. Alamıyordum. Göz göre göre buna teslim oluyorum Aşk bu imkansızdır her zaman Kalmaz bilirsin bu dünya sana Duyulmaz sesin duyulmaz aşktan ibaret Söz verdin sen benimdin niye yoksun yar Söz verdin sen benimdin niye gittin yar? Yine tam bize göre bir şarkı seçmiştim öpmeye koklamaya doyamadığım adam vardı ama sonra onu benim elimden aldılar öylece sahipsiz kaldım bende tek kelime edemedim, engel olmadım, karşı koyacak gücüm vardı ama işe yaramadı gitti. Söz vermişti oda bana mutlu olacağız, yapacağımız bir sürü şey var demişti. Keşfedilecek ülkeler var, yenilecek farklı lezzette yemekler ama o söz verdiği halde gitti. Aşk imkansız mıydı gerçekten. Neden yoksun sevgilim, nasıl olmazsın. Gitmeseydi ya kalsaydı benimle yanı başımda... Gözümden akan bir damlayı sildim alkışlar devam etti tekrar istediler söylemedim tabiki. Yalnızca bir taneydi söylersem Aras için söylerdim ve oda bir taneden fazla olmazdı. Sahneden indim Ateş yanıma geldi koluma girdi. "Kaşla göz arasında iyi şarkılar seçiyorsun. Bu arada sana bir sır vereyim mi?" Kafa salladım. "Ayık kafa ile sesin daha güzel." Gözlerimi devirdim. Numaracı uyuz. "Viski içmeme izin vermeyeceksin sanırım" Evet anlamında göz kırptı. "İyi ben eve gidiyorum. Hoşcakal." Kolumdan tuttu. "Bende geliyorum." Kaşlarımı çatıp ona baktım ne demekti bende geliyorum onu istemiyordum bu kadar sık ve dip dibe olmanın manası yoktu. Koluna dokundum. "Kötü haber." Anlamadı bakmaya devam etti. "Ben tek gidiyorum sen gelmiyorsun." Sırıttı. "Aaa ben ev arkadaşı oluruz sandım. Kirana ortak olurum." "İstemem kiramı babam ödüyor." Ben mekandan çıkarken yanımda geldi. "İyi sen bunu bir düşün o zaman." "Hıhı tamam tamam." "Eve bırakırım ama itiraz yok." "Peki." Arabaya geçtik ciddi ciddi izin versem sürekli benimle kalmayı kabul edecek yani tamam iyi birisin ama bu kadar da iyi olma benim bakıcıya ihtiyacım yok ki. Mutluyum böyle ilaç içtim zaten alkol istesem de alamam bugün ama bedenim artık birkaç kadeh bir şey içmek için çıldırıyor. Alkolsüzdük bedenimde resmen acıya sebep oluyordu. "Gamze'yi mi arasan?" Doğru arasam iyi olurdu konuşuruz demişti bana zaten. Gamze'yi aradım açtığındaki ses tonundan hüznü öyle belliydi ki. Ağlamış, kırılmıştı da zaten ben olsam bende ağlardım Aras bana böyle davransa kahrolurdum. "Gamzecim canım nasılsın?" "İyi bir cafedeyim kahve içiyorum. Sen?" "İyi bende Bulut gelmedi mi yanına? Ne yaptınız?" "Gelmedi Masal gelmesin istemiyorum da şuanda aradı açmadım. Neredesin sana gelsem diyecektim bugün." "Olur tabi. Ateş eve bırakıyor şimdi görüşürüz evde." "Ah oda gelsin onunla da konuşmam gerek." Neden ne konuşacaktı gelmesin niye gelsin ki sonuç olarak kız kıza dertleşmek her zaman daha iyidir bir erkek kız kıza dertleşmenin ortasında pekte güzel durmuyor. "Niçin?" "Konuşuruz evde." "Tamam canım." Telefonu kapayınca Ateş'e döndüm. "Hadi yine iyisin Gamze seni de istedi." Şaşırdı oda sonra hafif bir gülümseme ile. "İstenmeyen bir misafir olacağım yani." "Yoo istememek değil biliyorsun bazen gıcık birisi oluyorsun ben o yüzden istemedim seni. Alkol almamla ayrı bir sorunun var yetişkin bir kadınım değil mi? Biraz relax olsak." "Olmayalım Masalcım fazla relax olmak iyi değil. Sen biraz sıkıya gel.” Dil çıkardım ona daha çok güldü bu halime evin önüne gelince uygun bir park yeri bulup yanıma geldi hemen. Eve çıkarken de kendince nezaket gösteri olan bir üslupla. "Eğer gelmemi istemezsen ben döneyim geri. Ciddiyim." Koluna girdim. "Yok öyle yağma kahve yaparsın biz dedikodu yaparken sen aşçı değil miydin boş durmayıp çalışırsın." "Bak sen hanımefendiye boş zamanlarınızda gündelikçiliğe geleyim mi?" Düşünür gibi yaptım. "Biliyor musun uzun zamandır temizlik yapmıyorum süper olur." Evin kapısını açıp birlikte içeri girerken bir yandan konuşmaya devam etti. "Bilmeme gerek yok görüyorum her yer toz kaplamış astım krizi geçirir insan burada. Pasaklı mısın sen?" "Öyle olmuş olsam ne olacak. Ben memnunum halimden." Mutfağa geçip kahve makinesini çalıştırdım. Alkol yoksa kafein vardı. Oda bir nevi iş görürdü, yanıma geldi. "Gamze'ye mesaj atayım bence gelirken aktardan papatya alsın." "Neden?" "Papatya iyidir sinirleri yumuşatır ım sonra sakinlik verir Gamze'nin hayli ihtiyacı var." Senden Nefret ediyorum Ateş! elinde limonla geziyor sanki azıcık kendimi mutlu edecek bir şey bulayım cırt limon sık hemen. "Ben bitki çayı sevmem." "Ada çayı içmiştin ama." "Biran önce git diye içtim. Aa kahve güzel işte." Beni dinlemedi elinde telefonla bir şeyler yaptı sonra dolaptan fincanları çıkardı. "Çok hareketsiz bir hayatın var senin aslında düşündüm de bir spora mı yazılsan." Dişlerimi sıkarak baktım ona hayatımı neden organize etmeye çalışıyorsun sen be adam. "İstemem ben yan gelip yatma sporunu severim daha çok." "Hiç öyle değil sen gayette doğa yürüyüşü, dağ tırmanışı ve bunun gibi birçok şey yapmış kızsın." Evet yapmıştım. Yapıyordum Aras için yani tabiki çok eğleniyordum hepsini yaparken ama o çok severdi bu tarz şeyleri onunla birlikte bende sevdim. Neden bilmem ama içimden gelmiyordu artık bir şeyler yapmak hevesim mi kalmamıştı yoksa Aras gitti diye kendimi kapadığımdan mı bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey vardı ben hiçbir şeyden tat almıyordum. Hala onu özlüyordum hala acısı kalbimin içinde bir yerdeydi ama önüme bakıp hayatımı devam ettirmem gerektiği için iyi gibi rol yapıyordum. Kapı çaldığında benden önce gidip açtı kapıyı Gamze elinde torbalarla girdi mutfağa. "Papatyayı buldum. Kavrulmamış kuru yemişlerden sadece kaju ve badem vardı bende onları alıp yanına da biraz kaçamak olsun diye turta çikolata falan aldım." Anlamadım neyden bahsettiğini Ateş anlamadığımı fark edip açıklama yaptı. "Papatya çayı istedim atıştırmalık birkaç çerez. Kavrulmamışlar her zaman daha sağlıklıdır." Gözlerimi kapadım sağlıkla ne takıntısı varsa bu manyağın kafayı takmış. Sağlıklı olup ne yapacağız beş yüz yaşına kadar yaşama merakım yoktu ya. Ketılda kaynayan suyu çaydanlıkta boşaltıp torbanın içinde duran papatyaları ilave etti birkaç dilim limonda koyup altını açtı. Çerezleri ve diğer atıştırmalıkları da ayrı bir tabak yaptı. "Eee Bay Sağlık Profesörü." Güldü. "Kendinize dikkat edin diye çok güçsüz ve cılızsın Masal biraz toparlaman lazım." Aman gerek görmüyordum işte. Çay kaynayınca onları fincana doldurdu sonra hep birlikte salona geçtik Gamze durgundu yüzüne dokundum. "Bulut'a bir süre ara verelim dedim." Ağzım beş karış açık kaldı. "Ne demek o? Delirdin mi?" Ağlamaya başladı sarıldım ona. Bu kadar kötü vaziyette ilk kez görüyordum ben onu. "Gamze." Ağlamanın arasında zor çıkan sesiyle. "7 yıldır bu ilişki için çabalıyorum ben Masal her anında yanında oldum onun. Kıskandım evet çok sevdiğim için etrafındaki kızlardan kıskandım oda beni kıskandı. Karşılıklıydı her şey. Ben onu senden kıskanacak kadar düşmedim, biliyorsun bunu değil mi?" "Biliyorum bitanem." "Bizim başaramadığımızı başardı Ateş seni gülümsetmeyi kafanı az olsun dağıtmayı başardı. Sevinmek yerine kurcalıyor öyle bir şey yok dediğiniz halde kaldı ki olsa da onu ilgilendiren bir durum yok. Mutlu olmanı istiyorum, hayatına devam edebil yaşamayı sev ama Bulut sanki öyle olursa Aras’a ihanet edecekmişsin gibi davrandı ona kızdım ben.” Kafa salladım. Biliyordum Gamze beni neden kıskansın zaten kaldı ki kıskandı anlık olmuştur der geçerim üzerinde bile durmam. "İnan oda böyle söylemek istemedi bence." Gözünden akan yaşları sildi. "Manyakmışım ben ya böyle bir şey olabilir mi? Yedi yıldır her Allah'ın günü saçma sapan mekanlara da çıktığında bile yanında olsun, beş parasızdık yanında oldum, kötü günüdeydi yanındaydım bu mu gördüğüm değer. Evlilik meraklısı değilim ama bir kez bile konusu açmadı yedi yıl boyunca bende bir şey demedim benim ailemde ister ben evleneyim mutlu olayım ama ben bunları ona yansıtmadım bencillik yapmadım hiç. Başarmak istediği şeyler vardı onun için destekledim. Albüm yapmak istedi umut ettim onunla o benimle alakalı hiçbir şey umut etmemiş ki. Ben dedim ki her şey yoluna girdiğinde belki bir gün evleniriz bizimde sizin hayalinizi kurduğumuz gibi yuvamız olur." Ağlaması çoğaldı. "Hiç kurmadı biliyor musun?" "Neyi?" "Evlilikle alakalı tek bir hayal. İkimize dair hayaller oldu ama hiç yuvamız olsun demedi, çocuklarımız, kendi iki kişilik hayatımız... Bana geçen gün diyor ki Masal'a söylediğin söz sen zaten kalple bağlandın çoktan Masal Solmaz oldun dedim ya?" Kafa salladım demişti çokta doğru demişti. "Çok doğru söyledin evlilik saçma bir imza değil bende o kafadayım diyor." Evlilik saçma değildi tamam belki bir kağıttan, imzadan ibaretti ama olması da gerekirdi bizim sadece zamanımız yetmedi o kadar şanslı olamadık yoksa eminim Aras ile evlenmiştik ya da evlenmek üzere. "Ya ne olur beni yanlış anlama ama ben onu senin o an ki durumunda söyledim yani Aras yok siz evlenemezdiniz ama sen gerçekten Aras'ın olmuştun eğer yaşasaydı da zaten evleneceğinize eminim ama Bulut of kahretsin sanki sorun evlilikmiş gibi geliyor değil mi?" "Yok hayır inan öle değil anlıyorum ben seni." "Yoruldum Masal gecem gündüzüm yok her an onunlayım hayatımın merkezi o olmuş ama bana söyledikleri ve karşılığında gördüğüm değer... Bundan sonra en çok kendime değer vereceğim. Birlikte seninle güzel şeyler yapalım olmaz mı? Ateş'te yardım eder?" "Ne gibi güzel şeyler." "Mesela ben şey diyorum çömlekçilik kursuna gitsek iyi olmaz mı?" Çömlek mi ıy hiç sevmem olmaz tırnak aralarım pislik olur. Suratımdaki ifade kendini belli etmiş olacak ki Ateş: "Masal pek sevmedi bence bu fikri." "Ben sanattan pek anlamam el yeteneğim sıfır başka bir şey olabilir." “Ya sen iç mimarsın sallama Masal.” “Başka şey olsun ya lütfen.” "Yemek?" Olabilirdi belki ama yemek olursa sürekli yemek isterdim sürekli yersem şimdi için olmasa da ilerleyen zaman için sorun teşkil ederdi. Şişman bir kadın olmak istemezdim açıkçası. Gamze birden. "Dans? Dans harika olmaz mı?" Güldüm kafa salladım evet güzel olabilirdi. "Arjantin tango nasıl?" Arjantin mi tango neyin tangosu ben tango yapmam. "AA salsa falan güzel olmaz mı? Tango çift gerektirir hem." "İyi ya Ateş bizim çiftimiz olur." "Daha neler Gamze adamı da peşimizden sürükleyelim." "Benim içinde fark etmez ama bireysel bir dans daha iyi olur sanki?" "Amma sıkıcısınız. Neyse dansı cebe koyalım yarın için plan yapalım." Ateş alaycı tavırla. "Yarın ilk iş temizlik yapabiliriz sonrası için plan kolay." Gözlerimde ölümcül bakışla ona baktım. "Uyuz musun sen acaba?" "Hiç değil." Kafamı başka tarafa çevirdim o sıra telefonum çaldı Bulut arıyor Gamze gördü bir şey söylemedi ama açtım. "Efendim?" "Nasılsın. Nasıl gitti sahne?" "İyiydi. Sen nasılsın?" "Berbat. Teşekkür ederim tekrar." "Önemli değil Bulut dostuz biz." "Gamze orada mı?" "Evet." Yalan söyleyemezdim kaldı ki barışmamaları üzüyordu beni. "Onu çok seviyorum ama sanırım çok kırdım onu." "Her şeyin bir yolu vardır değil mi?" "Var mıdır?" "Vardır." "Görmek istemiyor beni." "Biliyorum. Biraz zaman ver ona kırdın onu ama onarmanın yolunu bulursun. Unutma olur mu?" "Tamam unutmam. Teşekkür ederim. İyi geceler." "İyi geceler." Telefonu kapadım Gamze sormadı ne dedi demedi bile çok kızgındı demek anlıyordum onu bende kızmıştım bir keresinde. Aras ile birinci senemiz falandı sanırım o gün için plan yapmıştık birlikte bir şeyler yapacaktık.... O an belirdi hemen gözümün önünde. Tüm gün işleri var diye Aras'ı aramamıştım nasılsa buluşacaktık akşam için güzel bir yemek yiyip sonrasında belki canlı müziğe gideriz diye konuştuk. Akşama kadar evde bir şeyler hazırladım ikimizin sevdiği güzel ve lezzetli şeylerden. Saat 7'ye geliyordu hala Aras'tan ses yok aradım açmadı endişelendim normalde asla huyu değildi geç kalmak ya da insanları ekmek. Sofranın başında çaresizce bir saat daha bekledim en son kapı açıldığında mutlulukla ayağa kalktığımda Aras arkadaşları ile giymiş formayı almışlar cipsleri, biraları bize gelmişler. Hediye paketi gibiyim onların karşısında beni öyle görünce şaşırdı unuttuğu şey aklına geldi. Beni sallamamıştı ben öyle hissetmiştim en azından öylesine çok kırıldım ki dalga geçer gibi karşımda beş adamla... Çocukları yolladı kendini affettirmeye çalışmıştı. "Sevgilim çok çok özür dilerim ben aptalın tekiyim." "Aptal mı sen düşüncesiz bir aptalsın. Burada saatlerdir bizim için bir şeyler yapıyorum günlerdir o lanet provaların bitsin diye bekledim bugün bizim olacaktı sahi unuttun mu?" "Aklımdan çıkmış maç olunca." "Maç olunca...Değil mi konu maç olursa Masal kimin sikinde olur!" "Masal terbiyesizleşme o ne demek öyle aşkım gerçekten anlık gelişti her şey." "Öyle mi şimdi de anlık gelişiyor o zaman. Defol!" "Ne?" "Git evden hadi." "Sevgilim bak özür dilerim." Kolundan tutup kapıya yönelttim. "Hadi naş Aras Bey. Maçını kaldığın yerden izle gözüme gözükme anladın mı?" Elimi tutmaya çalıştı. "Ne güzel şeyler hazırlamışsın hadi yemek yiyelim." Masaya baktım hazırlamıştım tabi tüm gün uğraştım bunlarla. Masanın başına gittim örtüyü çekip yerle bir ettim hepsini. "Masal!" "Yenilecek yemek kalmadığına göre seri şekilde kaybol." "Sen sinirlenince ağzın çirkinleşiyor farkında mısın? Sevgilinim kız ben senin." "Aras kaybol bak gerçekten ciddiyim anladın mı? Daha fazla da çirkinleşebilirim. Git!" Gitti bir şey söylemeden çıktı gitti gitmeseydi yalvarsaydı biraz daha süründürseydim bende o yine yalvarsaydı aman yalvarmasın öküzdü o öküz bizim için özel anı unutan bir öküz. Yerle bir ettiğim masayı toplamadım bile üzerimdeki kıyafetleri hırsımdan çöpe attım ben sinirlenince gözü dönen pire için yorgan yakan bir tiptim elimde değildi ne yapayım! Sabaha kadar ağlamıştım belki de oda aramamıştı üstelik bu kadar kolay mıydı bir şeyleri yok etmek beni unutmuştu zaten şimdi de unuturdu değil mi? Ben olsam beni unutmazdım. Senden nefret ediyorum Aras Solmaz!" Evden çıkıp Gamze ile buluştum Aras onlara bahsetmiş zaten birazcık Gamze bana hak verdi doğal olarak zaten sokakta yüz kadına sorun yüzü bana hak verir vermeyen ayıp eder. Arka fonda unutuldum içim yana yana unutuldum ölüm sana bana şarkısı çalıyor kendi versiyonumda! Hayatı sana zehir edip süründürmezsem bende Masal Dinçer değilim. Gamze ile sohbet edip eve geçtim. İçeri girdiğimde dünkü enkaz yoktu ve evden bir dakika evden güzel yemek kokuları geliyordu. Birkaç adım attım üzerinde mutfak önlüğü Aras karşımda. "Sana yemek yapıyordum erken geldin?" Mutfağa baktım tencerede pişen yemekler üzerinde önlük olan Aras sakın gülme yelkenleri indirmek yok. "Seni en son evden kovmuştum diye hatırlıyorum." Kafa salladı. "Kovmuştın bende senden sonra geri girdim." "Öyle mi ha sen diyorsun ki anahtar göbeğini de değiştir kovsan da anahtarım var." "Kov bacadan olsun yine girerim sensiz benim bir yerde işim olmaz." "Dün öyle değildi ama." "Ah be kadın yapma böyle eşeklik ettik işte mazur gör." Omuz silktim. "Görmem git evimden." Kollarımdan tuttu beni kendine çekti. "Bana bak sen erkeğini evden kovmaya utanmıyor musun?" Güldüm gülünce burnuma öpücük kondurdu. "Vallahi köpekler gibi pişmanım kızım sensiz geçmiyor günlerim." "Ahhh kara kartal maç vardı nasıl geçmez zaman." "Başlatma maçına bemim kadınım beni evden kovmuş." Elimi göğsüme götürüp. "Oh olsun sana akıllan." "Vallahi billahi akıllandım." Kollarını belime sarmış kendini bana çoktan affettirmişti benim yaptığım kız evi naz evidir olayı biraz daha burnu sürtsün diye. Dayanamadım ama ona uzak kalmak zaten işkence gibiyken oda pişmanken uzak kalmamız manasızdı. Öptüm dudaklarını önce o dudakları yedim sonra yaptığı yemekleri. Anlatırken gülümsememe rağmen gözümden yaş aktı. "Bazen aptalca davranabilirler ama emin ol bize olan sevgileri değişmiyor. Biliyorum ben Bulut'ta sana çok aşık. Şimdi şuan da olsaydım Aras ile bir dakika mı bile ayrı geçirmezdim." Hatalar yapabiliriz ya da birçok yanlış eğer geri dönüşü varsa affetmeli insan affetmezse o ayrı zamanlar için pişmanlık duyar sonra. Sevdiğimize sarılmak varken kızsakta konuşup anlaşmak varken bağırıp, çağırıp sonrasında büyük kavgalar ederek neyi çözerdik. Hiçbir şeyi. Kendimize ettiğimizle kalırdık. Unutmamalı ki her zaman bir seçenek daha vardır ve o seçenek göz ardı edilmemelidir.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD