Asla Senden Gidemem

1004 Words
Zeynep ''Teşekkür ederim. Her şey için, çok teşekkür ederim Ateş.'' Dedim. Ne diyecek diye beklemeye başladım. O ise hiçbir şey söylemedi. Bana doğru yaklaştı ve yanağıma, hayır hayır yanağım değil tam dudağımın kenarına minicik bir öpücük bıraktı. Bu gerçek mi? Beni öptü mü? Ne yapacağımı bilemedim. Olan her şey hafızamdan silinmiş gibiydi. Sadece bu an kalmıştı sanki zihnimde. Geri çekildi, göz göze geldik. Kocaman gülümsedim ona. Yapacak başka hiçbir şey bulamadım. Bu kalp atışlarıyla ise konuşmam imkansızdı. ''Yarın işe gelme, dinlen.'' Nasıl yani? Seni göremeyecek miyim yarın? ''Gerek yok, böyle yaparsanız kendimi daha kötü hissedeceğim.'' ''Zeynep, söz dinlesen olmaz mı?'' dedi ve derin bir iç çekti. ''Bana iyi geleceğini bilsem, gelmem derdim. Evde oturmak bana iyi gelmeyecek.'' Seni görmek beni iyileştirir belki... ''Tamam, burada mı kalacaksın peki?'' ''Bilemiyorum. Emin değilim.'' ''Bana nerede olduğunu haber ver, sabah gelip seni ben alacağım.'' dedi. Gülümsedim. ''Zeynep, ne zaman istersen ara. Sabah değil, ne zaman istersen... Anlıyorsun beni, değil mi?'' Onu anlamam için yalvaran gözlerle bakıyordu adeta bana. Biraz daha böyle bakarsa, asla buradan gidemem. Bana böyle bakarsan Ateş, asla senden gidemem. ''Anladım. Teşekkür ederim... Çok teşekkür ederim.'' Arabadan indim ve Tuğçe ablanın evine doğru gitmeye başladım. Asla arkamı dönüp bakmadım. Ona baksaydım, gideceğim tek yer onun yanı olurdu. Tuğçe abla beni defalarca kez aramıştı, mekanda bizi izliyordu ancak çıktıktan sonra biraz da kasıtlı olarak beni kaybetmesini sağladım. En son telefonunu açtığımda ise delirmiş gibi konuşuyordu. Annem onu arayıp, babam ile gece yaşananları anlatmış. O da eve gidip annemi almış ve kendi evine getirmiş. Benimde hemen buraya gelmemi istemişti. Kapıyı çaldım, Tuğçe abla kapıyı açtı. Beni görünce önce azarlamaya başladı, sonra gözünden birkaç damla yaş aktı ve sıkı sıkı sarıldı. Annem de yanımıza geldi, o da sarıldı. ''Hey! Ben de buradayım ve kıskançlıktan çatlayacağım.'' dedi ve koşarak Sedef'de üzerimize geldi. Birbirimizden ayrıldıktan sonra Sedef'e döndüm. ''Sen ne yapıyorsun burada, bal gözlüm?'' ''Beni istemiyor musun? Küsmek üzereyim sana.'' dedi ve dudakları büzdü. ''Öyle şey olur mu hiç, en çok seni istiyorum.'' dedim ve minik bir kahkaha attım. Hep beraber oturduk. Gerginliğimin onlarda farkındaydı. Caner'in söylediği her şeyi tek tek anlattım. Hiçbir detayı atlamamaya dikkat ettim. Annem ve Sedef paniklemiş gözüküyordu. Üçümüzün aksine Tuğçe abla son derece sakindi. Bu sakinliği beni oldukça şaşırtmıştı. ''Tam istediğim gibi.'' dedi Tuğçe abla. ''İstediğin şey tam olarak bu mu, emin misin? Adam beni tehdit etti. Aileme, sevdiklerime zarar verebilir.'' dedim, biraz öfkelenmiştim. ''Zeynep, size zarar gelmesine asla izin vermem. Daha önce de söyledim sana. Her şey yoluna girecek. Caner'in sana olan ilgisini zaten biliyorduk. Artık sadece ilgili olmadığını da biliyoruz. Caner yapmayası şeyleri yapıyor. Bu da demek oluyor ki sen onun zaafı olmuşsun.'' ''Bu ne demek?'' diye sordu annem. ''Caner, babasından daha acımasız bir adamdır. Borcu ödememek ise en büyük suçlardan biri. Babana zarar vermedi, aksine bu duruma düşmesine yardım etti. O gün geldiğinde sana zaman vermeden, seni alıp gidebilirdi Zeynep. Ama yapmadı. Çünkü sadece senin yanında olmanı istemiyor. Senin de onu sevmeni istiyor. Caner'den beklemediğim kadar masum bir aşk.'' Nasıl yani? Bu sadece bir takıntı değil mi? Tek amacı beni elde etmek sanmıştım. Gerçekten bana aşık mı? Beni gerçekten seviyor mu? Bu mümkün mü sahiden? Birinin beni gerçekten sevebileceğini hiç hayal edemezdim. ''Emin misin Tuğçe? Zeynep'e zarar vermez yani değil mi?'' diye sordu annem. ''Merak etmeyin hanımlar, buradan sonra her şey daha kolay olacak. Ahmet bey ve Nevra ile de görüştükten sonra ne yapacağımıza karar vereceğiz.'' Biraz daha konuştuktan sonra anneme döndüm, onunla ne yapacağımızı da konuşmalıydık. Babamın yanına geri dönmek istemiyordum. ''Anne, eve geri dönemeyiz. Beni anlıyorsun değil mi?'' ''Biliyorum kızım. Anlıyorum. Seni oradan çok daha uzun zaman önce kurtarmalıydım, yapamadım.'' Gözleri dolmuştu hemen. Ben sana nasıl kızayım ki? Seni nasıl suçlarım ki anne? Bir yol bulabilseydin, zaten kurtarırdın biliyorum. O sırada telefonum çalmaya başladı. Gidip çantamdan aldım. Tanımadığım bir numara arıyordu. Telefonu açtım. ''Efendim?'' ''Zeynep, kızım.'' Babam, babam bana kızım demişti. Bu kadar içten hem de. Gözümden bir damla yaş aktı. ''Baba, sen misin? Kimin numarası bu?'' ''Benim, annen yanında mı kızım?'' Kızım dedi yeniden. Bu normal bir konuşma olmayacaktı belli ki. ''Evet yanımda baba, ama neden aradın? Eve gelip bizi bulamadıysan, geri dönmeyeceğiz. Artık seni görmek istemiyoruz.'' ''Biliyorum Zeynep, çok hatalıyım. Bu yüzden bu konuşmayı yapacağım. Annenin de duymasını sağlar mısın?'' Sen mi hatalısın? Güldürme beni baba. Bunlar senin lafların değil. Telefonun sesini açtım ve annemlerin yanına gittim. ''Evet, dinliyoruz. Söyle!'' ''Ben her şey için çok özür dilerim. Size yaptığım her şey için çok üzgünüm. Beni affetmeyeceksiniz, biliyorum. Ben de kendimi affetmeyeceğim.'' ''Baba, başına taş falan mı düştü senin?'' ''Gerçekten üzgünüm Zeynep, çok özür dilerim sizden. Ben gidiyorum.'' ''Nereye gidiyorsun? Baba, yine başın belada mı?'' Annem şaşkın bir şekilde bakıyordu sadece, Sedef de öyle. ''Hayır kızım, hiçbir şey yok. Sizi, kendimden kurtarıyorum.'' ''Neler oluyor Barış? Yine neler yaptın? Neden kaçıyorsun?'' Diye cevap veren bu kez annem oldu. ''Kendi yaptıklarımdan kaçıyorum Defne. Helallik isteyemem, hakkım yok. Ama söylemek istedim, gerçekten pişman olduğumu bilin.'' ''Baba...'' Dedim ama cümlemi kuramadım. ''Seni yeniden cezalandırmayacağım Zeynep. Evet gidiyorum ama evden gidiyorum. Orası sizin eviniz. Orada fazlalık olan benim. Bu yeni numaram. Bir gün beni yeniden görmek istersen, ben seni bekliyor olacağım. Yaşadıklarınızı unutturamam, biliyorum ama özür dilerim kızım. Ne zaman bana ihtiyacın olursa, yanında olacağım. Hoşça kal...'' Bunları söyleyip telefonu kapattı. Annemle dönüp birbirimize baktık. ''Bu ne böyle şimdi, Barış amcanın kesinlikle başına bir şey düşmüş.'' dedi Sedef. Annem de onu onaylar gibi başını salladı. ''Vallahi kızım, ben de anlamadım. Ne olmuş bu adama böyle?'' ''Ben neler olduğunu araştırıp size söylerim.'' Tuğçe abla, yine olaya el atmıştı. Ben ise minik bir kahkaha attım. Anneme döndüm. ''Bu babam değil anne. Babam asla böyle şeyler söylemez. Bir şeyler var. Tuğçe abla araştırsın, anlarız.'' Kalbim paramparçaydı. Bu söylediklerinin gerçek hislerin olmasını dilerdim baba. Ama tam yirmi beş yıldır tanıyorum seni. Kendimi bildim bileli de ben senin yanındayım demeni bekledim, başımı okşamanı. Hiç yapmayacağını da anladım. Şimdi neler oluyor bilmiyorum ama bu sen değilsin. Sen ellerini beni sevmek için kullanmadın hiç. Elini yüzümde yalnızca tokat yerken hissettim. Saçlarımı okşamadın, bana sarılmadın. Gizlice bile sevmedin beni. Seni tanıyorum baba, sen pişman olacak bir adam değilsin. Seni en iyi ben tanıyorum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD