Sen Geldin

1004 Words
Ateş Zeynep ve Ali ile vedalaştıktan sonra arabama bindim ve Erdem'i aradım. ''Ne yapıyorsun yakışıklı?'' ''Ya yılışık yılışık konuşma Erdem.'' dedim ve güldüm. ''Güzele güzel, yakışıklıya yakışıklı denir aslanım.'' dedi ve güldü. Güzel... Sahiden güzel... ''Boş yapma be Erdem, akşam geldiğimde beni kurtarın.'' ''Oğlum biz niye kurtaralım seni? Söyleseydin gelme diye kadına. Sanki çok kibar birisin de, şaşırmazdı kadın merak etme.'' ''O an diyemedim işte Erdem, bir kere işim düştü sana.'' ''Tamam tamam ben de o iş.'' Telefonu kapattım ve evime doğru gitmeye başladım. Neden Zeynep'in yanında gelme diyemedim ki kadına? Pencereden gördüğüm adam da abisiyim dedi. Dedi yani sonuçta bir kere. Sonra karar değiştirip yok abisi değilim diyemez artık. Kendi kendime konuştuğumu fark edince gülmeye başladım. Çalan telefonum kahkahalarımı böldü. ''Efendim baba?'' ''Ateş, her neredeysen hemen eve gel. Korumalar yakınlarında mı? Kontrol et.'' Çevreyi taramaya başladım, korumaların araçları peşimdeydi. Arkalarında da onları takip eden bir araç fark ettim. ''Baba, ne oluyor?'' ''Eve geldiğinde konuşalım, sen bir an önce gel, korumalar adamları halledecek.'' Böyle yaşamayı sevmiyordum ama başka şansım yoktu. Burada sadece kendime ait özgür bir hayat kurmayı istiyordum. Ama olmuyordu işte. Hızlıca babamların evine geldim ve içeriye girdim. ''Baba?'' ''Abi, hoş geldin.'' ''Yukarı, çalışma odasına çıkalım.'' dedi dedem. Çalışma odasına geldik. ''Ne oluyor? Dede bu ne yine?'' ''Karan sana söyledik, bu adamlar diğerleri gibi değil. Seni korumaya çalışıyoruz.'' ''Tamam, şimdiye kadar hep düşmanımız vardı. Hep birileri peşimizdeydi. Bunların derdi ne bu kadar?'' ''Oğlum.'' diye araya girdi babam. ''Bizimle tek derdi ihaleyi kaybetmiş olması. Daha önce batmış bu herif. Yasadışı işler yapıyordu, ben de polisle işbirliği yaptım. Düşmanlığı buradan geliyor. Kim destek olduysa yeniden güçlenmiş. İhaleyi bahane edip, bize saldırıyor.'' ''Tamam, bilgileri bana da verin, bir yolunu bulacağım.'' ''Ben bir yolunu buldum, halledeceğim merak etme. Sadece bu aralar daha dikkatli olmanızı istiyorum.'' ''Tamam baba, ilk ve son kez tamam diyorum. Bir daha olmayacak.'' ''Tamam oğlum, lütfen beni zorlama.'' '''Başka bir şey yoksa çıkacağım.'' ''Bu söz dinleyen halin mi gerçekten?'' ''Baba, merak etme güvenli bir yerde olacağım.'' ''Glamo, güvenlidir evet.'' dedi ve güldü. ''Ajanın iyi çalışıyor.'' dedim ben de gülerek. ''Elbette, onu bunun için seçtim.'' Gülerek evden ayrıldım. Koruma araçlarının birinin olmadığını fark ettim, diğerlerini hallediyor olmalıydılar. Kendi evime geçtim ve hazırlandım. Glamo'ya vardığımda bize ait locaya geçtim. Erdem ve Deniz çoktan oradaydı. ''Selam beyler!'' ''Ee, hani bizle ilgilenmeyecektin?'' dedi Deniz. Erdem ise gülerek, ''Bizzat benimle ilgilenecek.'' dedi. ''Oo, yakışıklılar, görüşemedik.'' diye içeri girdi Deren. ''Hoş geldin Deren.'' ''Merhaba.'' diyerek giren ise Ece'ydi. Hepimiz göz devirerek Deren'e baktık. Sessizce teyzesinin rica ettiğini söyledi. Ece normalde de pek çekilebilen biri değildi ama içtiği zaman hiç çekilebilir olmuyordu. Saate baktım, dokuza gelmek üzereydi. Erdem'i arayan güvenlik, Oya isimli bir misafirimiz geldiğini söylemiş. İçeri alma mı deseydik acaba? Saçmalamaya başladım, sarhoş olmuş olamazdım herhalde. Daha iki kadeh içmiştim. ''Misafirin geldi.'' dedi ve mekana giren kadını gösterdi. ''Ne misafiri, ne oluyor Ateş?'' diye bağırdı Ece. ''Ece saçmalamayı da sesini de kes. Çekil önümden.'' dedim ve alt kata indim. Bizim locanın olduğu yer üst katta, tüm mekanı görecek şekildeydi. Buradaki kalabalık ise yukarıdan güzel görünüyordu. İçlerine karışmak pek hoşuma gitmiyordu. ''Ah! Ateş bey, sizi görene kadar gelmeyeceğinizi düşünüyordum.'' Keşke gelmeseydim o zaman. Yok canım neden böyle düşünüyorum ki? Ne oluyor Ateş sana? Yanımdaki kadın hem çok güzel hem de çok çekiciydi. Bir an önce kendime gelmem gerekiyor, iyice saçmalıyorum. ''Gelmeyecek olsam, seni çağırmazdım.'' dedim ve yüzüme yarım bir gülüş yerleştirdim. ''O zaman, çok yanlış düşünmüşüm.'' dedi ve bir anda dudaklarıma yapışmaya çalıştı. Onu hemen durdurdum. ''Öpüşmeyi sevmem.'' ''Anlıyorum, o zaman önce bir şeyler içelim. Sonra...'' dedi ve kahkaha attı. Erdem'in bize yaklaştığını fark edince ona elimle gelmemesi için işaret yaptım. Ece ile oturacağıma en azından bu kadınla otururdum. Neden istemedim ki zaten? Erdem beni dinlemedi ve yanımıza geldi. ''İyi eğlenceler.'' ''Ah! Merhaba Erdem Bey.'' ''Erdem ne oluyor?'' Kulağıma yaklaştı ve Ece'nin sorun çıkardığını söyledi. ''Benim biraz işim var, geleceğim.'' dedim ve yukarı locaya çıktım. Ece ağlıyordu, masada duran tüm bardakları yere çarpmıştı. ''Ece, ne yapıyorsun?'' ''Geldin mi? Ateş lütfen beni buradan götür.'' ''Ece, çok istiyorsan seni biri eve götürsün ama o ben olmayacağım. Deren, kuzenini sakinleştir. Bir daha o gelecekse sen de gelmesen iyi olur.'' ''Ateş, yapma böyle. Benim ne suçum var? Biliyorsun.'' dedi Deren. ''Deren, bence beni de insanları da kandırma. Sen istemesen onu buraya getirmezdin, hepimiz biliyoruz.'' dedim. Deren'in gözleri doldu ve Ece'yi çekiştirerek götürdü. ''Deren'e neden yüklendin?'' dedi Erdem. ''Erdem, yapma. Deren isteseydi onu buraya getirmezdi. Bu olayları ilk kez çıkarmıyor Ece. Bunu bile bile yaptı Deren.'' ''Kusura bakma Erdem ama Ateş haklı, Deren'in ne düşündüğünü bazen ben bile anlamıyorum.'' Biz konuşurken, çalışanlar etrafı toparlıyordu. Sıkılmış bir şekilde iç çektim ve oturdum. Ben oturunca Erdem ve Deniz de oturdu. Erdem içkileri tazeledi. ''Aşağıda misafirin var. Neden buradasın?'' dedi Deniz. ''Evet oğlum bana da gelme dedin. İşler yolunda sanmıştım.'' ''Abi, kızla ilgili bir sorun yok ya ben bugün pek havamda değilim.'' ''Sen, havanda değilsin öyle mi?'' ''Öyle Deniz, ne var bunda?'' ''Pek rastlanan bir durum değil sonuçta.'' ''Bu havanın olmama sebebi, senin ajan olabilir mi?'' diye sordu Erdem. ''Ne alaka be oğlum?'' ''Aşk mı diyorsun?'' ''Deniz saçmalama, ben ve aşk ?'' ''Ne var oğlum? Elbet bir gün aşık olacaksın.'' ''İnanmadığım bir şey başıma gelemez.'' ''Aşka inanmamak ne yahu?'' diye sordu Erdem. ''Derin sohbetler için kötü bir gün ama korkmaktan vazgeç artık Ateş. Aşk sandığın gibi bir şey değil.'' ''Siz de bu gece çekilmiyorsunuz.'' ''Ateş, kız seni öpmeye çalıştığında neden izin vermedin?'' diye sordu Deniz. ''Siz beni mi dikizliyorsunuz buradan?'' ''Ateş, soruma cevap ver.'' ''Of, boş yaptınız iyice. O an öpüşmek istemedim, öpüşmeyi sevmem dedim ve çekildim işte. Ne var?'' Bana imalı bakışlarını görünce sinirlenip masadan kalktım ve aşağıya inmeye başladım. Aşktan korktuğum falan yok ki benim. Aşk koca bir yalan işte. Yalan bir şeyin neden peşinden koşayım? Bir de Zeynep'e mi yani? Zeynep... Tamam aşka inanmıyorum ama ilişki insanı da değilim ki, kimseyi kırmamaya çalışıyorum işte. Basit yaşıyorum ne var? diye düşünürken merdivenlerden inmiştim. O anda birine çarptım ve yere düşeceğini fark ettim. Hemen belinden tutup kendime doğru çektim. Tanıdık bir koku aldım ve kıza baktım. Bu gördüğüm doğru mu? ''Zeynep?'' ''Ah! Merhaba Ateş Bey.'' ''Sen geldin... Neden?''
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD